Küresel barış için "Türk dünyası" ufku şarttır

Arşiv.

Gökhan Gökçek/Tarihçi-Yazar

İkinci Cihan Harbi’nden sonra kurulan küresel statüko her gün yeni bir yara almaya devam ediyor. Birinci Cihan Harbi’nde haksızlığa uğradığını söyleyerek dünyayı kana bulayan Hitler faşizmine karşı Birleş Milletler ile sembolleşen son müesses nizam kurulmuştu. Bu nizam sözde “beş büyük” üzerine bina edilirken dünyaya küresel bir barış vadetmişti. Hatta bu görüş o kadar kabul görmüştü ki, dünyadaki savaşların temel tetikleyicileri olan Avrupa ülkeleri, savaştan azade bir şekilde yaşamak adına güvenliklerini “beş büyük”lerden ABD’ye ve dolaylı olarak İngiltere’ye devretmişlerdi. Avrupa Birliği kurulmuş; sosyal, kültürel ve iktisadi bütünlük tesis edilirken ordu/savunma sanayii gibi alanlarda yatırımlar arka plana atılmıştı. Gelinen noktada ABD; müesses nizamda uzun bir süre “eşitler arasındaki birinci” olarak konumlanmış ve sözde müesses nizamın koçbaşı olmuştu.

Bugün başta Gazze’de, İsrail eliyle gerçekleştirilen soykırım olmak üzere dünya üzerinde pek çok hukuk ve insanlık dışı hadiseye şahit oluyoruz. Sözde küresel barışın mimarları ve mesulleri olan BM Daimi Temsilcisi beş ülke; siyonizmin finanse ettiği pek çok hadiseye göz yummakta, ülkelerin kaos, iç çatışma, dış müdahale, açlık, fakirlik ve terörizm ile istikrarsızlaştırılmasına adeta teşne olmaktadır.

STATÜKOYA KARŞI İNSANİ MANİFESTO

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu adaletsiz düzene karşı “Dünya beşten büyüktür!” diyerek üç kelimeden oluşan büyük bir manifesto ile cevap vermiştir. Evet; dünya bu beş ülkeden çok büyüktür ve acilen kanın, kaosun ve krizin durdurulması elzemdir. Küresel sistemin insanlığın aleyhine irtifa kaybettiği şu günlerde yeni bölgesel mekanizmalar, en önemli çıkış noktalarıdır. Çeyrek asırda tarımdan sanayiye, savunmadan şehirciliğe, kültürden eğitime kadar her alanda devrim yaşamış olan Türkiye; dış politikada da adeta yeni bir çağa geçiş yapmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şahsında ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin katkıları ile şekillenen Cumhur İttifakı’nın kararlı ve istikrarlı iradesi, dış politikadaki ağırlık noktasını çok daha fonksiyonel hale getirmiştir. Bu anlamda Türk Dünyası ile yakalanan güçlü sinerji; Türkiye’nin bölgesel ve küresel denklemdeki barış, refah, huzur ve istikrar çağrısına en büyük katkı olarak karşımızda durmaktadır.

TÜRK DÜNYASI BİR FIRSATTIR

Bugün Türk Dünyası; enerjiden ulaşıma, kültürden eğitime ve şüphesiz dış politikaya kadar ülkemiz, Türk devletleri ve dünyamız adına çok anlamlı ve çok olumlu fırsatları içermektedir. Enerji arzının büyük bir problem olarak ortaya çıktığı ve tüm insanlığı etkilediği bu zaman diliminde Türk dünyası ve Türkiye eliyle küresel piyasalara ulaştırılacak enerji arzı; başta siyonizmin sebep olduğu global ekonomik krizlerin de önüne geçecektir. Bu anlamda Türkiye ile Türk Dünyası’nın en üst seviyede iş birliği tüm insanlık adına büyük bir öneme sahiptir. Türk devletleri arasındaki irtibat ve iş birliğini daha da güçlendirmek adına kurulan Türk Devletleri Teşkilatı; küresel krizlere karşı oluşturulmuş çok fonksiyonel ve güçlü bir çatıdır. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu Türk Dünyası vizyonu, bu platformun güç çarpanıdır ve meyvelerini vermeye başlamıştır. Ancak diplomasi uzun solukludur ve küresel sisteme alternatif oluşturmak zaman alacaktır. İşte tam bu noktada Türkiye ve Türk Dünyası arasında kurulacak güçlü iş birliğinin en önemli köprüleri gençler olacaktır. Yarının sahibi olan gençler, istikbalin de mimarları olarak Türk devletleri arasındaki iş birliğini en ileriye taşıma kudretine ve salahiyetine sahiptirler. Bu kudrete güç vermek, hepimizin asli vazifesi olsa gerek. Bu anlamda Türk Devletleri Gençlik Platformu üyesi olan Türk Dünyası Gençlik Vakfı’ndan bahsetmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

TÜRK DÜNYASI MEFKURESİ

Türk Dünyası Gençlik Vakfı, 7 Kasım 2024 tarihinde tüzel kişiliğini kazandı. Üniversitelerde “Türk Dünyası Gençlik Konseyi” adıyla kulüp çalışmalarını yürüten vakıf; Türkiye ve Türk Dünyası arasındaki en güçlü ve en köklü bağ olan gençler özelinde çalışmalar yapmayı amaç edinmiş durumda. Gençlere Türk Dünyası ufku aşılamaya çalışan vakıf Türkiye genelindeki üniversitelerle birlikte Türk devletlerindeki üniversiteler arasında da çalışmalarını yürütüyor. Türk Dünyası’nın tüm bölgelerinden gençlerin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde misafir edildiği “Türk Dünyası Gençlik Buluşması” ve “Türk Dünyası Siyaset ve Liderlik Akademisi” gibi önemli projelerle de adından söz ettirmeye başladı. Başkanlığını yazar Ramazan İzol’ün yaptığı vakfın mütevelli heyetinde ve yönetiminde Türk Dünyası’na gönül vermiş pek çok isme rastlamak mümkün. Türk Dünyası’nın taşıdığı potansiyeli gençler eliyle gerçeğe dönüştürme ülküsüne katkı sunmayı düşünen vakıf; Kırım, Kerkük, Kaşgar, Keşmir, Kıbrıs ve Kudüs’teki sorunların çözülmeden küresel barışın tesisinin mümkün olmadığına inanıyor. Türk Dünyası ufkuna yeni bir soluk getiren mezkur kuruluşun küresel adaletsizliğe karşı atılan adımlara yeni bir soluk ve güçlü bir katkı getirmesini umut ediyor ve ekliyorum; yaşasın Türk Dünyası!