“Ticarette Türkiye Yüzyılı Zirvesi” İstanbul’da kapılarını açtı. Ticaret Bakanlığı ve Albayrak Medya öncülüğünde İstanbul Finans Merkezi Halkbank Kuleleri’nde düzenlenen zirvede, Türkiye’nin ihracat vizyonu ve küresel ticaretteki hedefleri masaya yatırıldı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, zirvenin özel oturumunda Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, TVNET Genel Yayın Yönetmeni Serhat İbrahimoğlu ve Z Raporu Genel Yayın Yönetmeni Semra Karabaş’ın sorularını yanıtladı.
ABD - İran geriliminden önce dünya resmine bakarsak çok çalkantılı dönemden geçtiği ortada; Gezi olayları kanlı darbe girişimleri kovid krizi, dünyada yaşanan enflasyon patlaması, Ticaret savaşları gümrük savaşları derken bu süreçte dünya ticaret örgütünün etkisizleşmesi, İsrail'in saldırıları ve 70 gün önce başlayan İran saldırısı ve Hürmüz Boğazı'nınj kapatılması büyük bir krize yol açtı. Çünkü dünyadaki doğalgazın yüzde 20'si Hürmüz boğazı'ndan geçerek dünyaya satılıyordu. Şimdi Hürmüz Boğazı'nın koz olarak kullanılması piyasalarda arz krizi endişesi ve hızlı bir tırmanış başladı.
Piyasada bulunamama arz krizi etkisini bereberinde getirdi. Türkiye bu dönemde barışı sağlamak için büyük uğraş verdi ve hala vermeye devam ediyor. Şuanda gelinen noktada müzakereler,diğer adıyla pazarlıklar devam ediyor. İran'ın nükleer kartı müzakerelerin zorlu geçmesini sağlıyor. Biz bu ülkeler komşu ülkeyiz, kuzeyinde mini bir dünya savaşı batıda balkan savaşı, güneyde Suriye Irak'ta yaşananlar İsrail'in batı şera'daki katliamları, soykırımları derken böyle bir coğrafyada bir ülke yıldız gibi parlıyor. Herkesin rol model aldığı bir ülke konumundayız.
Gerçekten Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve dirayetli yönetimiyle 23 senede 40 yıllık terörü yok etmiş ve Türkiye topraklarında vatandaşlarımızın tırnağına zarar gelmeden bu savaşlardan Türkiye'yi ve halkımızı ayrı tutmuş, korumuş, terörü yok etmiş, huzur ve asayişi sağlamış ve yılda ortalama yüzde 5,4 büyüme sağlamış bir ülke 23 yıldır. Ve milli gelirini 238 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara 6 kat çıkarmış, kişi başına milli gelirini 3 bin 600 dolardan 18 bin 40 dolara çıkarmış, 5 katından fazla. İhracatını da mal ve hizmet toplamı olarak 2002'deki 50 milyar dolardan 396 milyar dolara geçen yıl taşımış bir ülke. Ve de dış politikasıyla, savunma sanayisiyle, güçlü ordusuyla herkesin kendisini ortak görmek istediği, müttefik görmek istediği, istikrarına gıpta ile baktığı ve rol model aldığı, almaya çalıştığı bir ülke konumundayız.
'Antrepolardaki 350 bin ton gübrenin yurt dışına çıkışını yasakladık'
“Bu savaşın başlamasıyla beraber birçok ülkede benzin kuyrukları, mazot kuyrukları, elektrik kesintileri, gübre arz paniği ve işte home ofis, home eğitim çalışmalarına dönüşler gibi uygulamalar yaşandı. Biz de hükümetimizin bu dirayetli, güven verici politikaları ve arz tedarikinde önceden yaptığı tedarikler nedeniyle Allah'a çok şükür ne mazotta, benzinde, uçak yakıtında, elektrikte, doğal gazda, gübrede, petrokimya ürünlerinde kimse bir arz sorunu yaşamadı. Biz ihracatta gübre ihracatını durdurduk hemen dakika bir bu savaş başlar başlamaz. Tarım ve Orman Bakanlığımızla koordine hareket ettik. Ekonomi Koordinasyon Kurulu sürekli tedbirler, aksiyonlarla ilgili toplantılar yaptı ve gübre ithalatında gümrük vergisini sıfırladık. Kim bulabiliyorsa, alabiliyorsa dünyanın değişik yerlerinden sıfır gümrükle getirsin olarak. Antrepolarda 350 bin ton gübre vardı, bunların da yurt dışına çıkışını yasakladık ve içeriye satışına izin verdik. Bu tedbirlerle gübrede, petrokimya ürünlerinde, akaryakıtta, uçak benzininde hiçbir sıkıntı olmadı. Birçok hava yolları uçak benzin maliyetlerinden dolayı seferlerini çok azaltıyor ve kimi kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken bizim hava yollarımız çalışmaya devam ediyorlar, turizm mevsimi de geldi zaten. Bu şekilde oldu"
12 gemimiz Hürmüz'de mahsur
Mahsur kalan gemi sayımız savaş başladığında 15 taneydi, 3 gemimiz kurtarıldı 12 gemimiz duruyor.
Hürmüz'e alternatif arayışı söz konusu bu konuda bir çalışma var mı?
Tabi ki var. Mesela Suudi Arabistan petrollerini hep Körfez'den ihrac ederdi onun Kızıldeniz'de Yanbu diye bir limanı var. 1. Körfez savaşından sonra o boru hattı yapılmıştı ve kullanılmıyordu. Suudi Arabistan petrol ihracatının büyük bir kısmını oraya çevirmeye başladı. Bunun dışında tabi ki Türkiye var. Hicaz'dan başlayıp Irak, Ürdün, Suriye üzerinden Türkiye'ye uzanan bir önemli kara hattı var. Birisi Türkiye-Suriye-Ürdün- Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine giden kara yolu hattı. Bir tanesi de Türkiye, Irak, Habur'dan- Irak, Arar, Suudi Arabistan ve Körfez'e giden karayolu hattı. Burada da 4 günde ürünler ulaştırılıyor. Bunları yoğun kullanmaya başladık. Suudi Arabistan'la TIR'larımızın gerek ikili olarak gitmesi Suudi Arabistan'a gerekse Suudi Arabistan üzerinden Körfez ülkelerine gitmeleri noktasında transit ticarette 10 yıllık bir engel vardı bunu hızlı bir şekilde çözdük. 15 Nisan'dan beri TIR şöförlerimize transit vize veriliyor ve transit rota çalışıyor.
Malum Orta koridor var. Orta koridorun da önemi anlaşıldı Körfez savaşının başlamasıyla. Oranın da kapasitesini artırdık bir de buna ZEngezur koridoruy eklendiğinde hem karayolu hem de demiryolu olarak alternatif rotalar oluşturuluyor.
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması lojistik maliyeti de çok yükseltti. 27 Şubat günü çok ucuzdu bir anda allak bullak oldu.
Hasar alan ülkeler yıkım yaşayan ülkeler bize doğru eğilim gösterecekler. Mesela tekstil-giyim çok zorlandığımız sektördü ama son iki ayda tekstil-giyim sektörünün siparişleri arttı. Nisan ayında bütün sektörlerin ihracatı artış gösterdi.
Your browser doesn't support HTML5 video.
'Gürbulak Sınır Kapısı'nı iki katı büyüttük'
Bir de Irak, Türkiye, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri'nin proje aşamasında olan Kalkınma Yolu projesi var. 22 milyar dolar yapım bedeli olan hem karayolu, bin 200 kilometrelik karayolu ve demiryolu güzergahından oluşan bir rota. Muhtemelen hızlanacaktır bu proje bu son gelişmelerden sonra. Yani bu son 70 günde yaşadıklarımızdan sonra Körfez ve Hürmüz eskisi gibi olmayacak belli. Biliyorsunuz biz iki hafta önce Ağrı'da Gürbulak sınır kapımızı iki katı büyüttük, modernize ettik. 70 milyon dolar bir yatırım harcandı oraya ve o şekilde orayı da yeni gelişmelere göre kapasitesini artırmış olduk. Bir de buna Zengezur koridoru eklendiğinde ki onun da yapımı devam ediyor hızlıca- bizim Kars, Dilucu arasındaki demiryolu hattımız var yapımı devam eden 225 kilometrelik. Yani hem karayolu hem demiryolu bağlantıları noktasında alternatif rotalar çalışılıyor. Kızıldeniz var ama orada da Husiler Yemen'de zaman zaman ticari gemilere de atışlar yapıyorlar. Orası da kapanabilir yani ne olacağı belli değil. Deniz yoluyla son bir rota kalıyor Ümit Burnu'ndan dolaşmak. O da Avrupa'ya ulaşımı en az 18-20 gün uzatıyor, maliyetleri yükseltiyor.
"Made in EU" konusunda neredeyiz, Türkiye'nin hangi kazanımları var?
Konuşmanın başında anlattığımız dünyadaki jeopolitik ve siyasi çatlaklar o kadar şiddetli ki, herkes panik halde ne önlemler alsam diye uğraşıyor. Türkiye de burada gözde bir ülke. Ve birçok ülkenin bakanları ile görüşmeler yapıyoruz. Bizi model almaya çalışıyorlar. ABD'nin içine kapatma ve duvarları yükseltme politikası karşısında, Çin'in Kovid sonrası fiyatları yüzde 40-50 kırarak dünya pazarlarına adeta hücum etmesi karşısında Avrupa üyeleri de panik halde arayışlara girdi. Ve korumacı tedbirlerini arttırma çabası içerisine girdi. Burada Avrupa Birliği ülkelerini bir bütün görmemek lazım. Bu noktada bir anda geçen yılın son aylarında sanayi hızlandırıcı yasa, onun için de yeşil ekonomiye uyum kısıtlamaları, Made in EU gibi kıstaslar gibi tedbirler paketi ortaya çıktı. Biz gerçekten 4 ay çok sıkı ve kaygı verici bir süreç işlettik. Ve bu anlamda ülkemizin Avrupa Birliği ile ortaklığından ve gümrük birliğinden doğan hak ve menfaatlerine zarar gelmemesi için gerek Sayın Cumhurbaşkanımızdan başlayarak liderler düzeyinde gerek biz Ticaret Bakanlığı'mız Dışişleri Bakanlığımız, Türkiye'de yatırımları olan Avrupalı sanayiciler... Hep birlikte bir takım çalışmasıyla 4 Mart'ta AB komisyonunun aldığı kararla konu biraz rahatladı. Henüz tam nihayete ermedi. Ama o tarihi karar da "Made in EU" tanımının içine bizim de gümrük birliğimizin de dahil olması sağlanmış oldu. Bu çok önemliydi.
Vize konusunda ne durumdayız?
Avrupa ülkeleri Türkiye'nin ihracatında önemli bir ortağımız. Biz de onlar için önemliyiz. Vize bizim 1963 Ankara Anlaşması uyarınca, 1986'da almamız gereken bir serbestiyetti. Türkiye'deki 12 Eylü'den sonra bir vize olayı başladı o tarihten beri bu süreç devam ediyor. Burada 2015 yılında bir vize protokol anlaşması olmuştu biz 66 kriteri sağladık. Terör konusunda adm atmadığımız için süreç durmuştu. Ticaret devam ediyodu ama siyasi ilişkiler donmuştu. 2023'te AB'de Türkiye'ye karşı yapıcı bir eğilim başladı biz de ona karşılık verdik ve çok hızlı bir şekilde karşılıklı ziyaretler yapıldı.
Dünyada en çok vize verilen birinci ülke Çin, onu çıkardığımızda Türkiye. Biz vize konusunun kolaylaştırılması için çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Yabancı yatırımlar konusunda meclise sevk edilen kanun tasarısı var. Burada bulunduğumuz merkezi yatırımcılarla donatma çabası var. AB bazı ülkelere ikircikli davranıyor.
Your browser doesn't support HTML5 video.
Fahiş fiyat ve stokçuluğa sıkı denetim
Eskiden dört kişli bir araya gelip fiyat şişirebiliyordu. Biz fiyat artışlarını elktronik sistemde değerlendirip anında müdahale edebiliyoruz. Haksız ticari uygulamalar, aldatıcı reklamlar gibi alanlarda sürekli denetimdeyiz. Piyasada hiç denetim yok deniliyordu. Halbuki vardı. Kestiğimiz cezaları ve yaptığımız denetimleri her ay açıklıyoruz.
Seralar zarar görünce birileri ellerini ovuşturuyor fiyatları şişirmek için. Hemen whatsap gruplarında fiyatı şişirelim mesajları başlıyor biz de müdahale ediyoruz. Haksız ticaret ve fahiş fiyat mücadelemiz devam ediyor.
Yabancı yatırımı Türkiye'ye çekecek teşviklerin etkisi nasıl olur?
Bazı körfez ülkelerinin bazı talepleri oldu onları derhal karşıladık. Ülkemize istihdam kazandıracak, döviz getirecek, finans kanallarını besleyecek kaynaklara sıcak bakıyoruz.
Türkiye dünyada oyun kurucu, rol belirleyen bir ülke konumunda. Türkiye'ye yabancı yatırım çekme konusunda bir paket hazırlandı. Getirilen düzenlemelerde yüzde 50 muafiyet var. Şirketi İstanbul Finans Merkezi'nde kurarsanız yüzde 100 muafiyet söz konusu.