TGSD Müşterek Başkanı Narbay, “2022'de ihracatta ulaştığımız zirvenin ardından 2026 Haziran’a kadar geçen dönemde hazır giyim ve tekstilde 364 bin kişilik istihdamı ve 10 bin 497 işletmeyi kaybettik. Büyük işletmeler küçülürken üretim ölçeğimiz, yetişmiş insan kaynağımız ve tedarik zincirimiz de zayıfladı” dedi.
İHRACATÇI 10 PUAN GERİDEN BAŞLIYOR
Narbay, “Sanayisizleşme riskine karşı bütünleşik bir sanayi politikasına ihtiyacımız var” dedi. Küresel rekabette Türkiye’nin maliyet baskısı altında kaldığını belirten Narbay, “Bugün Türkiye’de bir sanayicinin yalnızca sermayesini koruyabilmesi için yüzde 13,6 FAVÖK üretmesi gerekiyor. Düşük enflasyon ve faiz ortamında faaliyet gösteren küresel rakiplerimizde ise bu eşik yüzde 3,6 seviyesinde. Aradaki 10 puanlık fark nedeniyle Türk ihracatçısı her sabah yarışa geriden başlıyor” dedi. Narbay, “Yüksek faiz ve baskılanan kur, enflasyonu düşürmediği gibi hem alım gücünü azaltıyor hem de sanayicinin rekabet gücünü eritiyor” diye konuştu. Hazır giyim ihracatında yaşanan gerilemenin yeni pazarlardaki kazanımlarla sınırlandığını kaydeden Narbay, “Sekiz aylık kaybımız yüzde 2,2 ve toplam hazır giyim ihracatımız da 10,97 milyar dolar oldu. AB’nin ithalatı yüzde 9,5, ABD’nin ithalatı yüzde 8,2 gerilerken bizim bu kaybı yüzde 2,2 seviyesinde tutabilmemiz, pazar çeşitlendirmesinin işe yaradığını gösteriyor” bilgisini verdi. Narbay, Orta Doğu, Kuzey Amerika ve Rusya’daki artışların pazar kayıplarını telafi ettiğini sözlerine ekledi. Üretim kapasitesinin korunabilmesi için finansman koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini dile getiren Narbay, “Net ihracata verilen kur dönüşüm desteğinin yüzde 10’a çıkarılarak üç yıl uygulanmasını, istihdam desteğinin gelişmişlik düzeyine göre 3 bin 500 TL’den başlayıp altıncı bölgede 6 bin TL’ye ulaşacak şekilde kademelendirilmesini öneriyoruz” dedi. Narbar, reeskont faizleri, KGF teminatı ve Eximbank kredilerine ilişkin beklentilerini de sıraladı.