Göç sosyolojisi üzerine önemli çalışmalara imza atan Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Türkiye’nin son 200 yıldır Kafkaslar’dan Kırım’a, Balkanlar’dan Ortadoğu’ya kadar her bölgeden göç aldığını vurguladı. Bu göçlerin büyük çoğunun hem Türk etnik grubundan, hem de kültür olarak Türk kabul edilenlerin yaptığı göçler olduğunu kaydeden Adıgüzel, dedi.
TÜRKİYE GÖÇLE OLUŞAN BİR ÜLKE
- Geçmişten gelen bir göç kültürü olduğunu anlatan Adıgüzel, “Cumhuriyet kurulduğunda ilk nüfus sayımı 1927’de yapılıyor ve 13,5 milyon nüfusun yarısı Misak-ı Milli sınırları dışından gelenlerden oluşuyor” diye konuştu. Prof. Adıgüzel, şunları kaydetti: “Göçlerle oluşmuş bir ülkeyiz. Cumhuriyet’in ilanından sonra 2 milyona yakın insan Türkiye’ye göç etmek durumunda kaldı.
- Savaş, çatışma ve istikrarsızlık insanları bir arayışa itiyor. Bazen ölümden kaçmak için, bazen de ekonomik sebeplerle bir yer arıyorlar. En güvenli olarak da Türkiye’yi seçtiler.”
YÖNETİLEBİLEN GÖÇ ÜLKEYE GÜÇ KATAR
Göçmenliğin dünyanın gerçeği olduğunu, dünyanın en güçlü ülkelerinin de göç alan ülkeler olduğunu söyleyen Adıgüzel, “Türkiye güçlenmek istiyorsa bu insan gücünü sonuna kadar en iyi şekilde yönetmesi gerekiyor. Göç yönetilebilirse ülkeye güç katar. Görülmeyen bir potansiyel var ve bu zaten kullanılıyor. Ancak ortada bunun farkında olmayan, sadece siyasi söylemler ve iktidarı zor durumda bırakmak adına ‘Suriyeliler gitsin, Afganlar gelmesin’ gibi basit argümanlarla muhalefet yapmak isteyenlerin ekonomide bir karşılığı yok. Sanayi, tarım ve hayvancılık gibi sektörlere bakarsanız, kimsenin yapmak istemediği emek yoğun işlerde göçmenlerin çalışıp ekonomiye büyük katkı sağladıklarını görürsünüz” şeklinde konuştu.
Irkçılık en ucuz politika
- Toplumsal bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Adıgüzel, şöyle konuştu: