Aileler iş birliğine zorlanmalı

“Suça sürüklenen çocuklar” sorununun çözümü Maraş’taki okul katliamıyla daha acil hale geldi. Meclis komisyonunun dinlediği Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Uğurlu, ailelerin iş birliğine zorlanması gerektiğine dikkat çekti. Uğurlu, “Mahkemeler tedbir kararı uygulansın diye aileleri çağırıyor. Aileler çoğu zaman uymuyor. Caydırıcı bir yaptırım da yok” dedi.

Uğur Duyan
Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Uğurlu

Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Uğurlu, Meclis Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu’nda yaptığı konuşmada mevcut sistemin en zayıf noktasının tedbirlerin yetersiz kalması olduğunu söyledi. Uğurlu, çocuklara yönelik eğitim, sağlık ve danışmanlık tedbirlerinin çoğu zaman kâğıt üzerinde kaldığını belirterek, “Bu tedbirler uygulanıyor ancak çocuğun hayatında bir değişim oluşturup oluşturmadığı ölçülmüyor” dedi.

SİSTEM FORMALİTEYE DÖNÜŞÜYOR

Mevcut uygulamalardaki en büyük eksikliğin ölçme ve değerlendirme mekanizmasının olmaması olduğunu vurgulayan Uğurlu, “Eğitim tedbiri veriliyor ama çocuk gerçekten okula devam ediyor mu, davranışları değişiyor mu, yeniden suça sürüklenme riski azalıyor mu buna bakılmıyor” dedi. Uğurlu, bu durumun tedbirleri 'usulü bir formaliteye' dönüştürdüğünü ifade etti.

AİLELER SÜRECE KATILMIYOR

Uğurlu'nun dikkat çektiği bir diğer kritik sorun ise ailelerin sürece katılmaması oldu. Mahkemelerin verdiği tedbir kararlarının uygulanması için ailelerin çağrıldığını ancak çoğu zaman bu çağrılara uyulmadığını belirten Uğurlu, “Caydırıcı bir yaptırım yok. Suç duyurusu yapılıyor ama bu da etkili olmuyor” dedi.

TEDBİRLERİN YAPTIRIMI OLMALI

Başsavcı Uğurlu, çözüm olarak Çocuk Koruma Kanunu'nda düzenlenen tedbirlerin yerine getirilmemesi durumunda ailelere yönelik yaptırım uygulanması gerektiğini dile getirdi. Ayrıca, bazı durumlarda devletin doğrudan devreye girerek çocukların tedbirlere zorla yönlendirilmesinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

TAKİP EDİLEBİLİR SİSTEM ŞART

Uğurlu, çocuk adalet sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirterek, tedbirlerin ölçülebilir, denetlenebilir ve sonuç odaklı hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. "Her çocuk için uygulanan tedbirin etkisi ayrı ayrı izlenmeli; gerekirse değiştirilip güçlendirilmeli ya da sonlandırılmalı" diyen Uğurlu, mevcut yapının bu ihtiyacı karşılamadığını da söyledi.

SORUN YASAL ALTYAPI

Uğurlu, yaşanan aksaklıkların kurumların çalışmamasından değil, yasal altyapının yetersizliğinden kaynaklandığını vurgulayarak, “Bu mesele tek bir kurumun çözebileceği bir konu değil. Daha güçlü, ölçülebilir ve koordineli bir sistem kurulması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

HAKİM 4 TEDBİR KARARI VERİYOR

Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonu’na verilen bilgilerde önemli tespitler var. Gerek 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, gerekse TCK’ya göre 12 yaşına kadar cezasızlık durumu dikkate alınarak, çocuklara herhangi bir dava açılamıyor. Yaşanan olumsuz durumlarda yargı makamlarının gerekli görmesi halinde Çocuk Koruma Kanunu’nun 4-5’nci maddelerinde eğitim, sağlık, danışmanlık ve bakım olmak üzere yer alan 4 tedbirden birini uygulayabiliyor. Örneğin çocuk, okula devam etmiyorsa, savcılık eğitim tedbirinin uygulanmasını istiyor. Çocuk hâkimi eğitimle ilgili tedbir kararı alarak, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderiyor. Milli Eğitim Müdürlüğü tedbire istinaden aileyi davet ediyor. Aileler bu tür davetlere olumlu cevap vermediklerinde ise kurum hiçbir yaptırımda bulunamıyor.

ADIM ATMAYAN AİLEYE NE OLUYOR?

Aileler gerekli adımları atmadığında ise, TCK’nın 233. maddesinde düzenlenen aile yükümlülüğünü ihlal suçundan cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunuluyor. Uzlaşmaya tabi olan bu suç da ağır yaptırımı olmadığı için aileler açısından caydırıcı değil. Yani ailelerle iş birliği yapılması gereken noktalarda üstüne düşeni yapmadığında bir ceza çıkmıyor. Ceza olmadığı için en başta alınan tedbir de uygulanamıyor. Özellikle ailelerin ilgili tedbirleri yerine getirmesi için zorlayıcı düzenlenmelerin yapılması gerekiyor.

AİLE KABUL ETSE DE ÖLÇEN SİSTEM YOK

Süreçte yaşanan sıkıntılar bununla da sınırlı değil. Örneğin aile eğitim tedbirine olumlu yanıt verip okula yönlendirse de bu çocuğa başka bir tedbir uygulanması için yeniden savcılığın talep etmesi gerekiyor. Öte yandan ilgili tedbirin uygulanmaması. Milli Eğitim Müdürlüğü ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ilgili birimlerince ölçülmüyor. Söz konusu tedbirin uygulanması, çocuğa pratikte fayda sağlayıp sağlamadığının kontrol edilmesi, çocuktaki değişikliklerin takip edilip analiz edilmesi, gerektiğinde farklı bir tedbirle değiştirilmesi, tedbir düzeyinin artırılması veya kaldırılması gibi sürekli bir takip de şart. Bu sistem oluşturulduğu takdirde sahada, uygulamada işlevini yerine getiremeyen Çocuk Koruma Kanunu’nun 5’nci maddesindeki tedbirlerin daha işlevsel ve uygulanır hale geleceği ifade ediliyor.