Çok kutuplu hale gelen küresel sahnede Türkiye’nin yürüttüğü dengeli ve bağımsız dış politika, diğer ülkeler kadar uluslararası uzmanlar tarafından da yakından takip ediliyor. En son Rusya-Ukrayna Savaşı’nda aldığı pozisyonla esir takası, tahıl koridoru gibi önemli anlaşmalara zemin hazırlayan Türkiye, bölgesel meseleler de olduğu kadar küresel sahnede de söz sahibi hal geldi. Etkin diplomasi sayesinde ağırlığını artıran Ankara, bağlı olduğu NATO, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi teşkilatlarda da aktif rolüyle dikkatleri üzerine çekiyor. Türkiye’nin son yıllardaki dış politikasını uluslararası danışmanlık firması Gulf State Analytics CEO’su Giorgio Cafiero Yeni Şafak’a değerlendirdi.
Başarılı denge politikası
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin uluslararası sahnede çok daha bağımsız ve etkili bir aktör haline geldiğine dikkat çeken Cafiero, Ankara’nın NATO dışı devletlerle geleneksel NATO ülkelerini çok kutuplu bir jeopolitik düzende dikkatli bir şekilde dengelediğini ifade etti. Türkiye, NATO’daki müttefiklik görevini aktif bir şekilde yürütürken, bir yandan da uluslararası barış ve istikrar için Çin ve Rusya gibi ülkelerle sağlıklı bir diyalog ve iş birliğinin yürütülmesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca son yıllarda yapılan Latin Amerika, Asya ve Afrika gibi dış politika açılımlarıyla da artık ABD ve Avrupa merkezli bakış değişmiş durumda. Cafiero da Ankara’nın küresel düzeyde kaldıraç gücünü artırmayı başardığını söyleyerek, Türkiye’nin Rus-Ukrayna Savaşı’ndaki diplomasisinin, hem NATO üyelerinin ve hem de Batı ittifakının düşmanlarının Türkiye’yi nasıl değerli bir diplomatik aktör olarak görmeye başladıklarının bir örneği olduğunu söyledi.
İslam dünyasının davasını yüklendi
Türkiye, başta Filistin meselesi olmak üzere Müslüman ülkelerin sorunlarını gündeme getirme ve çözme çabasıyla da dikkat çekiyor. İslam dünyasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin’e ek olarak, Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan), Keşmir, Rohingyalara karşı işlenen suçlar konusunda hassasiyetini vurgulayan Caferio, Batı toplumlarındaki İslam karşıtı söylemlerin de Erdoğan’ın üzerinde durduğu konular arasında yer aldığını belirtti. Türkiye’nin NATO’daki en güçlü Müslüman çoğunluklu ülke olduğunu ifade eden analist, ülkenin Batı karşısında olduğu kadar İslam dünyası içinde de benzersiz bir konuma sahip olduğunu söyledi. Caferio, Erdoğan’ın, Müslümanların önemli bulduğu davalar için Türkiye’nin sahip olduğu kaldıracı kullandığını da sözlerine ekledi.
REUTERS: Vizyonsuz Kılıçdaroğlu
14 Mayıs seçimlerine yönelik dün bir analiz yayınlayan İngiliz haber ajansı Reuters, yoğun kampanyasına rağmen vizyonu bulunmadığını belirttiği, 7’li koalisyonun adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanması halinde dahi; “milliyetçiler, İslamcılar, laikler ve liberallerden oluşan muhalefet bloğunu” bir arada tutmakta zorlanacağını yazdı. “Kılıçdaroğlu seçim yarışında Erdoğan’ın gölgesinden çıkıyor” başlıklı haberde, “Kariyeri boyunca Erdoğan’ın gölgesi arkasında takılan muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi yeni bir yola sokmaya zamanının geldiğine ve 20 yıl boyunca siyaseti domine eden adamın yaptıklarının çoğunu geri almaya zamanının geldiğine inanıyor” ifadeleri kullanıldı. İngiliz ajans, yedili masadaki aday krizine de değinerek, Kılıçdaroğlu’nun aday olarak seçilmesinin, ittifakın ikinci büyük partisi olan İYİ Parti’nin lideri Meral Akşener’in kısa süreliğine masadan kalktığı 72 saatlik bir tartışmanın ardından gerçekleştiğini de hatırlattı. Türkiye için seçimlerin önemine vurgu yapan makalede, muhalefetin yerel seçimlerdeki başarısı hatırlatıldı ve parlamenter sisteme dönüş sözü verildiğinin altı çizildi. CHP Genel Başkanı hakkında vizyonunun yetersiz olduğu konusundaki eleştirileri hatırlatan Reuters, Kılıçdaroğlu için Erdoğan tarafından defalarca yenildikten sonra bir seçim kazanmak için kitleleri bir araya getirme yeteneğinin olmadığının ve Erdoğan sonrası dönem için bir vizyon sunmadığının düşünüldüğünü vurguladı.