28 Şubat soruşturmasının 3. dalgasında tutuklanan halen OYAK Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten emekli Korgeneral Yıldırım Türker, tutuklanmadan evvel mahkemede yaptığı savunmada, Batı Çalışma Gurubu faaliyetlerinin Genelkurmay ikinci başkanlığı tarafından yönetildiğini belirterek, komutanı Çevik Bir'i işaret etti. "BÇG faaliyetlerini rutin bir çalışmaydı, rutin bir karargah faalyetiydi" diyen Türker, BÇG'nin herkes tarafından bilindiğini ancak somut faaliyetlerinin bilinmediğini söyledi.
Halen Oyak Holding Yönetim Kurulu Başkanı görevini yürüten Yıldırım Türker, Ankara 11. Ağır Caze Mahkemesi'ndeki savunmasında BÇG'nin faaliyetleri hakkında bilgisi olmadığını savundu. Ancak Türker, kendisine gösterilen görevlendirme belgesini hakime izah ederken
çelişkiye düştü.
BÇG BELGESİNİ İZAH EDEMEDİ
Türker, "Genelkurmay İkinci Başkanlığı tarafından Personel Başkanlığı'ndan bir personelin BÇG'de görevlendirilmesi doğrultusunda bir belge bana gösterildi. İkinci Başkanlık tarafından emir verildiği için böyle bir görevlendirmeyi yapmışızdır. Ancak böyle bir görevlendirmede kimi görevlendirdiğimizi hatırlamıyorum" diye konuştu. Böylece Türker, topu komutanı Çevik Bir'e attı. Türker'den önce tutuklanan Çevik Bir de savunmasında dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın talimatlarıyla hareket ettiğini söylemişti.
Türker'in avukatı Aytekin Erol da BÇG faaliyetlerinin kimse tarafından bilinmediğini ifade ederek, "BÇG'nin Genelkurmay karargahında faaliyet gösterdiği herkesçe biliniyordu ancak neler yaptığı somut olarak bilinmeyen bir çalışma gurubuydu" diye savunma yaptı.
BÇG RUTİN BİR ÇALIŞMAYDI
Eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Fevzi Türkeri ise mahkemede şaka gibi bir savunma yaptı. Türkeri, ifadesinde "BÇG'nin rütin bir karargah faaliyeti olduğunu düşünüyorum" dedi.
Savunmasında hiçbir zaman hükümeti devirmek ya da darbe gibi bir girişim içinde olmadığını iddia eden Türkeri, fişlemelerin 28 Şubat öncesi ve sonrasında da yapıldığını ileri sürerek, bu işlemlerin rutin olarak yapıldığını söyledi. Türkeri, Batı Çalışma Grubu'na (BÇG) Genelkurmay Başkanlığındaki tüm daire başkanlıklarından temsilci gönderildiğini ifade etti. İstihbaratı kendilerinin toplamadığını ileri süren Türkeri, "Bize gelen bilgiler emniyetten, MİT'ten, jandarmadan ve askeri birliklerden gelir. Biz sadece bu bilgilerle bir tehdit değerlendirmesi yaparız" şeklinde savunma yaptı.
BASINDAN ÖĞRENDİM
Kozmik Komutan Tuğgeneral Lokman Ekinci savunmasında, 1996 yılında Özel Kuvvetler Komutanlığı Hareket ve Eğitim Şube Müdürlüğü Milli Plan ve Tatbikat Subaylığına atandığını buradan da Özel Kuvvetler Komutanlığı Tabur Komutanlığı'na atandığını söyledi. Diğer zanlılar gibi "BÇG'yi basından öğrendim." diyen Ekinci şöyle devam etti: "Genelkurmay Başkanlığı'na sık sık gidiyordum. BÇG giriş kartı ne tarafıma verildi ne de böyle bir kart veya liste gördüm. Bana gösterilen belgeleri de ilk defa burada gördüm. Tutuksuz yargılanmama karar verilmesini talep ediyorum."
İSMİM İSTEĞİM DIŞINDA VERİLMİŞ OLABİLİR
Dönemin Genelkurmay refakat elemanı Mustafa Köseoğlu, BÇG ile ilgili bir görev tarafına tebliğ edilmediğini dile getirdi. Köseoğlu savunmasında: Böyle bir grupla çalışmadım. Bana gösterilen listelerde adımın ne şekilde geçtiğini bilmiyorum. Tahminlerime göre, Genelkurmay Başkanlığı'ndaki değişik başkanlıklardan isim listesi istendiği için benim ismim isteğim dışında verilmiş olabilir ve ismim bu nedenle listeye yazılmış olabilir. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Tutuksuz yargılanmama karar verilmesini talep ediyorum."
ADIM NEDEN BU LİSTEDE?
28 Şubat döneminde Genelkurmay Başkanlığı İç Güvenlik Harekat Dairesi Otomatik Bilgi İşlem Subayı olarak görev yaptığını belirten Yahya Kemal Yakışan da, BÇG'de görev almadığını belirterek suçlamaları reddetti. Yakışan savunmasında "Böyle bir grubun kurulduğunu basından öğrendim. Savcılık tarafından bana gösterilen BÇG personel listesinde neden adımın olduğunu bilmiyorum. Ancak bana gösterilen bir başka listede 2755 nolu telefon görev yaptığım için İç Güvenlik Harekat Dairesinde masamın üzerinedeki telefon numarasıdır. Bu birimde paravanlarla bölünmüş birimler vardı. Benim birimimde telefonlar konuşulduğunda yan taraftan rahatlıkla duyulabiliyordu" dedi.
AYGÜNER ŞAHAN'I ELE VERDİ
Albay Mehmet Aygüner ise "İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yapan Albay Eser Şahan bildiğim kadarıyla BÇG içerisinde görevlendirilmiş olabilir. Gölcük'te BÇG olay bildirim raporu şeklinde düzenlenen belgede benim adım 'olayı bildirilen' olarak geçmiştir. Ben belgenin içeriğinde geçen Prof. Dr. Orhan Kamış'ın katılacağı bir paneli BÇG'ye bildirmedim, böyle bir panele de katılmadım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" dedi.
Türkeri'yle görev yaptım
İlk dalgada tutuklanan Çevik Bir'e bir şema gösterilmiş "Türkeri ile görev yaptınız mı" diye sorulmuş, Bir de "Evet" yanıtını vermişti. Eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Fevzi Türkeri, Çevik Bir'in bu ifadeleri sonrası gözaltına alınmıştı. 28 Şubat döneminde basın mensuplarına yönelik brifingleri veren tümgeneral olarak bilinen Türkeri, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı'nda İstihbarata Karşı Koyma Dairesi'ne başkanlık ediyordu. Savcının elindeki belgelere göre Türkeri, Batı Çalışma Grubu Kriz Masası Kurulu'nun üyesiydi.
Adliyede brifing sırası
Yeni Şafak, 28 Şubat'ın 3. Dalgasında gözaltına alınan şüphelileri, adliyede sorgu sırası beklerden görüntüledi. Yargı ve basına 'irtica' brifingi veren dönemin Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı emekli Orgeneral Fevzi Türker ile OYAK Holding Yönetim Kurulu Başkanı emekli Korgeneral Yıldırım Türker'in de aralarında bulunduğu şüpheliler, sorgularının ardından, bankta yan yana oturarak 3 saat mahkemenin kararını bekledi.
420 hakim ve savcıya verdiği brifingte, 5 dakika ayakta alkışlanan Türkeri ile diğer şüphelilerin 14 saatlik adliye maratonun ardından yorgun ve tedirgin bekleyişeri Sincan Cezaevi'nde son buldu. 28 Şubat soruşturmasında son dalgayla birlikte aralarında muvazzaf subayların da bulunduğu tutuklu sayısı 35'e yükselmiş oldu.
Postmodern darbede şiddet yok suç da olmasın!
Tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne konan eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Fevzi Türkeri'nin avukatı Aykanat Kaçmaz 28 Şubat'ın postmodern bir darbe olduğunu belirterek, "Kanunlarımıza göre de cebir ve şiddet kullanmadan darbe yapılmasına dair bir suçlama yoktur" şeklinde savunma yaptı. Hükümeti cebren devirmek, hükümetin görevini kısmen veya tamamen engellemek, engellemeye teşebbüs etmek ve darbeye teşebbüs etmek suçlamasıyla hakim karşısına çıkan brifingçi paşa Türkeri'nin avukatı Kaçmaz, postmodern darbe de cebir ve şiddet kullanılmadığını dile getirdi. Kaçmaz 28 Şubat'ın da bir postmodern darbe olduğunu kabul ederek, "Yürürlükteki ve bir evvelki ceza kanununa göre yüklenen suçun oluşabilmesi için cebir ve şiddet kullanılması zorunlu bir unsurdur. Müvekkilime yüklenen eylemler yani imzası olmayan birkaç evrakta isminin ya da bir iki evrakta imzasının olmasında cebirn unsurunun olmadığını söylemeye bile gerek yok. Kamuoyunda 28 Şubat ve devamındaki süreç postmodern darbe olarak adlandırılmaktadır. Bilindiği üzere ülkemizde yaşanmış darbelerin özünde ve tamamında cebir unsuru bir şekilde vardır. (Hükümet görevlilerini gözaltına almak, sokağa çıkma yasağı koymak sıkıyönetim ilanı, Meclis'i tatil etmek.) Müvekkilim bir an için bile olsa bu eylemler içinde yer aldığı kabul edilse dahi 28 Şubat sürecinde suçun unsurlarından cebir ve şiddet bulunmamaktadır. Bu sebeple de kanunlarımıza göre de cebir ve şiddet kullanılmadan darbe yapılmasını dair bir suçlama yoktur"