Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimiyle tarihinin en ağır sınavlarından birini verdi. Milli iradeyi ve anayasal düzeni ortadan kaldırmayı hedefleyen girişim, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarını da tehdit etti. Ancak milletin meydanlarda ortaya koyduğu direnişle başarısızlığa uğratılan darbe girişiminin ardından Türkiye, enerji başta olmak üzere stratejik sektörlerde yatırımlarını sürdürdü. Sonraki dönemde enerjide dışa bağımlılığın azaltılması ve yerli kaynakların ekonomiye kazandırılması hedefi daha da güç kazandı. Petrol ve doğal gaz aramalarında milli kabiliyet geliştirilirken, enerji tedarik yolları çeşitlendirildi, güneş ve rüzgar yatırımları hızlandı. Son 10 yılda ortaya çıkan tablo, FETÖ’nün oluşturmak istediği istikrarsızlık ortamına karşı stratejik yatırımların devam ettiğini gösterdi.
DARBE GİRİŞİMİ YATIRIMLARI DURDURAMADI
15 Temmuz’un ardından Türkiye, enerji arz güvenliğini milli güvenliğin önemli unsurlarından biri olarak ele aldı. TANAP ve TürkAkım gibi uluslararası projeler devreye alınırken, Türkiye kendi petrol ve doğal gazını arayabilecek teknik kapasite oluşturmak için enerji filosunu büyüttü. Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han’ın ardından Çağrı Bey ve Yıldırım’ın da filoya katılmasıyla Türkiye’nin derin deniz sondaj gemisi sayısı 6’ya yükseldi. Türkiye böylece dünyanın en büyük dördüncü derin deniz sondaj filosuna sahip ülkeleri arasına girdi. Bir dönem derin deniz aramalarında yabancı şirketlerin teknik imkanlarına ihtiyaç duyan Türkiye, bugün kendi gemileri ve insan kaynağıyla enerji arıyor. Milli filonun ulaştığı kapasiteyle arama faaliyetleri ülke sınırlarının dışına da taşındı.
KARADENİZ GAZI HANELERE ULAŞTI
Milli enerji politikasının en önemli sonuçlarından biri Karadeniz’de ortaya çıktı. Türkiye’nin kendi sondaj filosuyla yürüttüğü çalışmalar sonucunda Sakarya Gaz Sahası’nda doğal gaz keşfedildi. Karadeniz’in derinliklerinden çıkarılan gaz, 2023’te karaya ulaştırılarak ulusal sisteme verildi. 15 Temmuz gecesi bağımsızlığına sahip çıkan Türkiye, takip eden yıllarda enerjide kendi kaynaklarını arama iradesini de güçlendirdi. Karadeniz gazı, milli arama ve sondaj kapasitesine yapılan yatırımların en önemli sonuçlarından biri oldu.
TERÖRÜN GÖLGESİNDEN PETROL ÜSSÜNE
Enerji dönüşümünün bir diğer sembol adresi Şırnak Gabar oldu. Uzun yıllar terör nedeniyle arama faaliyetlerinin sınırlı kaldığı dağlık alanlar, sağlanan güvenlik ortamının ardından petrol üretim merkezine dönüştü. Gabar’daki keşiflerle günlük petrol üretimi on binlerce varil seviyesine yükseldi. Bir dönem terör örgütlerinin hareket alanı olan dağlarda bugün petrol kulelerinin yükselmesi, Türkiye’nin güvenlik ve enerji politikalarında yaşadığı dönüşümün simgelerinden biri haline geldi. FETÖ’nün 15 Temmuz’da devleti ele geçirme ve Türkiye’yi istikrarsızlaştırma girişiminin ardından ülke, stratejik kaynaklarını ekonomiye kazandırma hedefinden vazgeçmedi. Gabar’dan çıkarılan petrol de yerli üretimi güçlendiren enerji hamlesinin önemli ayaklarından biri oldu.
YENİLENEBİLİRDE KAPASİTE ATAĞI
Türkiye’nin enerji bağımsızlığı yürüyüşü petrol ve doğal gazla sınırlı kalmadı. Güneş ve rüzgar yatırımları hız kazanırken, elektrik kurulu gücü 125 bin megavat sınırını aştı. Yenilenebilir kaynakların toplam kurulu güç içerisindeki ağırlığı da yükseldi. Türkiye, 2035’e kadar güneş ve rüzgar kurulu gücünü 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyor. Yerli ve yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payının artırılması, enerji ithalatını azaltma stratejisinin temel unsurlarından birini oluşturuyor.
10 yılda enerjinin rotası değişti
FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi Türkiye’nin milli iradesini ve istikrarını hedef aldı. Milletin direnişiyle başarısızlığa uğratılan girişimin ardından Türkiye, stratejik yatırımlarını sürdürerek enerjide yeni bir kapasite oluşturdu. Karadeniz gazı, Gabar petrolü, enerji filosu ve yenilenebilir enerjide büyüyen kapasite Türkiye’nin enerji haritasını değiştirdi. 15 Temmuz gecesi bağımsızlığı için meydanlara çıkan Türkiye, takip eden 10 yılda enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için denizlere açıldı ve yerli kaynaklarını ekonomiye kazandırdı. Karadeniz’den Gabar’a uzanan bu yolculuk, tam bağımsızlık hedefinin enerji alanındaki güçlü adımlarından biri oldu.