Türkiye’de dini duyguları istismar ederek kendine bağlı bir yapı inşa eden FETÖ, sadece örgütsel hiyerarşisiyle değil, aynı zamanda kullandığı metaforik dil ve sembollerle de dikkat çeken bir yapılanma olarak öne çıktı. Bu sembollerden en çarpıcısı ise rüya oldu. Rüya, örgüt içinde sadece bireysel bir deneyim değil; itaatin, meşruiyetin ve görev bilincinin örgütsel düzlemde yeniden üretildiği güçlü bir araçtı.
MANEVİ HABERLEŞME
Rüya olgusu örgüt tarafından bilinçli bir biçimde mutlaklaştırıldı. Rüyalar, FETÖ elebaşının kutsallaştırılmasında merkezi bir rol üstlendi. Örgüt içerisinde “manevi haberleşme aracı” gibi görülen bu rüyalar, çoğunlukla Peygamber figürü üzerinden güçlendirildi ve elebaşının aldığı kararlar bu yolla ilahi irade gibi sunuldu.
DİNİ MEŞRUİYET
Rüyada Peygamberle görüştüğünü iddia eden üst kademe mensupları, bu görüşmelerde örgüt adına alınan kararların onaylandığını ya da talimatlandırıldığını ifade ederek, her türlü eylemi dini meşruiyet zeminine oturttu. Bu bağlamda, siyasi gelişmelerden eğitim yatırımlarına, sosyal medya paylaşımlarından oy tercihlerine kadar pek çok konu “rüyada verilen mesajlar” üzerinden yönlendirildi.
İTAAT MEKANİZMASI
Örgüt içindeki bireyler, bu rüya kültürünün sistematik bir parçası haline getirildi. Rüya anlatıları, aidiyet duygusunu güçlendirmek ve bireysel sorgulamayı baskılamak amacıyla kullanıldı. Rüya gören kişi, hem örgüt içinde manevi bir statü kazanıyor hem de mesajın “göksel” niteliği karşısında herhangi bir itiraz ya da sorgu lüksü kalmıyordu.
RÜYA İLE DİRENİŞİN DEVAMI
Darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından tutuklanan örgüt mensupları, cezaevlerinde rüya temelli anlatılara daha da sıkı sarıldı. Cezaevi koşullarında yaşanan belirsizlik, travma ve çözümsüzlük duygusu, rüyaları bir çıkış yolu olarak konumlandırdı. Rüyalarda Hz. Peygamber’in cezaevlerine geldiği, namaz kıldırdığı, mahkumları teselli ettiği gibi anlatılar hızla örgüt içinde yayıldı.
CEZAEVİ, “MANEVİ MEDRESE”
Bazı rüyalarda cezaevleri “manevi medreseye” dönüştürülürken, bazılarında yabancı siyasi figürler kurtarıcı olarak belirdi. Bu durum, hem örgüt içindeki bağlılık ilişkilerinin boyutunu, hem de gerçeklikten kopuşun derecesini gözler önüne serdi.
RÜYA İLE UMUT KURGUSU
İlginç biçimde, bazı rüyalarda örgüt mensuplarına yardım eden figürler arasında Batılı siyasetçiler de yer aldı. Rüyada görülen Amerikan liderleri ya da Batılı devlet temsilcileri, cezaevindekilere umut dağıtan figürler olarak sunuldu.
İlahi görevlendirme algısı
Rüyaların sadece psikolojik değil, ideolojik bir işlevi de vardı. FETÖ elebaşının olağanüstü niteliklerle donatılması, bu rüyalar sayesinde kurumsallaştı. Liderin rüyada Peygamber ile konuştuğu, hatta bazen ondan “övgü aldığı” anlatıları sık sık dile getirildi. Bu tür anlatılar örgüt mensuplarında, liderlerinin Allah katında seçilmiş özel bir kişi olduğuna dair mutlak bir inanç yarattı Bu şekilde rüya, örgüt elebaşının “yanılmazlığı”nı kutsayan bir araç oldu. Kararlarının sorgulanması ya da alternatif bir bakış geliştirilmesi, doğrudan ilahi iradeye karşı çıkmakla eşdeğer tutuldu.
Cezaevi sözde direniş alanı
FETÖ mensuplarının cezaevindeki çözülmesini engellemek için rüyalar stratejik bir araç olarak kullanıldı. Hz. Peygamber’in cezaevine gelip mahkûmlarla bayram namazı kıldığı gibi semboller içeren rüyalar, moral kaynağı haline getirildi. Bu rüyalar örgüt içinde el yazısıyla çoğaltılıp sistematik şekilde yayılırken, mahkûmlara “Medrese-i Yusufiye” ve “ilahi görev” gibi kavramlarla kutsal bir misyon duygusu aşılandı. Böylece cezaevleri, örgüt için bir direniş alanına dönüştürüldü.