Konya'dan eğitim için gittiği Almanya'da iş hayatına atıldı ve kurduğu Şahinler Holding'le Avrupa'daki en parlak Türk girişimcilerden oldu. "Dünyanın En Büyük Tekstil Şirketleri" sıralamasında 18'inciliğe kadar çıktı.
1997 yılında Almanya'da "Yılın İşadamı" ödülüne layık görülürken, Amerika'daki "Dünyayı Yönetenler Klübü" olarak bilinen Enterpreneur of the Year Institute'ye üye kabul edilen ilk Türk oldu.
Avrupa Klübü (Club of Europe) ise kendisine, 1998 yılında, demokrasinin, serbest pazar ekonomisinin ve Türk-Alman dostluğunun gelişmesine sağladığı katkılardan ötürü "Avrupa Onur Girişimcisi" ödülünü verdi.
Hayatını ve fikirlerini anlattığı "Zirvedeki Şahin" isimli kitabı, Mart 2000 tarihinde yayınlayarak başkalarına da ışık olmak istedi. Ancak 2008 sonunda başlayan küresel kriz, Şahinler Holding'i de sarstı. İflas ertelemesinde bulunan Kemal Şahin, zor günlerin ardından geçen yılın ikinci yarısında iflas ertelemesi kapsamından çıkarak normal hayatına döndü. Farklı alanlarda yatırımı bulunan Holding, 2010 toplam ciroda yüzde 35 büyüyerek 1,5 milyar dolar ciro yapmış. 2011'in ilk 3 ayında da yüzde 35'lik büyüme kaydetmiş. Şimdi turizmde yeni yatırımlar planlıyor. Yeniden uçuşa geçen Şahin, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki gelişmeleri konu alan bir konferans düzenledi. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ve İTKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi'nin de konuşmacı olduğu konferansta Kemal Şahin, kürsüde bir yönetim grusu gibiydi. Bölgemizde liderlerin görevi bırakmamasının problem çıkardığını vurgulayan Şahin, şöyle devam etti: "Gerhard Schröder ve Bill Clinton, birikimlerini insanlarla dünya bazında paylaşıyorlar. Siyasetin ardından yaptıkları bu işlerle de iyi para kazanıyorlar."
Kemal Şahin'e, şirketlerde de zamanı gelen, yaşlanan patronların görevi geride gelenlere bırakmaması üzerine sıkıntı çıktığını hatırlattığımda hak verdi. Peki 1955 doğumlu olan Kemal Şahin görevi ne zaman bırakacak? şeklindeki sorumu ise şöyle cevapladı: "Normalde 65 yaşında emekli olmayı, işi bırakmayı planlıyordum. 3 oğlumdan birisi 3 yıldır holdingte çalışıyor, birisi de yüksek lisansını yapıyor. Böyle giderse erken emekli olabilirim."
Ak Parti'nin de aday listesini açıklamasından sonra bir gazete,"İşte Ak Parti'nin yeni vitrini" başlığı ile dikkat çekenleri okuyucularına tanıtıyordu. Başbakan'ın yakın çalışma arkadaşlarını konu alan haberde Yalçın Akdoğan'ı da "Vakanüvisi" başlığı ile tanımlıyordu. Fakat vakanüvisin ne olduğu açıklanmıyordu. Zaman zaman bana da sorulan bu kavramı açıklama gereği duydum: Osmanlıca Lügat'a göre vak'a olay -hadise, nüvis ise yazan, yazıcı demek. Vakanüvis, Devlet-i Âliye-yi Osmanîye zamanında saltanatın tarihî olaylarını kaydetmekle görevlendirdiği kişilere verilen isim olarak tanımlanıyor. Osmanlı tarihine ait bilgilerin en önemli bölümü vakanüvisler aracılığıyla günümüze ulaşmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde resmi bir kurum halini almıştır.
Buna göre olayları takip eden ve yazan biz gazeteciler de bir vakanüvisiz. Ekonomi gazetecisi olduğumuz için ben de kendimi 'Eko vakanüvis - Ekonomi vakanüvisi' olarak tanımlıyorum.