15 Temmuz 2016’da Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi, Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçti. Ancak bu karanlık yapılanmaya karşı mücadelenin temelleri, darbe girişiminden yıllar önce atılmıştı. Hükümet, FETÖ’nün devleti ele geçirme çabalarını erken fark etmiş, özellikle yargı, emniyet ve eğitim alanındaki örgütlenmeye karşı stratejik hamlelerle süreci yönlendirmişti.
İlk ciddi kırılma noktalarından biri, 7 Şubat 2012’de yaşandı. Dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılmasıyla açığa çıkan yapı, hükümetin dikkatini çekti. Bu gelişme, FETÖ’nün devletin en kritik kurumlarını hedef aldığına dair somut bir işaret oldu. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın “Bu bir devlet krizi değil, bir örgüt operasyonudur” şeklindeki çıkışı, o dönemde hükümetin pozisyonunu netleştirdi.
HSYK YAPISI DEĞİŞTİRİLDİ
2013’teki 17-25 Aralık yargı darbesi girişimi ise mücadelenin seyrini tamamen değiştirdi. Hükümet, FETÖ’cü unsurların yargı ve emniyet içindeki etkisini kırmak için büyük çaplı operasyonlara başladı. Paralel yapı ile bağlantılı oldukları tespit edilen yargı mensupları ve polis müdürleri görevden alındı; HSYK’nın yapısı değiştirildi.
DERSHANELERİNE KİLİT
FETÖ’nün maskesini düşüren adımlardan biri eleman devşirdiği ve devasa gelirler sağladığı dershane sektörü oldu. 15 Temmuz öncesinde buradaki boşluk giderilip dershaneler kapatılırken Türkiye’de faaliyette olan FETÖ’ye bağlı 985 okul 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrasında kilit vuruldu. Bu yapıya ait özel öğretim kurumlarında çalışan yaklaşık 20 bin öğretmenin çalışma izinleri valiliklerce iptal edildi, bin 400 civarında özel öğretim kurumu ile 800 civarında özel öğrenci yurdu kapatıldı.
MGK GÜNDEMİNDE KIRMIZI KİTAB’A GİRDİ
Yargı ve eğitimde örgüte karşı bu adımlar atılırken 2014 yılında Paralel Devlet Yapılanması olarak tanımlanarak devlette tehdit unsuru olarak Milli Güvenlik Siyaset Belgesine dahil edildi. 30 Ekim 2014’te toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun 10 saatlik toplantısında Paralel Devlet Yapılanması’nın Kırmızı Kitap olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi›ne ulusal güvenliği tehdit eden unsur olarak kaydedilmesine yönelik tavsiye karar alındı. MGKJ’da alınan tavsiye kararı tekrar Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği›ne gönderildi. Paralel Devlet Yapılanması bir tehdit unsuru olarak resmen Kırmızı Kitap›ta yerini aldı.
MEDYA ALGILARI ENGELLENDİ
Darbe girişiminin ardından FETÖ olarak nitelenen PDY’nin medya yapılanması da unutulmadı. Zaman gazetesi ve Samanyolu TV gibi yayın organlarına el konularak örgütün kamuoyu algısını yönetme çabaları engellendi. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yürütülen çalışmalarla örgüte ait özel okullara yönelik denetimler artırıldı; kapatma süreçleri başlatıldı.
TSK İÇERİSİNDEKİ KRİPTO FETÖ
Ayrıca TSK içerisindeki kripto FETÖ yapılanmasıyla ilgili olarak 2014’ten itibaren YAŞ kararlarında dikkatli bir tutum benimsendi. Terfi edecek personelin güvenlik geçmişleri detaylı şekilde incelenmeye başlandı.
Aynı dönemde, Emniyet’teki “paralel yapı” temizlik süreci hızlandı; binlerce personelin görev yeri değiştirildi ya da ihraç edildi.
ÖNEMLİ HAMLERLERİLE FETÖ KENDİSİNİ ELE VERDİ
Tüm bu adımlar, 15 Temmuz öncesinde FETÖ’nün devleti ele geçirme planlarını bozan önemli hamleler oldu. Bu nedenle darbe girişimi, örgüt için bir “erken final” niteliği taşırken, hükümetin kararlı duruşu ve halkın direnişiyle bertaraf edildi.