Müzakerelerde zamana oynuyorlar

İran ile ABD arasında tırmanan krizde zaman baskısı belirleyici hale geldi. Harg Adası’nda depolama kapasitesinin dolmasına yaklaşık 12 gün kalırken, Donald Trump yönetimi için Savaş Yetkileri Yasası kapsamında tanınan 60 günlük sürenin 1 Mayıs’ta sona erecek olması, tarafları kritik bir eşikte karşı karşıya getiriyor. Hürmüz Boğazı üzerinden yürüyen ekonomik ve askeri baskı, müzakere masasını doğrudan şekillendiriyor. Her iki taraf da geri adım atmadan zaman kazanmaya çalışıyor.

Sernur Yassıkaya
İran'da Javan gazetesi dün manşetinde Trump, İran'ın yeni rehinesi başlığına yer vererek, taraflar arasında süren enformasyon savaşını da gözler önüne serdi.

İran ile ABD arasında iki ayı geride bırakan savaşta hem sahada hem diplomasi masasında kritik takvim işlemeye başladı. Bir yanda İran petrol endüstrisi, depolama kapasitesinin dolmasına yalnızca yaklaşık 12 gün kalması nedeniyle üretim krizinin eşiğine sürüklenirken, diğer yanda Trump yönetimi için Savaş Yetkileri Yasası kapsamında belirlenen 60 günlük süre 1 Mayıs’ta doluyor. Bu iki paralel zaman baskısı, tarafların müzakere stratejilerini doğrudan şekillendiriyor. Taraflar birbirlerine karşı oyalama taktiklerini sürdürürken, müzakerelerin başlaması için karşı taraftan geri adımın gelmesini bekledikleri görülüyor. Trump yönetiminin, İran'a taviz verir görüntüsü vermemek için İran limanlarına yönelik ablukayı olabildiğince uzatmayı hedeflediği değerlendiriliyor.

Günlük bir milyon varillik kapasite

İran cephesinde en kritik düğüm noktası, ülkenin petrol ihracatının kalbi olan Harg Adası. İran petrolünün yüzde 90’ından fazlasının işlendiği ada, yaklaşık 30 milyon varillik depolama kapasitesine sahip. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki fiili abluka nedeniyle ihracatın büyük ölçüde durması, bu kapasitenin hızla dolmasına yol açtı. Denizcilik analistlerine göre mevcut boş alan 13 milyon varile kadar gerilemiş durumda ve günlük yaklaşık 1 milyon varillik net girişle birlikte depoların 12–13 gün içinde tamamen dolması bekleniyor.

İLGİNÇ YÖNTEMLER UYGULANIYOR

Tahran yönetimi, bu kritik eşiği geciktirmek için sıra dışı yöntemlere başvuruyor. Yıllardır kullanılmayan tankerler yeniden devreye alınırken, terk edilmiş rezervuarlar ve konteynerler geçici depolama alanına dönüştürülüyor. Hatta 30 yıldır atıl durumda bulunan Nasha adlı tanker yeniden yüzdürülerek yüzer depo olarak kullanılmaya başlandı. İran Petrol, Gaz ve Petrokimya Ürünleri İhracatçıları Birliği Sözcüsü Hamid Hüseyni, ülkesinin petrol sevkiyatını gerçekleştirebilmek için demir yolu üzerinden Çin'e petrol gönderme girişiminde bulunduğunu açıkladı.

Sorunun temelinde ise üretimi durdurmanın yarattığı risk yatıyor. Özellikle su enjeksiyonlu petrol sahalarında üretimin kesilmesi, kuyularda geri dönülemez hasarlara yol açabiliyor. Bu nedenle İran, satamadığı petrolü depolamak zorunda kalırken, depolayamadığı noktada üretimi kısmak ile uzun vadeli rezerv kaybını göze almak arasında sıkışmış durumda.

Hazine Bakanı planı açıkladı

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Hürmüz Boğazı’na yönelik Amerikan ablukası nedeniyle İran’ın petrol endüstrisinin üretimi kademeli olarak durdurmaya başladığını söyledi. Bessent, “Pompalama yakında çökecek. İran’da sırada benzin kıtlığı var” ifadeleriyle Washington'ın oyun planını dile getirdi.

Siyasi baskı yoğunlaşıyor

ABD tarafında ise siyasi ve hukuki baskı artıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri ve ekonomik hamleleri, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası çerçevesinde 60 günlük süreyle sınırlı. Trump yönetimi 2 Mart tarihinde İran'a ilişkin çatışma durumunu bildirdiği için bu süre 1 Mayıs’ta dolarken, Kongre’den açık bir yetki çıkmaması halinde yönetimin nasıl hareket edeceği belirsizliğini koruyor. Senato’da yapılan son oylamada başkanın yetkilerini sınırlamaya yönelik girişim reddedilmiş olsa da, bazı Cumhuriyetçi senatörlerin sürenin dolmasının ardından tutum değiştirebileceği konuşuluyor. Trump yönetiminin önünde yasal boşlukları kullanma seçenekleri bulunsa da, siyasi maliyet giderek artıyor. Trump ise dün yaptığı açıklamada "İran, az önce bize 'çöküş aşamasında' olduğunu bildirdi, mümkün olan en kısa sürede Hürmüz'ü açmamızı istiyorlar" sözleriyle baskı altında olanın kendisi değil Tahran olduğunu savundu.

Oyalama taktikleri

Diplomasi cephesinde ise tarafların birbirini oyaladığı bir süreç dikkat çekiyor. İran’ın, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması karşılığında nükleer müzakerelerin ertelenmesini teklif ettiği, ancak Trump’ın bu öneriye sıcak bakmadığı kaydedildi. ABD tarafı, boğazın açılmasının elindeki en önemli kozlardan birini zayıflatabileceğini düşünüyor. Bu tablo, iki tarafın da “zaman kazanmaya” oynadığı bir dengeyi ortaya koyuyor. İran, depolama krizini birkaç hafta erteleyerek yaptırımların gevşetilmesini veya ihracat kanallarının açılmasını umuyor. ABD ise 1 Mayıs’a kadar baskıyı maksimum seviyede tutarak Tahran’ı daha geniş tavizler vermeye zorlamayı hedefliyor. Bu noktada kimin daha önce geri adım atacağı önem kazanıyor.