Bir hafta içinde Bayraktar ailesinin hayata bakışını, ideallerini ve mücadelesini gözler önüne seren iki yayın oldu. Biri röportajdı biri de belgesel.
Selçuk Bayraktar, Patronlar Dünyası Genel Yayın Yönetmeni Toygun Atilla’ya kapsamlı bir röportaj verdi. Atilla, Selçuk Bayraktar’ı, “Ünvanlarını, başarılarını, kartvizitini bir kenara bıraktığınızda karşınıza çıkan kişi; samimi, net ve cana yakın bir insan. Sevdiğini de sevmediğini de saklamayacak kadar gerçek. Dobra” diyor.
Ben de bir süre önce küçük bir grupla birlikte Selçuk Bayraktar’la Baykar’da görüşme fırsatı bulmuş ve aynı izlenimlerle ayrılmıştım. Zihnimde oluşan düşünce şuydu: İdealleri için yaşıyor.
İHA İHTİYACINI ERKENDEN GÖRDÜLER
Teknolojideki hayallerini büyük heyecanla anlatıyordu. Babası Özdemir Bayraktar’ın hayat hikayesini anlatan ve sadece Baykar’ın YouTube hesabında bir haftada 1 milyon izlenmeye yaklaşan “Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti” belgeselinde Bayraktar’ın dostlarının da söylediği gibi aile Türkiye’nin insansız hava aracına ihtiyacı olduğunu erkenden gördü. Bütün bürokratik ve mali engellerle mücadele ederek sonunda İHA’yı üretti. Ve şimdi dünyanın bir numaralı İHA-SİHA üreticisi oldular.
TÜRKİYE’NİN NEYE İHTİYACI VARSA
Selçuk Bayraktar, o zamanki görüşmemizde, taşınabilir küçük nükleer reaktörler üzerinde çalışmaya başladıklarını haber vermişti. O an aklımdan şu geçti. Selçuk Bayraktar, Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğunu düşünüyor, neyin eksikliğini görüyorsa oraya yöneliyor.
Evet son yılların vergi şampiyonu ama derdi kesinlikle daha çok para kazanmak değil.
Hatırlayacaksınız pandemi döneminde solunum cihazları kritik hale gelmişti. Baykar hemen birkaç şirketle güç birliği yaparak solunum cihazı üretti. Bağımsız GPS sistemine sahip olmak çok önemli, Baykar alçak yörüngeye uydu gönderdi, uzay çalışmalarına başladı. Sosyal medyadaki algoritma manipülasyonları can yakınca NSosyal’i geliştirdi, Wikipedia’nın yerli versiyonu Küre için ekip kurdu.
Hadımköy’deki Baykar’ın üretim üssünün yanında çalışanlarına lojman yapması, 6 Şubat depremzedeleri için binden fazla konut inşa etmesi de “paylaşmayı” seven biri olduğunu gösteriyor. Ayrıca Baykar’ı ziyaret edenler Selçuk Bayraktar’ın ne kadar misafirperver olduğunu biliyor.
GÖZÜ İHA/SİHA EKRANLARINDA
Selçuk Bayraktar’da dikkatimi çeken bir diğer husus tükenmeyen çalışma azmi. Biz cuma akşamı ziyaret etmiştik. Yani hafta sonuydu diyebiliriz. Saat de epey ilerlemişti ama bizimle sohbet ederken bir yandan da masasının sağ tarafındaki ekranlardan havadaki SİHA hareketliliğini takip ediyordu.
Cüneyt Polat’ın yönetmenliğini yaptığı Özdemir Bayraktar belgeseli bu anlamda sadece Özdemir Bayraktar’ı değil Selçuk Bayraktar’ı da anlamamıza yardımcı oluyor.
GÜNDE 18-20 SAAT ÇALIŞIYORLAR
Belgesele gelirsek… Daha 28 yaşındayken bir traktör fabrikasının genel müdür yardımcılığını yapan ardından kendi şirketini kuran Özdemir Bayraktar, İHA uğruna çocukları Haluk Bayraktar ve Selçuk Bayraktar ile Sarıyer’deki yalıdan İkitelli’deki atölyeye taşınıyor. Günde belki 18-20 saat çalışıyorlar.
‘BİZE ARTIK UYKU HARAM’
Özdemir Bayraktar, İHA’yı geliştirebilmek için oğullarını da alıp Güneydoğu’da, çatışma hattında aylar, yıllar geçiriyor. Dostlarının anlattığına göre çok sevdiği Yarbay Murat Gülova şehit olduğunda günlerce eve kapanıyor ve “Bundan sonra bize uyku haram” diyor.
5 YILDA DÜNYANIN BİR NUMARASI OLURUZ
Özdemir Bayraktar Makine Mühendisi, Selçuk Bayraktar Elektronik ve Haberleşme Mühendisi, Haluk Bayraktar Endüstri Mühendisi.
Ürettikleri TB1, 2004 yılında ilk otonom uçuşunu yapıyor. 2005’te demo yapıyorlar. Selçuk Bayraktar o sırada bugünleri haber veren önemli bir konuşma yapıyor: “Bu proje desteklenirse 5 yılda dünyanın bir numarası olabilir.”
BAŞBAKAN’IN REFERANSI YETMİYOR
Özdemir Bayraktar’ın azmini gösteren ilginç bir örnek var. Aort damarı patlayıp yoğun bakıma alındığında bile çocuklarından kendisini ziyaret eden dönemin Başbakanı Erdoğan’a sunum yapmalarını istiyor. Ancak Başbakan’ın referansı bile savunma sanayi ve TSK’daki bürokrasiyi aşmalarına yetmiyor. TB2’nin demosunu Eylül 2009’da yapıyorlar. Normalde hemen sözleşmeleri imzalayıp seri üretime geçmeleri gerekiyor. Fakat sözleşme Aralık 2012’de imzalanıyor ve TB2 envantere üç yıl geç giriyor…
“BURASI NERENİN GENELKURMAY BAŞKANI”
TB2 üretiliyor ama 2-3 yıl sonra silahlandırılması gündeme geldiğinde bu kez atış izni alamıyor. Özdemir Bayraktar, askerlerin olduğu toplantıda “Burası nerenin Genelkurmay Başkanlığı” diye isyan ediyor. Selçuk Bayraktar da mühimmatın üzerine “Bana atış izni yok” yazıp havadaki TB2’nin kamerasıyla belgeliyor. Atış izni ‘mecburen’ geliyor.
Belgeselde rahmetli Özdemir Bayraktar’ın, Baykar’daki genç çalışanlara hitaben bir konuşması var: “Biz yapamayız, biz edemeyiz. Gavur daha iyi yapar diye aşılanmış bizim milletimize, bizim insanımıza. Devamlı o aşı beyinlere yüklenmiş. Beyinler de ona göre düşünüyor” diyor. Özdemir Bayraktar ve çocukları ise bu algının/düşüncenin antitezi… Bıkmadan, usanmadan, yorulmadan “Biz yaparız”, “Biz yapabiliriz” diyorlar…
TÜRKİYE’NİN ÇELİŞKİSİ
Belgesel TSK ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nda (Savunma Sanayi Başkanlığı) bazı kliklerin yerli İHA’yı nasıl engellemeye çalıştığını ve Özdemir Bayraktar ile çocuklarının bu engelleri nasıl aştığını anlatıyor. Fakat diğer yandan belgeseldeki 50’ye yakın anlatıcının neredeyse yarısı asker ya da SSM yetkilisi. Hepsi de Özdemir Bayraktar’ı saygıyla anıyorlardı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile eski Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ve başka birçok asker de bizzat salona gelerek belgeseli izledi. Bu ilginç ironi, dikkati çeken bir ayrıntı olarak notlarımıza girdi.
AKINLAR DEVAM EDİYOR
Özdemir Bayraktar ve çocuklarını “mahalleden” ayıran bir özellikleri var. İHA çalıştıkları için askerleri iyi tanıyorlardı ve FETÖ’nün Balyoz/Ergenekon soruşturmalarında mağdur ettiğini düşündükleri askerlere korkusuzca sahip çıktılar. 2012’de Balyoz’dan tutuklanan Genelkurmay 2. Başkanı Ergin Saygun, belgeselde bu nedenle Özdemir Bayraktar’ı minnetle andı. Yine aynı tarihlerde tutuklanan emekli Albay Mustafa Köseoğlu şimdi Baykar Genel Müdür Yardımcısı. Evet bu dünyadan bir Akıncı geçti ama geride bıraktığı evlatları/öğrencileri akınlarına devam ediyor.