İnsan haklı olabilir ama haklılığını nasıl ifade ettiği de önemlidir. Bir sözü söylemek kadar hangi ses tonuyla söylendiği, bir yanlışı düzeltmek kadar bunu hangi üslupla yaptığı, bir insana sınır koymak kadar onu incitmeden sınır koyabilmek de ahlakın parçasıdır. İslam’ın “rıfk” olarak adlandırdığı bu incelik, insan ilişkilerini güzelleştiren bir nezaket değil yalnızca; Allah’ın sevdiği bir ahlak biçimidir.
SERTLİK HER ZAMAN GÜÇ DEĞİLDİR
Günlük hayatın telaşı içinde tahammül sınırlarımız giderek daralabiliyor. Trafikte, iş yerinde, aile içinde hatta sosyal medyada en küçük anlaşmazlık bile sert sözlere dönüşebiliyor. Oysa insanı ikna etmek ile susturmak, uyarmak ile kırmak, hakkını savunmak ile karşısındakini ezmek aynı şey değildir.
Hz. Peygamber, “Allah rıfk sahibidir ve rıfkı sever. Sertlik ve başka hiçbir şekilde verilmeyen karşılığı rıfk ile verir” buyurur. Bu anlayış, Müslümana her durumda pasif kalmayı değil, doğruyu söylerken doğru bir üslubu korumayı öğretir.
RIFK ZAYIFLIK DEĞİL ÖLÇÜDÜR
Rıfk bazen yanlış anlaşılarak güçsüzlük veya taviz vermek zannedilebilir. Oysa rıfk, insanın öfkesinin ve tepkilerinin esiri olmamasıdır. Gerektiğinde hayır diyebilmek, haksızlığa karşı çıkabilmek ve sınır koyabilmek mümkündür; ancak bunu kırmadan, aşağılamadan ve intikam duygusuna kapılmadan yapmak rıfkın gereğidir.
Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa ve Hz. Harun’a, Firavun’a giderken bile yumuşak söz söylemelerinin emredilmesi dikkat çekicidir. Karşılarındaki kişi büyük bir zulüm ve azgınlık içinde olduğu hâlde tebliğin üslubunda yumuşaklık korunmuştur. Bu, rıfkın yalnızca sevdiğimiz insanlara karşı değil, anlaşmazlık yaşadığımız kişilere karşı da bir ahlak ölçüsü olduğunu gösterir.
EVDE BAŞLAYAN BİR GÜZEL AHLAK
Rıfkın en çok ihtiyaç duyulduğu yerlerden biri de aile hayatıdır. İnsan çoğu zaman dışarıya gösterdiği sabrı evinde göstermez. İş yerinde ölçülü konuşan, yabancılara karşı nazik davranan kişi; evinde eşine, çocuğuna veya anne-babasına karşı kolayca sertleşebilir.
Oysa güzel ahlak, en yakınımızdaki insana nasıl davrandığımızla ortaya çıkar. Bir çocuğun hatasını düzeltirken kullanılan dil, eşler arasındaki bir anlaşmazlıkta seçilen kelimeler, yaşlı bir anne-babaya gösterilen sabır rıfkın gündelik hayattaki karşılıklarıdır.
BİR SÖZÜN BİÇİMİ DE ANLAMI KADAR ÖNEMLİDİR
Bazen doğru bir söz, yanlış bir üslupla söylendiğinde karşısındakine ulaşmaz. İnsan kendisini küçümsenmiş veya değersiz hissederse söylenen sözün haklılığı bile anlamını yitirir.
Bu yüzden rıfk, konuşmadan önce bir an durabilmektir. Öfkeliyken susabilmek, karşımızdakinin sözünü tamamlamasına izin vermek, hatayı kişinin şahsiyetine yüklemeden davranış üzerinden konuşmak ve gerektiğinde özür dilemek…
Bunların her biri, İslam’ın insan ilişkilerine kazandırdığı zarafetin parçalarıdır.
KULLUĞUN BİR PARÇASIDIR
Rıfk, hayatı kolaylaştıran küçük bir nezaket kuralından çok daha fazlasıdır. İnsanlarla ilişkimizde Allah’ın rızasını gözetmenin bir biçimidir. Çünkü Müslüman için güzel davranış yalnızca karşısındaki insanı memnun etmek amacı taşımaz; aynı zamanda kulluğun bir parçasıdır.
Belki de rıfkı hayatımıza yerleştirmenin ilk adımı, her tartışmada “Nasıl haklı çıkarım?” diye sormak yerine “Bu durumda Allah’ın sevdiği şekilde nasıl davranabilirim?” diye düşünmektir.
Çünkü bazen bir insanı değiştiren şey söylediğimiz sözün sertliği değil, o sözü söyleme biçimimizdir. Rıfk, hakikatten vazgeçmeden kalbi incitmemeyi öğrenmektir.