Merkez üssü Kahramanmaraş olan ve toplamda 11 şehrimizi vuran depremler binlerce yıkıma ve can kayıplarına neden oldu. Biz de illk andan itibaren yaşanan afette ülkece tek yürek olduk. Afet bölgelerinde, sahalarda hummalı çalışmalar yürütülürken depremzedeler için yurdumuzun dört bir yanından gönüllüler depremzedeler için harekete geçti. Depremin ilk gününden itibaren yapılan yardımları depremzedelere ulaştırmak, arama kurtarma ekiplerine yardım etmek için deprem bölgelerine gönüllü olarak gittik. Bu gönüllüler arasında genç isimlerde ellerinden geldiğince canla başla çalıştılar. Biz de Yeni Şafak Pazar olarak deprem bölgesine giden gönüllü genç arkadaşla konuşup hikâyelerini dinledik.
EVİMDE KEYİFLE OTURAMIYORDUM
Esma Kılıç, 25 yaşında. Enkaz altında kalan insanların haberlerini almaya başladıkça deprem bölgesinde yaşayan ablasının ve arkadaşlarının sağlığıyla ilgili korku ve endişe hissettiğini dile getiriyor. “Haberleri izledikçe yattığım sıcak yatak artık sıcak gelmiyordu, rahat evimde keyifle oturamıyordum. Elimden gelen şeyler vardı ve o insanlara kayıtsız kalamadım” ifadelerini kullanıyor. “Anne ve babamın çevresine fedakar olduğu bir ailenin içinde büyüdüm” diyen Kılıç, “Bir yakınının sıkıntısı varsa onunla dertlenen uyku uyuyamayan bir babanın evladıyım. Komşusu açken tok uyuyamayan bir milletin ferdiyiz. Ülkemizdeki kardeşlerimizin, bizlerin desteğine ihtiyacı vardı. Benden çok büyük şeyler beklemediklerini bir gülen yüze, destek olduğunu bildiren kaldırıcı bir güç olacak omuza ihtiyaçları olduğunun bilincindeydim. Beni deprem bölgesine götüren en büyük etken buydu” şeklinde afet bölgesine neden gittiğini anlatıyor. KADEM aracılığıyla gönüllü olarak 15 gün boyunca deprem bölgesinde kaldığını söyleyen Kılıç, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Hatay’daki çadır kentte Kadın Destek Merkezi kurduklarını söylüyor.
MUTLAKA ELİMDEN BİR ŞEY GELEBİLİRDİ
23 yaşındaki Şamil Yılmaz da üniversite öğrencisi. Lise yıllarından bu yana Genç İHH’da çeşitli görevlerde bulunmuş olan Yılmaz, çocukluğundan beri yardım etmenin önemi ile büyümüş. “İnsan başkalarına yardım ettiği ve başkalarını sevdiği kadar yükselir. Zorlukların bizi motive ettiği kanaatindeyim” ifadelerini kullanıyor ve deprem bölgesine nasıl gittiğini şu sözlerle aktarıyor: “Bölgede insanlar soğuk havada enkaz altında kalmışken benim evde sıcakta durmam beni rahatsız ediyordu. Mutlaka elimden bir şey gelebilirdi. Bölgeye İHH İnsani Yardım Vakfı Koordinesi’nde depremin üçüncü gününde gittim. Hatay Reyhanlı’da bulunan lojistik merkezimizde çalışmak için gönüllü olarak giderken bir diğeri İHH Kilis’e giden ekibin içindeydim. Deprem bölgesinde toplam 10 gün kaldım. Bu süre zarfında konaklama olarak hep Kilis’teydim ancak gün içerisinde sürekli Hatay, Gaziantep ve Kahramanmaraş illerine çalışmalar yapmak üzere gittim. İlk iki gün Kilis Lojistiğe gelen her gönüllünün yaptığı gibi lojistik merkezine gelen tırların indirilmesi, ürünlerin merkezde tasnifi gibi çalışmalarda görev aldım.”
ÇOCUKLARIN MUTLULUĞUNU GÖRMEK FARKLI BİR HİS
25 yaşındaki Sümeyye Sena Eminmollaoğlu ise İHH Vakfı’nda 7-8 yıldır gönüllü olarak çalışıyor. Deprem bölgesinde üç gün kaldığını anlatan Eminmollaoğlu, Hatay ve Gaziantep’e gitmiş. Dört kamp, üç çadır kent ve bir tane konteyner kent ziyaret ettiklerini söyleyen Eminmollaoğlu, uçurtma, mısır patlatma, pamuk şeker kahve ve sıcak çikolata makinesi, gezici kütüphane götürdüklerini dile getiriyor. “Amacımız oraya yardım götürmek değil çocuklarla şenlik yapmaktı” diyen Eminmollaoğlu, çocuklarla beraber uçurtma uçurduklarını söylüyor. “Bir çocuğun pamuk şekerden zevk aldığını, onunla mutlu olduğunu gördüğümde o çocuğa depremin 10 dakikasını unutturabileceğimi düşündüm” diyor.
ÇADIR KENTTE YAŞAYANLARLA AYNI DURUMDAYIZ
26 yaşındaki Yunus Emre İli ise, Bağcılar Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nda Sosyal İncelemeci olarak çalışıyor. Ailesinin paylaşmanın önemini daha küçük yaşlarda öğrettiğini dile getiren İli, hâlâ deprem bölgesinde. Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün oluşturmuş olduğu ASYA (Afet Sosyal Yardım) grubuna daha öncesinden gönüllü olarak üye olduğunu ve gönüllülük esasına dayalı olarak İstanbul Valiliği’nin ayarlamış olduğu bir uçak ile Hatay’a gittiğini dile getiren İli, şu an Antakya’da çadırkette kalıyor ve burada bulunan Sosyal Markette çalışıyor. “Marketimizden çadır kentte kalan vatandaşların gıda, hijyen, giyecek gibi ihtiyaçlarını her gün karşılıyoruz. Kendim, sosyal market sorumlusu olarak, malzeme ihtiyaçlarını Hatay merkezde bulunan depolardan istek üzerine temin ediyorum” şeklinde anlatıyor. İli, içinde bulunduğu kurumun yardımlaşma üzerine olması ve ailesinin verdiği eğitime dayalı olarak insanlara yardım etme isteğinden dolayı deprem bölgesine gittiğini söylüyor. “Hayatımda hiç çadırda kalmama rağmen kaldığım yere çabuk alıştım çünkü çadır kentte yaşayan insanlarla aynı durumdayız” ifadelerini kullanıyor.
ORTAK DİLİMİZ OYUN
27 yaşındaki Feyza Kubur ise psikolojik danışman. Deprem bölgesine iki kere gitmiş olan Kubur, ilk olarak Minik Gamzeler Derneği ile gitmiş. Kahramanmaraş’ta üç gün kaldığını söyleyen Kubur, deprem bölgesine nasıl gittiğini ve neler yaptığını şu sözlerle anlatıyor: “Orada oyun bağı kurduk. Çocuklara oyuncak yardımında bulunduk, patlamış mısır, pamuk şeker, palyaço, müzikli eğlenceler yaptık. Daha sonra ise Milli Eğitim Bakanlığı’yla birlikte psikososyal destek süreci için gönüllü olarak tekrar Kahramanmaraş’a gittim. O zamanda bir hafta kaldım.Çocukların yüzündeki mutluluk beni çok etkiledi” ifadelerini kullanan Kubur, “Çocuklar ne yaşarsa yaşasın onlarla tek ortak bir dilimiz vardı: Oyun. Baskı yapmadan ‘Bizimle oynamak ister misiniz?’ diye oyuna katıyorduk istemeyenler için fırsatlar oluşturuyorduk.”
BENİ ORAYA GÖTÜREN MERHAMETİMDİ
28 yaşındaki Hemşire Selenay Sekili ise, Hatay Samandağ Devlet Hastanesi’nde yedi gün gönüllü olarak çalıştığını söylüyor.Sekili, “Yardım etmek için beni oraya götüren vicdanım ve merhametimdi” diyor ve ekliyor: “Bu süreçte hiç tanımadığım birinin duygularına ortak olmak ve onu derinden hissetmek, ona yardım etmekti. Öyle hissettiğim için de deprem bölgesine gittim.”
Sekili, kaldığı süre zarfında Hatay’da ikinci 6.4 büyüklüğündeki depreme de yakalandığını söylüyor. Sekili, “Biz de o zaman çadıra yerleştik. Biz de depremzede olduk. Oraya çalışmaya gitmiştik ve biz de yardıma muhtaç olduk ama orada canla başla çalıştık” diyor.