Ağrı Dağı’ndan doğan Şeva

Fatih Yıldız

Ağrı Dağı’nın eteklerinde yaşayan Brusk’un hikâyesini merkeze alan Şeva romanı, Sonçağ Yayınları’ndan çıktı. Fatih Yıldız’ın kaleme aldığı eser, sıradan bir çobanın rüyalar vasıtasıyla evrensel bir bilince dönüşümünü konu alıyor. Felsefi derinliği heyecan dolu sahnelerle birleştiren yazar, Ağrı Dağı’nın kadim atmosferini modern bir anlatıyla buluşturuyor. “Şeva” kelimesinin İbranice kökenli olup “yedi” anlamına geldiğini söyleyen Yıldız, kitabın ismini koyuş hikayesini şöyle anlatıyor: “Romanda bu sayı yalnızca matematiksel bir kavram değil. Şeva, tamamlanmışlığın, ruhsal dengenin ve evrensel döngünün simgesidir. Hikâyedeki her şeyin yedi gün, yedi evre ve yedi katman üzerinden biçimlenmesi, bu döngüselliğe yapılan bilinçli bir göndermedir. Romanın isminin de ilginç bir hikâyesi var: Hz. Süleyman kıssasında adı geçen Seba Melikesi’nin orijinal ismi Şeva’dır. Romanın kahramanı Brusk, rüyasında bu ismi sayıklar; isim önce karakterin adı olarak doğdu. Yazma sürecimden haberdar olan bir arkadaşım bu ismi duyunca, ‘Bu kitabın ismi mi?’ diye sordu. O ana dek isimsiz olan eserim, o sorunun ardından adını bulmuş oldu.”

AŞK VE FELSEFE İÇ İÇE

Romanda bilim, aşk ve felsefenin iç içe işlendiğini belirten Yıldız, “Kitabın anlatım dili, klasik roman kalıplarına pek uymuyor. Olayların akışı ve kurgusu; düşüncelerin, rüyaların ve kuantum dünyasının özelliklerini taklit ederek geliştiği için bu eseri ‘dünyanın ilk kuantik roman denemesi’ olarak tanımlayabiliriz. Madem her şey tek bir kaynaktan, bir elektron ve bir kuarktan oluşuyor, o halde var olan hiçbir şey birbirinden bağımsız olamaz. Roman, bu bağların sezgisel olarak nasıl fark edilebileceğini gösteriyor. Bir köy kilerindeki yayıkta oluşan tereyağından yağışların oluşumuna, oradan da Big Bang’e (Büyük Patlama) uzanan başlangıcı, aynı sezgisel mantıkla ve yalın bir dille anlatmaya çalışıyorum.” dedi.