Altmış güzel insanı yeniden hatırlama vakti

Portre yazmak zor zanaat vesselam. Hilmi Yavuz’un tabiriyle “Yakup Kadri kadar müstehzi, Yusuf Ziya kadar acımasız, Yahya Kemal kadar doğrucu” olmak iktiza eder portre yazarken. Avni Özgürel de yılların gazetecilik ve yazarlık deneyimiyle hayatına dokunan insanları kaleme alıyor. Ketebe Yayınları’ndan eylül ayında çıkan ve Avni Özgürel’in kaleme aldığı Unutulmayan Portreler, 60 portreyi okuyucusuna sunuyor.

Yeni Şafak
Altmış güzel insanı yeniden hatırlama vakti

EMİN BİLGE

İstanbul’da bir belediyenin organize ettiği bir kültür sanat festivalinde iki yazarın söyleşisinde, yazarlardan daha popülist olan “Her insan kendi başına bir kitaptır, herkes kendisini yazsa insan sayısı kadar kitap olur” derken daha az popüler olan ama meselelere daha derinlikli bakabilen yazar ise kaygıyla “tabi o zaman kitapları sadece yazan okur” diyebildi. Popüler olan salvolara devam etti: “Öyle kitaplar vardır ki başucu kitabı yaparsınız hatta ayakucu kitabı yaparsınız; kitapların üzerine çıkar daha uzakları görebilirsiniz…” Teşbihte hata olmaz derler ama bana pek de hamasi geldi bu söylem; ‘Ayakucu kitabı…’ Diğeri ise ayıp olmasın diye yapay bir tebessüm etti; “Kitabın başucunda ya da ayaklar altında olması değil, gönlünüzde ne kadar yer ettiğidir” der gibi bir tebessüm… O anda Avni Özgürel’in yazdığı Unutulmayan Portreler kitabı geldi aklıma. 60 tane hayat… 60 tane ayrı dünya… Her biri münevveran yaşantılarıyla 60 güzel yüz Yaşantılarını okuduğumuzda empati yapmamak mümkün değil. Bazen Kemal Tahir oluyorsunuz bazen Fuzulî… Kimi zaman hüzünleniyorsunuz kimi zaman tebessüm gözlerinizden okuınuyor. Her biri ayrı ayrı yer ediyor gönlünüzde. Zamanın hızla akıp giden, kaybolan güzelliklerine aheste aheste kürek çekiyorsunuz.

Her isim ayrı bir dünya

Avni Özgürel 10 yıl önce başladığı Portreler çalışmasını belgesel film metinleri olarak hayata geçiyor. Unutulmayan Portreler adıyla da Ketebe Yayınları’ndan okuyucuyla buluşuyor. Kitapta Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vurmuş ve düşünce hayatını etkilemiş önemli şahsiyetlerin biyografileri yer alıyor. Fikir vermesi açısından önemli biyografiler şunlar: Mehmet Akif, Yahya Kemal Beyatlı, Sabahattin Ali, Mehmet Ali Aybar, Elmalılı Hamdi Yazır ve daha birçok münevver insan. Özgürel kitabın ön sözünde “Ne yazık ki elinizde tuttuğunuz kitapta deste halinde sunmaya çalıştığım aydınların pek çoğunu tanıma bahtiyarlığına erişmedim. Bir kısmına muhaliftim açıkçası.” derken objektif bir nazarla ‘günümüz aydınları’nın sayısında ciddi oranda daralma yaşandığına dikkat çekiyor.

“Bırakın geçen yüzyılı 25-30 sene öncesiyle kıyaslandığında bile düşünce, felsefe, sanat sahasında pırıltılı bir tablo yok. Ehemmiyetsiz gördüğüm veya küçümsediğim için söylemiyorum ama Nobel edebiyat ödülünün bir şarkı sözü yazarına verilmiş olması herhalde farklı bir sürecin işareti olmak icap eder. Bu sunum yazısı çerçevesinde söz konusu halin sebeplerini tartışacak değilim. Türkiye’de ve dünyada siyaset sahnesinde, sanat dünyasında, yaşananlara; küresel boyutta çevre umursamazlığına, doğayı tahrip etmede duyarsızlığın ulaştığı boyuta; küresel ölçekte yaşanan sınırsız şiddet ve yok etmenin hazza dönüşmesine bakmak neden böyle sorusunun cevabını içinde taşıyor.”