Gün içinde fark etmeden yanından geçip gittiğimiz insanlar ve hikayeleri genç bir yönetmenin vizörüyle gün yüzüne çıktı.Adana'dan İstanbul'a üniversite eğitimi için gelen Akın Andırın, başlattığı 'Cep Hikayeleri' isimli projeyle kenarda kalan ilginç hikayeleri kayıt altına alıyor. Bir esnaf, bir sanatçı, bir genç veya bir yaşlı... Cep Hikayeleri'nde herkesin anlatacak bir hikayesi var. Bu insanların hayat serüvenlerini ortay çıkaran 33 yaşındaki Andırın, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon bölümü mezunu. Öğrenciyken çeşitli reklam setlerinde kamera arkasında çalışan Andırın, mezun olduktan sonra profesyonel olarak çalışmaya başlamış. Yoğun çalışma temposunda kendisini ifade edebileceği bir projesi olsun isteyen Andırın, etrafında dikkatini çeken hikayeleri kayıt altına alarak yavaş yavaş internetten yayınlamaya başlamış. Yaptığı iş toplu taşımalarda yayın yapan Modyo Tv tarafından fark edilince de enteresan hikayeler İstanbullularla buluşmuş. Bir gün koştur koştur bindiği metroda anneannesinden dinlediği savaş hatıralarını çektiği hikaye karşısına çıkınca yaptığı işten daha bir keyif alan Andırın, “İnsanlardan seriler bitmesin diye geri dönüşler alıyorum. Bu yüzden çekebildiğim kadar hikayenin peşine düşeceğim. Anadolu'yu da gezerek kenarda köşede kalmış insan hikayelerini çekmek istiyorum" diyor.HER ŞEY FİLOZOF ŞOFÖRLE BAŞLADIİlk çektiği hikayenin bir minibüs şoförüne ait olduğunu söyleyen Andırın, cep hikayelerini çekmeye başlayış öyküsünü şöyle anlatıyor: “Sürekli kullandığım bir minibüste farklı felsefik içerikli yazılar oluyor. Ne zaman binsem yazılar değişiyor, ünlü düşünürlerin sözleri oluyordu. Kameramı sürekli yanımda taşıdığım için birkaç hafta o yazıları çektim. Sonra bu yazılardan dolayı şoförle konuşma gereği duydum. O da çok insan canlısı çıktı. Her şeyi anlattı. Ben de kayıt altına aldım. Ses ekleyip montaj yapınca ortaya güzel bir iş çıktı. Ben de insan hikayelerini çekmeye karar verdim. Cep hikayeleri filozof şoför ile başlamış oldu "
SOKAK SOKAK GEZİYORUMAra ara memleketi Adana'ya gittiğinde de çarşı esnafını gezen Andırın, heybesindeki hikayeler çoğalınca bunlara bir isim düşünmüş ve 'Cep Hikayeleri'nde karar kılmış. Bir ile dört dakika arasında olan hikayelerin her yerde rahatça izlenebilmesinden dolayı bu ismi veren Andırın, “Hikayeler uzun olsun istemiyorum. Çünkü uzun olunca insanlar izlemiyor. Ben de uzun olan konulardan çabuk sıkıldığım için kısa tutuyorum. Bazı hikayelerde 'daha uzun olsaydı' diye tepkiler de almıyor değilim ama uzatırsam keyfi kaçabilir" diyor. Perşembe günleri YouTube üzerinden bu zamana kadar 32 bölüm yayınlayan Andırın, İstanbul'un tarihi semtlerinde elinde makinesiyle hikaye peşinde gezmeye devam ediyor. Hikayeler herkese ulaşmaya başladıkça hikaye konusunda öneriler aldığını söyleyen Andırın, yayınlanan hikayelerdeki insanlara ulaşmak isteyenlerin de olduğunu belirtiyor. Bunlardan birisi de Filipinli Hasan. Eminönü'nden Unkapanı'na kadar yol kenarında bulunan kedileri her gün besleyen Hasan'a mama yardımı yapmak isteyenler olmuş.NE YAPTIĞIMI BİLMEYENLER GERİ ÇEVİRİYORHikayelerin biraz şans birazcık da deneme yoluyla ortaya çıktığını belirten Andırın, Filipinli Hasan'ın sanş eseri karşısına çıktığını söylüyor. Bir zamanlar sesiyle meşhur olmak isteyenlerin uğrak yeri olan Unkapanı'ndaki plakçılar çarşısının olduğu sokaklarda da gezen Andırın, ud yapım ustası Ali Nişadır ile de tanışmasından da şöyle bahsediyor: “Bir gün bir arkadaşımla Anadolu yakasından Sirkeci'ye geçip Balat'a yürüdük. O gün 3 farklı hikayeye denk geldik. Ali amca da o hikayelerden biriydi. Uzun zamandır ud yaptığı için anlatacak çok şeyi vardı. Yarım saat kadar çekim yaptık. İki dakikalık bir film çıktı. Ali amca çok sıcak bir insandı. Ama bazen sert tepkiler de oluyor. Beni tanımadıkları için ne yapacağımdan endişe duyuyorlar. Ben de yayınlanan hikayeleri gösteriyorum. Kimi kabul ediyor, kimi de yanaşmıyor. Mesela İstanbul'da tek domuz eti satan bir kasap var. Hakkında daha önce çıkan yalan yanlış haberlerden dolayı fazla sert tepki göstermişti."Uda hayat verdikçe mesleğe aşık oldumAkın Andırın, cep hikayelerinin 21'inci bölümünde maddi sıkıntılardan dolayı küçük yaşta ailesiyle İstanbul'a gelen ud yapım ustası Ali Nişadır'ı anlatıyor. Çocuk yaşta çeşitli işlerde çalışan Nişadır, su satmış, bakkal çıraklığı yapmış. En sonunda rahmetli ustasının yanında meslek öğrenmeye başlamış. Meslekteki ilk yıllarında gitar yapan Nişadır, bir zaman sonra bağlama, en sonunda da ud yapım alanında usta olmuş. Uda hayat verdikçe mesleğine aşık olan Nişadır, 47 senedir işini icra ediyor. Belli bir süre yurtdışında da ud yapan Nişadır, anlattığına göre Ortadoğu'da bayağı tanınır hale gelmiş. Müşterilerinin çoğu da Arap. Türk müşterileri ise akademisyenlik yapan müzisyenlerden oluşuyor. Usta müzisyen Mehmet Bitmez'in haftada bir Unkapanı'ndaki küçük dükkana gelip yeni yapılan udları denemeden duramadığını söyleyen Nişadır, udları genellikle meyve ağaçlarından yapıyor. Müşterinin isteğine göre kullanılan ağacın değiştiğini de belirtiyor.