Ramazan eğlencelerinin her kültürde kendine özgü farklılıkları var. Özellikle televizyon kanalları ramazana özel yayınlarıyla en önemli eğlence araçlarından biri. Türkiye’de ramazan programlarının içeriği bildiğiniz gibi ilahiyatçılar ile yapılan soru-cevaplı bir format üzerinden ilerliyor. Ancak Arap dünyasında ise durum bizden çok farklı. Onlar için ramazan eğlencesi sadece bir ay yayınlanan büyük prodüksiyonlu sansanyonel diziler anlamına geliyor. İftardan sonra ışıklı restoran ve kafeleri dolduran insanlar kadar, evlerinde televizyon başına geçenlerin sayısı azımsanmayacak boyutta. Özellikle geçtiğimiz on yılda popülerlik kazanan diziler sadece izlenme rekorları kırmıyor aynı zamanda birçok tartışmayı da beraberinde getiriyor. Beyrut’tan Marakeş’e kadar uzanan tüm coğrafyada Arap dünyasının yıldızlarının başrolde yer aldığı dramdan komediye geniş yelpazeli renkli bir dünyadan bahsediyoruz. Anlayacağınız Ramazan ayının uhrevi havasının yanında, prime-time televizyon dizisi izlemek adeta bir gelenek haline gelmiş durumda.
RAMAZAN’IN RUHUNA AYKIRI
Arap televizyon yapımcılarına gelirsek, bu dizilerin Arap ailesini yeniden bir araya getiren bir atmosfer sunduğunu öne sürüyor. Ancak din adamları ve çoğu eleştirmene göre bu diziler Ramazan ayının doğasına uymayan sahneler içeriyor. Arap tarihindeki pek çok şahsiyetin din ve ahlaka aykırı sahneler ile sunulduğu öne sürülüyor. Eleştirmenler, bu tip yapımların toplumdaki sosyal, kültürel ve hatta politik yönelimlere olumsuz etkisi olduğunu dile getiriyorlar. Sadece bu yıl Ramazan ayı için 100’den fazla tv dizisi çekilmesi nasıl bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzun bir göstergesi. Tarihsel, politik ve sosyal meselelerle ilgili düzinelerce dev bütçeli yapımlardan bahsediyoruz. Bu yapımları hayata geçiren ülkelerin başında ise Mısır ve Suriye geliyor. Arap dünyasında tarihe geçen ve Ramazan dizilerinin en popüleri “Bab-el Hara” uzun yıllar fırtınalar estirmişti. Suriye’de çekilen ve 1930’lu yıllardaki Fransız işgali dönemini konu alan “Bab-el Hara” ciddi bir hayran kitlesine ulaşmış hatta birçok Arap ülkesinden Şam’daki dizi setine turistik ziyaretler düzenlenmişti.
SUDAN VE MISIR ARASINDA KRİZ
Son yıllarda Mısır en çok dizi çekimlerinin yaplıdığı ülke. Ancak Mısır’ın yapımları her yıl bir tartışmaya neden oluyor. Bu yıl ramazan için çekilen “Ebu Omer Elmısri” adlı dizi Sudan ve Mısır hükümeti arasında diplomatik krize neden oldu. Mısırlı avukat olan Fakhr al-Din’in hikayesinin anlatıldığı dizi bir suikast ile başlıyor. Genç avukat kuzeninin öldürüldüğü suikast girişiminden kurtulur ve Fransa’ya kaçar. Ancak içindeki intikam ateşini söndüremez. Daha sonra Sudan’da silahlı İslami gruplara katılır ve bu grubun önemli adamlarından biri olur. İşte Sudan hükümetini kızdıran da dizinin başkahramanın terörist olmak ve ülkesinde eylem yapmak için Sudan’ı seçiyor olması. Üstelik Sudan güvensiz ve teröristlerin rahat haraket ettiği bir ülke olarak gösterilirken, Mısır’daki güvenlik kurumlarının rolü yüceltiliyor. Ülkelerine karşı yapılan eylemleri nasıl savuşturdukları bir kahramanlık öyküsü olarak abartılı sahnelerle destekleniyor. Sudanlılar bu bakış açısıyla Mısır’ın terörizme karşı savaşta siyasal iktidar vizyonunu desteklemeye ve imajını güçlendirmeye çalıştığına dikkat çekiyor.
İKİ KARDEŞ HALKA HAKARET
Sudan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Qureibullah el-Khader yaptığı açıklamada, bakanlığın Mısır’ın büyükelçisini Hartum’a çağırdığını duyurdu. Sözcü, söz konusu dizinin Sudan’da ikamet eden veya ziyaret eden Mısır vatandaşlarının terörist olarak suçlanmasına yol açtığını söyledi. Ayrıca bakanlık Sudan üzerinden negatif klişeler üretildiğini ve çirkin bir tablo çizildiğini öne sürdü ve şu ifadeleri kullandı: “Dizi iki kardeş halkına hakaret eylemidir. Mısırlı vatandaşların ülkemizde hareketlerini kolaylaştırmak için yapılan anlaşmayı ihlal ediyor. Sudan’daki Mısır vatandaşlarının barışçıl varoluşuna da zarar veriyor.”
SİYASİ SORUNLARI YANSITIYOR
Dizi halen Mısır’ın On Tv’ kanalında yayını sürdürüyor. Televizyon kanalı yetkilileri ise, dizide cereyan eden olayların gerçeklere dayanmadığı ve senaristin hayal gücünü yansıttığı dile getirdiler. Yapımcı ise yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Sudan hükümetini ya da kardeş Sudan halkını hedef almıyoruz. Aksine amacımız Sudan ile olan ilişkileri güçlendirmek ve geliştirmek. Mısır hükümetinin bu konudaki hassasiyetini biliyoruz ve kimseyi hedef göstermiyoruz.” Siyasi yorumcular ise bu dizinin hiç de masum olmadığına vurgu yapıyorlar. Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hartum’u ziyaretinin ardından Mısır-Sudan ilişkilerinin iyice gerilediğine dikkat çekiyorlar. Yorumcular diğer yandan son aylarda, Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında, Etiyopya’nın Nil’in boyunca inşa ettiği barajın gerilimi daha da artırdığını söylüyorlar. Bu yılın tartışma yaratan bir diğer dizisi ise “Kalbash”. Ünlü Akrep hapishanesini denetleyen bir polis memurunun ideallerinin peşinden gittiği kahramanlık propagandasına dayanıyor. Mahkum yakınları ve sivil toplum kuruluşları ise dizinin ilk bölümlerinden itibaren tutuklularla ilgili olayların çarpıtıldığını söylüyorlar. Hatta mahkum yakınları dizinin boykotunu isteyen bir sosyal ağ kampanyası başlattılar ve sosyal medya üzerinden destek istediler. Hapishanenin insanlık dışı koşullarının asla yansıltılmadığını ve gerçeklikle ilgisi olmayan bu dizinin bir an önce yayından kaldırılması gerektiğine vurgu yaptılar.
IŞİD MAĞDURLARINI ANLATTIK
Geçen yılın en dikkat çekici Ramazan dizisi MBC kanalında yayınlandı. “Kara Kargalar” adlı dizide IŞİD’e katılan oğlunu bulmak için Suriye’ye giden bir annenin hikayesi ele alınıyordu ve olaylar kadınların gözünden anlatıyordu. Irak ve Suriye’de yaşanan dehşet verici hikayeler yan karakterlerle destekleniyordu. Bunlardan en öne çıkanı ise Hristiyan inancını red edip kiliseyi hava uçuran bir genç. Eleştirmenler bu prodüksiyonun dramanın tuzağına düştüğünü, üstelik kostümlerin ve makyajların cihatçıları karikatürize ettiğini sayfalarında yazdı. Yapımcılar ise dizinin bu terör örgütündeki yozlaşmış ve ikiyüzlü liderlerinin yürüttüğü acımasız suçlara dikkat çekmek için çekildiğine vurgu yapmışlardı. İşid’in haberlerde gösterilmeyen yüzünü ve onlarla yaşamak zorunda kalan insanların çektiği acıları herkesin görmesi gerektiğine dikkat çektiklerini söylemişlerdi. Arap izleyiciler ise diziye tepki göstermiş ve tüm gün haberlerde izledikleri acı görüntülerin ramazan dizisi olarak karşılarına çıkmasını anlamsız bulmuşlardı.
İSRAİL’İN HEDEFİNDEKİ DİZİLER
Ramazan dizilerinde halkın ilgisini çekmek adına Yahudiler ile ilgili konular her zaman tercih ediliyor. Bazen tarihi olay ve kişilerden yola çıkılırken, bazen de bir aşk hikayesi üzerinden Yahudi-Müslüman ilişkileri ele alınıyor. Her seferinde bu konuya odaklanan diziler ya İsrail’den ya da Arap dünyasından tepki alıyor. Yine geçtiğimiz yıllarda Mısır’da yayınlanan ‘Yahudi Mahallesi’ dizisi de büyük tepki toplamıştı. Kahire’de geçen dizide Mısır ordusu subayı Ali ile Leyla adlı Yahudi bir kadının aşkını anlatıyordu. 1948 Büyük Arap-İsrail savaşı sırasındaki Kahire’ye düzenlenen hava saldırısı görüntüsüyle başlayan dizinin açılış sahnesinde, Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler bir İsrail hava saldırısı sırasında birlikte sinagoga sığınıyorlardu. Bu saldırı sırasında mahalledeki Yahudilerin kahramanlıkları sahneleniyordu. Dizideki bütün Yahudi karakterler melek gibi tasvir edilirken Müslümanlar cahil ve kötü olarak gösteriliyordu. Diziye tepki gösteren siyasi yorumcular Mısır’da yürürlüğe giren ancak henüz uygulanmayan pek çok yasanın İsrail’in lehine olmasından kaynaklanacak tepkileri azaltmak adına Sisi’nin halka Yahudi sempatisi kazandırmaya çalıştığı öne sürmüştü. 2002’de yayınlanan “Atsız Şövalye” Yahudi karşıtı bulunmuş ve iki ülke arasında ciddi bir diplomatik krize neden olmuştu. 2012’de Adel İmam’ın oynadığı Naji Atallah Takımı adlı dizi de İsrail’de büyük tepki toplamıştı.
BİR ZAMANLAR ŞAM’DA
Yahudi-Müslüman ilişkilerini tasvir eden bir diğer yapım ise “Bir Zamanlar Şam’da”. Dizi, Şam’dan gelen genç bir Yahudi kızın, sosyal normlardan dolayı Müslüman sevgilisiyle evlenmekten vazgeçmesi ve onun yerine bir akrabası olan siyonist olan Fuad ile evlenmeye zorlanmasını konu alıyordu. Genç kızın Müslüman sevgilisinden vazgeçemez ve dinine, ailesine ve milletine sadakat ve aşk arasında tercih yapmaya zorlanır. Dizi tarihin iki boyutunu gösteriyordu. Biri 1947’deki Şam’ın panaroması. O zamanlar oradaki politik iklim ve Filistin sorununa tepki olarak meydana gelen değişiklikler ele alınıyordu. Diğer boyut ise 2001’de bu ülkelerin kaderinin nasıl şekillendiği anlatılıyordu. “Darb al-Yasmin” adlı ramazan dizisi de 1990’ların sonlarında güney Suriye köyündeki İsrail’e karşı direnişe odaklanıyordu. Yine İsrail, bu diziye büyük tepki göstermişti.
KABİL’E GİDEN YOL
Afganistan’daki savaş hakkında “Kabil’e Giden Yol” adlı dizi ise hem Amerikalılar’ın hem de İslamcı militanların protestolarının ardından Ramazan ayı bitmeden gösterimden kaldırılmıştı. Dizi yapımcıları Suudi Arabistan’daki Arap kurbanların ve terör saldırılarının halkının ilgisini çekmediği iddi etmişti. Büyük bütçelerle ve son teknolojik tekniklerle çekilen dizi yayından kaldırılmadan önce en
çok izlenen Ramazan dizisiydi. Yapımcılar gelen tepkiler üzerine diziye son vermişti. Dizide olayların tek taraflı anlatılmaması özellikle ABD tarafından hoş karşılanmamıştı.
MISIR TELEVİZYON KANALLARINA RAKİP
Mısır televizyon kanallarında yayınlanan 28 diziye bu yıl bir rakip çıktı. Genç bir ekibin Youtube’de yayınladıkları dizi ciddi bir izleyici kitlesine ulaştı. Mısır’daki televizyon dünyasındaki özellikle Ramazan yayınlarını içeren sert rekabet ve TV dizilerinin sansürü nedeniyle gençler sosyla medyayı halka ulaşmak için bir araç olarak seçiyorlar. Büyük bir izleyici kitlesine kavuşan bu sıradışı Ramazan dizisinde, zengin bir Mısırlı iş adamı olan Refik’in kolejdeki tüm arkadaşlarını bir araya toplamasıyla gelişen olaylar anlatılıyor. Refik, 12 arkadaşından belirli bir süre onun dairesinde kalmasını ister ve en son kalan kişiye bir ödül vereceğini söyler. Refik’in dairesinin ortak yaşam alanı sonunda “bir hapishane” haline gelmesiyle birlikte karmaşık geçmişleriyle yüzleşirler. Dizi Arap Baharı sırasında aktif olan, işsizlikle ve sorunlarla mücadele eden gençler üzerinden Mısır’ın halini yansıtıyor.
Tarihi diziler çok popüler
Bu yılın Ramazanın en büyük yapımlarından biri ise Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait. “Al Majdy Bin Daher” adlı tv dizisinde 18. yüzyılda yaşayan şair Al Majdy bin Daher’in hayatını anlatıyor ve aynı zamanda BAE’nin tarihini mercek altına alıyor. Bir diğer iddialı dizileri ise “Al Mahlab” olarak bilinen İslam savaşçısının kahramanlıklarını ele alıyor. Al Assouf isimli dizide 1970’lerde krallığın ailesine ve sosyal yönlerine bakan modern bir tarihsel drama ile Suudi Arabistan’ın gelişimindeki önemli olaylara odaklanıyor. Suudi Arabistan’ın petrol zengini olmadan önceki yıllarına dabir yolculuk yapılıyor.