Demokrasiyi çizmekten bıktık usandık!

Türkiye'nin önde gelen karikatüristleri Tan Oral, Salih Memecan, Kemal Güler ve Ercan Akyol yıllardır ülke sorunlarını çiziyor. Ancak hepsi sorunlarımız kronikleşip sürekli tekrar ettiği için aynı gündemi çizmekten şikayetçi. Bir türlü oturtamadığımız demokrasimiz de bu sorunların başında geliyor.

Kübra Sönmezışık
Demokrasiyi çizmekten bıktık usandık!

Bu ülkede siyasi gündem kendini öyle tekrar ediyor ki yıllar önce çizilen bir karikatürü yeniden yayınlayabiliyorsunuz. Bunu köşelerinde sıkça yapan Sabah Gazetesi karikatüristi Salih Memecan ve Milliyet Gazetesi karikatüristi Ercan Akyol en iyi iki örnek. Kürt, Alevi, anayasa, başörtüsü, terör gibi ülkenin yumuşak karnı olan sorunlar zamana direniyorlar ve ülkenin kanaat önderleri olarak kabul edilen yazarların ve çizerlerin kalemine en az bir kaç defa uğruyorlar. Kimi zaman yazıdan daha keskin olan karikatür bu konudaki etkinliğini her zaman koruyor. Her gazetede en fazla iki tane bulunan karikatüristler için sık sık tekrar eden ülke sorunlarını çizmek ne kadar kolay? Ardından şu sorular geliyor; Bu ülkede hangi sorun daha çok tekrar ediliyor? Yeni ülke sorunumuz? Soruları ben soruyorum karikatüristler cevaplıyor. Bakın ne diyorlar...

MİZAH BİR PANZEHİRDİR

Uzun yıllar Cumhuriyet Gazetesi'nde karikatüristlik yapan, şimdilerde Taraf Gazetesi'nin birinci sayfasında çizen karikatürist Tan Oral, kendini tekrar eden ülke sorunlarının çizgiye sıkça konu edilmesini doğru bulmuyor. Bunu iki sebebe indirgiyor ve diyor ki; "Biraz tembellik, 'ben dememiş miydim' böbürlenmesi, yeniden uyarı ihtiyacı ve biraz da telif ücretine yeni bir katkı imkanı! Daha ciddi nedenlerse… Değişmesi, aşılması beklenirken ve de gerekirken, ülkede değişmeden yinelenip duran ne varsa onlar çizgilerde de kaçınılmaz olarak aynen tekrarlanıyordur. Böylece bu istenmeyen durum ayrı bir eleştiri konusu da olur. Bu iyi bir şey değil, çünkü eleştirel çizgi şaşırtıcı ve rahatsız edici niteliktedir. Bu da önceden bilinmemeyi gerektirir." Tan Oral mizahı bir panzehir olarak görüyor. "Sizce bu ülkede en sık tekrar eden ülke sorunu nedir?" diye sorduğumda cevabı ilginç oluyor; “Eğer ülkede sıcak savaş varsa, sürdürülüyorsa o zaman orada, hiç durmaksızın 'yalan' söyleniyordur. Çoğunlukla aynı yalanlar sıralanır. Çünkü savaş silahla yapıldığı gibi, savaşa da silah zoruyla gidilir. Yalnız zorla savaşa sürülemez insanlar, bir şeylere inandırılmaları da gerekir, vaatler, korkutmacalar, kahramanlıklar... Bu da benzer tepkilerin benzer çizgilere yansıması ile sonuçlanır. Burada yalan bir zehir, öldürücü bir zehir ise, mizah da bir panzehirdir. Yalanlar kolay kolay bitmez, panzehir ihtiyacı da öyle." Tan Oral en çok çizdiği ülke sorununu şöyle sıralıyor; Avrupa Birliği, Adalet, Anayasa, Aydınlar, Atatürkçülük, Barış, Basın, Birlik-Beraberlik, Bürokrasi, Çocuk, Demokrasi, Devlet, Dış Politika, Din, Dil, Ekonomi, Enerji, Enflasyon…" Peki saydığı bu kadar sorun içerisinde çizmekten usandığı bir konu var mıydı Tan Oral'ın? Çizmekten usandığı hiç bir konu olmamış. Oral, çok çeşitli ve değişik konularda çizmeyi seviyor. Kaleme yansıyan 'yeni' diyebileceğimiz bir ülke sorunu var mı? Yanıt; "En yüzeye vuran sorun; bugüne kadar doğal sayılan ve gölgede kalmayı seven bürokratik iktidarın, artık açık açık hukuk dışı yollara başvurarak demokratik uygulamalara karşı direniyor olması."

KEMAL GÜLER Vakit Gazetesi

CHP KADROSU BAŞLI BAŞINA BİR SORUN

Vakit Gazetesi'nin manşetine karikatürler çizen, hakkında bir dönem dava açılan Kemal Güler, ülke sorunlarının bu kadar sık tekrar etmesini olumlu bulmuyor ve çizerken görüntü tekrarlarından kaçındığını söylüyor. Zaman zaman keşke bu sorunlar olmasa da hiç çizmesem diyorum dediğini anlatan Güler, kronikleşmiş ülke sorunlarının yavaş da olsa çözüldüğünü görünce umutlandığını söylüyor. Ülkenin en temel sorunun hukuksuzluk olduğunu, en çok hukukla ilgili sorunları çizdiğini ifade eden Güler; "Hukukun olmadığı yerde hangi mesele çözüme kavuşabilir ki? Kürt, Alevi, anayasa, başörtüsü, terör gibi sorunların temeline bakın mutlaka altında hukukun paspas edildiğini göreceksiniz." diyor. Kemal Güler CHP'ye de dikkat çekiyor ve diyor ki; "CHP kadrosunun da bu ülke için başlı başına bir sorun olduğunu düşünüyorum. Şöyle bir geriye baktığınızda bu partinin, ülke sorunlarının çözümü önünde 'Hindistan Kutsalları' gibi durduğunu görürsünüz. Beni usandıran bu sorunun, halkımız tarafından demokratik bir şekilde çözüldüğü bir Türkiye'yi arzu etmek istiyorum. Halkıyla kavgalı, halkının değerleriyle bu kadar kıyasıya savaşan yeryüzünde başka bir partinin olabileceğini hayal bile edemiyorum." Güler; gelecekte kaleme yansıyacak yeni ülke sorunu için "Sorunları birileri halkın gündemine soktuğu için, herhalde önümüzdeki günlerde padişahlık[!] ve başkanlık gibi yeni nur topu sorunlarımız olacak diye düşünüyorum." diyor.

ERCAN AKYOL Milliyet Gazetesi

BENİM İÇİN MİZAH SORUNUN YiNELENMESİ

Milliyet Gazetesi çizerlerinden Ercan Akyol, çizerken gündeme bağlı kaldığını söylüyor. Akyol, "Gündemi çizmek bu işin doğası gereği, bu noktada önemli olan çizerin bakış açısı söyletilmek isteneni, düşündürülmek isteneni değil, bağımsız olmak kendi düşünceni üretmek ve söylemini bulmak. Hoş her çizer de kendi söylemini oluşturduğu kanısındadır ya o da ayrı bir konu." diyor. Akyol'un en sık çizdiği ülke sorunları diğerlerinden pek farklı değil; İşsizlik, YÖK, başörtüsü, Anayasa paketi, medya, hukuk, demokrasi, Kürt sorunu... Akyol'a çizmekten usandığı bir konu olup olmadığını sorduğumda cevabı 'olmadığı' yönünde oluyor. "Sorun" bazı zaman dilimlerinde yineleniyorsa bu defa "sorunun yinelenmesi" benim için mizah konusudur." Karikatürlerini en sık tekrar yayınlayanlardan biri olan Akyol, 1980'lerde çizdiği bir karikatürünü bugün aynısını çizdiğini söylüyor. "Bu karikatürü 80'lerde Özal için çizmiştim. 2 Temmuz 2010 tarihinde tekrar yayımladım." Türkiye'deki siyasi tansiyonun çok yüksek olduğunu söyleyen Akyol, "Bu ülkede ne olacağı belli değildir. Böyle ülkelerde karikatüristlerin işleri de iyidir. Bir ülkede karikatürist konu sıkıntısı çekmiyorsa, o ülkede kötü yönetim sıkıntısı vardır." diyor.

SALİH MEMECAN Sabah Gazetesi

EN ÇOK DEMOKRASİYİ ÇİZDİM

Sabah Gazetesi'nin birinci sayfasında Bizimcity ve arka sayfada Sizinkiler köşesini çizen, aynı zamanda Medya Derneği'nin başkanlığını da üstlenen Salih Memecan, ülke sorunlarının sürekli tekrar etmesinin karikatürist açısından iyi olmadığını söylüyor. Hatta Memecan hep aynı şeyleri çizmekten yakınıyor ve diyor ki; “Birisine 'karikatüristim' dediğimde bana 'Senin için Türkiye'de konu bulmak hiç sıkıntı olmaz.' der. Hiç öyle değil. Türkiye'de gündem çok yavaş değiştiği için hep aynı şeyleri çizip duruyoruz. Bilakis değişimin yavaşlığı işi zorlaştırıyor. Tabi bu dediğim şey son bir kaç sene öncesine kadardı. Şimdi gündem çabuk değişiyor." Memecan, çizgi serüvenindeki değişimlere değiniyor ve bundan beş yıl önce hiç düşmediği için sürekli enflasyonu çizdiğini söylüyor. En sık çizilen ülke sorunu olarak; Asker sivil ilişkisi, Demokratikleşme, Milli iradenin gücünü söylüyor ve devlet millet ilişkisini tekrar çizdikleri arasında gösteriyor. Memecan'ın çizerken haz etmediği iki konu var. Onlardan biri terör diğeri ise doğal afetler. Memecan Türkiye'de çizime yeni konu olabilecek bir değişime vurgu yaparak referandumla birlikte halkın iradesinin yönetimde söz sahibi olduğunu söylüyor. Konular değişti. Peki karikatüristlerin bakışına ve tutumuna ne oldu? Karikatürist bu değişimin ne kadar içinde? Sorunun cevabını yine Memecan veriyor; "Karikatürist kendini elit görüyor ve daha küçük bir guruba hitap ediyordu. Halktan ziyade devlet daha önemliydi. Halkın tercihi olan siyasi lider pek makbul karakter olmuyorlardı. Devletin temsilcileri her zaman daha makbuldü. Siyasetçi sürekli eleştiriliyordu." Memecan meslektaşlarının 'solcu'luklarını da sorgulayarak; "Leman Dergisi'nin kapağında Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'ü en iğrenç şekliyle çizerken onun yanında Genelkurmay Başkanı ve eşini fotoğraf gibi çizmişlerdi. Bu halkın tercihlerine ne kadar ters bir sanat anlayışı olduğunu gösteriyor. İşin ilginç tarafı bu arkadaşlar kendilerini 'halkçı', 'solcu' zannediyorlar. Ama artık halkın tercihine mecburen saygı duyuluyor. Şu anda halkın tercihi kazanıyor ve sanatçı da buna uyum sağlıyor." diyor.