Dijital alışkanlıklar ve değişen yaşam biçimi modern çağın salgını kabul edilen kuru göz hastalığını da beraberinde getiriyor. Göz kuruluğunun basit bir batma hissi olmadığını belirten Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Gamze Öztürk, bu durumun görme sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi. İleri seviyelere ulaşmış bir göz kuruluğunun eklem ağrısıyla eşdeğer bir sızı oluşturabildiğini anlatan Öztürk, “Oluşan his vücuttaki ağrı eşiğini düşürerek, genel bir huzursuzluk ve mutsuzluk halini de tetikliyor” dedi.
20-20-20 KURALIYLA GÖZLERİ DİNLENDİRİN
Telefon ve tablet kullanımıyla ilişkili olan göz kuruluğu, son yıllarda özellikle gençlerde görülüyor. Bir insanın bir dakikada ortalama 22 kez göz kırptığını ifade eden Öztürk, “Ancak ekrana odaklanıldığında bu sayı 5’e kadar düşebiliyor. Bu durum gözyaşının hızla buharlaşması ve korneanın savunmasız kalmasına neden oluyor” diye konuştu. Basit ama etkili bir yöntem olan 20-20-20 kuralını hatırlatan Öztürk, “Bu yöntemde, her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca, 20 fit (6 metre) uzağa bakarak göz kaslarınızı dinlendirebilirsiniz” vurgusu yaptı.
GÖZ KURULUĞUNA KARŞI UZMANINDAN TAVSİYELER:
Uzun süren işler sırasında gözlerinizi dinlendirin. Bilgisayar karşısında uzun süreli odaklanma gerektiren bir iş yapıyorsanız ara ara gözlerinizi dinlendirmeyi unutmayın.
Göz kırpmayı unutmayın. Bilinçli şekilde sık sık göz kırpmak gözyaşı dengesi için yararlıdır.
Sigara dumanından kaçının. Sigara dumanı göz kuruluğu semptomlarını kötüleştirebilir. Sigara ve dumanından uzak durun.
Hava kanallarına dikkat edin. Saç kurutma makinesi, klima ve vantilatör gibi cihazlardan gelen havanın doğrudan göze gelmesini engelleyin.
HASTALIK TİPİ TESTLERLE BELİRLENİYOR
Göz kuruluğu tanısında hastanın öyküsünün dinlenmesi kadar klinik testlerin de önem taşıdığını ifade eden Doç. Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gözyaşının miktarını ölçen ‘Schirmer’ testi ve kalitesini belirleyen ‘Ozmolarite’ testleri, gözyaşının tüm katmanlarını etkileyen faktörleri inceleyen ‘oküler yüzey analizi ve meibografi’ ile hastalığın tipi belirlenebiliyor. Sonrasında ise hastaya en uygun tedavi yöntemi sunuluyor. Göz kuruluğunun erken evrelerinde hastanın ihtiyacına göre suni gözyaşı damlası ya da göz merhemi çare olabiliyor. Ancak testler sonrası hastalığın ileri bir evrede olduğu teşhis edilir ise kalıcı çözüm için modern tedavi yöntemleri devreye giriyor.”
DİRENÇLİ VAKALARA IPL TEKNOLOJİSİ
Hafif vakalarda yaşam tarzı değişiklikleri ve sıcak kompreslerin etkili olduğunu hatırlatan Doç. Öztürk, dirençli vakalarda tıp dünyasının en ileri çözümleri devreye girdiğini ifade etti. Özellikle ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onaylı IPL teknolojisiyle (Yoğun Atımlı Işık) göz çevresine yapılan hassas darbeler, tıkalı kanalları açarak enflamasyonu azaltıyor. En uç ve zorlu vakalarda ise hastanın kendi kanından üretilen özel gözyaşı serumları, doğal gözyaşını en iyi taklit eden mucizevi bir çözüm olarak korneayı koruma altına alıyor. Ayrıca skleral lensler ve ısı-pompa fonksiyonu gören tıbbi cihazlar, son aşamada kalıcı rahatlama sağlayabiliyor” değerlendirmesi yaptı.