Hikem-i Ataiyye günümüz Türkçesinde

Kuzey Afrikalı, Şazeli mensubu İbn Ataullah el-İskenderi'nin “Hikem-i Ataiyye” isimli eserinin Abdülaziz Hatip tarafından yapılan şerhi Nesil tarafından yayınlandı. Büyük bir çalışmanın ve engin bir ilmi altyapının meyvesi olan eser, okuru tasavvufi hikmetler hazinesine büyük bir yolculuğa çıkarıyor.

Sırrı Bedir
Hikem-i Ataiyye günümüz Türkçesinde

"Hikmet" bilgelik, üstün aklın ürünü olan söz ve davranış; pratiğe dökülmesi gereken yüksek ilim; hakikat ve ahlâkla ilgili kısa ve özlü söz anlamlarına geliyor. "Hikem" kelimesi ise "hikmet"in çoğulu ve "hikmetler" manasını taşıyor. Hikmet, Kur'an'ın ifadesiyle Peygamberimiz'in (a.s.m.) kitapla birlikte bize; ümmetine ve topyekûn insanlığa öğrettiği yararlı ve ince bilgilerdir. Nitekim Allah Teâlâ buyurur: "Size kendi içinizden ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size kitabı ve hikmeti talim ederek bilmediklerinizi öğreten bir peygamber gönderdik."

Bütün Kur'an ayetlerinde olduğu gibi bu ayette de ince manalar saklıdır. Ayet bize, önce genel manada okumayı ve bu cümleden olarak kâinatı ve kendimizi okumayı, ardından beşerî zaaf ve kusurlardan arınmayı, onun ardından da Kitab-ı İlâhî'yi anlamayı ve hikmeti öğrenmeyi gündemimize koymaktadır.

Hikmet ilimden farklıdır. İlim, mutlak manada okunarak ve bir üstaddan elde edilen bilgi olduğu halde; hikmet, olayların ve insanların arka planını kavramak, sebepler üzerine kafa yorarak yorumlamaktır. Hikmet bir bakıma ibret alma, basiret nazarıyla bakma anlamına gelir. Bu yüzden Allah Teâlâ: "Hikmeti dilediğine verdiğini, kime de hikmet verildiyse büyük bir hayra mazhar olacağını" haber vermektedir.

Hikmet dolu, yoğun manalı sözlerden, hâl ve hareketlerden nasibi çok olmak, büyük bir zenginlik olsa gerektir. Mü'min, bunlardan bir tanesini bile duyup öğrense, büyük bir servete kavuşmuş gibi sevinecektir. Derin, faydalı ve insana huzur ve mutluluk veren hikmet, genel manada İslam düşüncesinin adı olmuştur. Doğru ve güzel bilgiyi insanlara kabulde zorlanmayacakları şekilde anlatmak hikmet gereğidir. İnsanları Hakk'a çağıran Allah dostları, sözlerini talimi bir mahiyette, didaktik bir üslûp ile söylediklerinden, buna "hikmet" denilmiştir.

Orta Asya bozkırlarında at sırtında dolaşan, çadırlarda yaşayan, hırçın tabiatlı Türk milletini İslam ile buluşturan en büyük davetçilerden biri olan Ahmed Yesevî (ö.562/1166) hikmetli şiirleriyle halkı İslam'a çağırmış ve onlara ana dilleriyle hitap etmiştir. Yesevî'nin Divân-ı Hikmet'i Orta Asya, Kafkaslar ve Anadolu'da bu vadideki eserlerin ilki sayılabilir.

Ahmed Yesevî'den birkaç asır sonra Kuzey Afrika'da yaşayan Şâzelî mensubu İbn Atâullah el-İskenderî de telîf ettiği Hikem'i ile Arap-İslam dünyasında muhalled (ölümsüz) bir eser meydana getirmiş ve onun bu çalışması kendisinden önce hiçbir esere nasip olmayan bir yoğunlukta şerh yazılarak hüsn-ü kabule mazhar olmuştur. Camilerde, medreselerde, tekkelerde ve hatta evlerde gruplar halinde okunarak büyük bir mazhariyete nail olmuştur.

Değişik ilmî seviyelerden ve sosyal statülerden pek çok insanın dikkatini çeken bu eser üzerine onlarca şerh yazılmıştır. Eserin tutulmasının temel sebebi, insan gerçeğine getirdiği yorum ve insanlara verdiği ümit ışığıdır. Her sınıftan insanın zevkle okuduğu Hikem-i Atâiye'de her insanın anlayacağı ve kabulde zorlanmayacağı hayat gerçekleri vardır. Okuyanlar ve halkaya katılan dinleyiciler değişse de insanlık duygusu değişmediği için bu eser her devirde tazeliğini korumuş ve insanlara yol gösterici olmuştur. Başta Arapça olmak üzere Türkçe, Farsça ve Batı dillerinin bazılarına tercüme edilerek şerhi yapılan bu eserin günümüzde yayınlanmış tercümeleri de bulunmaktadır.

İşte okuyan herkesi böylesine sevindirecek, hikmet deryalarında nurlu ve huzurlu yolculuklara çıkaracak önemli bir çalışma Nesil Yayınları arasından yerini aldı. Prof. Dr. Abdülaziz Hatip tarafından hazırlanan Hikem-i Atâiyye şerhi, büyük bir çalışmanın ve engin bir ilmi altyapının meyvesi.

Eserin önemiyle ilgili fazla söze hacet yok. Tarih boyunca gördüğü ilgi, bunun en açık ispatı. Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerden sonra çok az esere nasip olacak bir rağbet ve teveccühe mazhar olmuş bir eser. Eski ve yeni birçok ünlü ilim adamının üzerinde yaptıkları çalışmalar, bunun ne kadar önemli bir eser olduğunu açıkça göstermekte. Eser, hemen her mezhep ve tarikata mensup âlimler tarafından ilgiyle karşılanmış ve şerh edilmiş. Bu yönüyle, bütün Müslümanların müşterek klasik kaynakları arasında yer almış.

Prof. Hatip'i böyle bir projeye yönelten gelişme üniversitedeki bir öğrencisinden gelen talep olur. Bunun üzerine eskiden beri kendisinde güzel çağrışımlar bırakan Hikem-i Atâiyye eseri aklına gelir. Bunun üzerine bir yandan talebesi, diğer yandan kendisi bu eser üzerine yapılan şerhleri araştırmaya başlarlar.

Araştırmanın ardından karşılaştıkları tablo hem Prof. Abdülaziz Hatip'in hem talebesini şaşkına çevirir. Zira Hikem-i Atâiye üzerinde, yabancı dillerde, özellikle Arapça'da yapılan şerh ve çalışmaların çok büyük bir yekûn oluşturduğunu görürler. 50'den fazla Arapça şerh, hatta 4 adet İngilizce, 2 adet Fransızca, 1 adet de İspanyolca izah ve tercümeye ulaşırlar. Ama ne yazık ki, günümüz Türkçesiyle bir şerhine rastlayamazlar. Abdulmecîd eş-Şernûbî el-Ezherî'nin son derece öz ve faydalı olan Hikem Şerhi'ni ana eksene koyup baştan sona kadar okurlar.

İşte bu okumalar esnasında tutulan notlar, böylesi önemli bir çalışmanın temelini meydana getirir.

Hikem-i Atâiye'deki hikmetler genelde belli konular çerçevesinde peş peşe sıralanıyor. Prof. Hatip eserin orijinal tertibini bozmadan şerhe tabi tutmuş. Eserin sonuna eklenen indeksle konulu tertibin eksikliği telafi edilmiş.

Çalışmanın dikkat çekici özelliklerinden birisi, her bir hikmetin sunumundaki sıralama. Önce özlü cümleler halinde olan hikmetlerin Arapça orijinal ve harekeli metni sunuluyor. Ardından tercümesi aktarılıyor. Son devir Osmanlı âlimlerinden Ahmed Mahir'in (1860-1922) "el-Muhkem Fî Şerhi'l-Hikem" isimli iki ciltlik kıymetli eserinden alınan manzum tercümesi eseri veriliyor. Son olarak da aktarılan hikmetin şerhine ve geniş açıklamasına geçiliyor.

Prof. Hatip, eserle ilgili şu bilgileri bizimle paylaşıyor:

"Şerhimiz, aslında söz konusu hikmetlerin bize ilham ettikleri hakikat parıltılarının not edilmesinden ibarettir. Açıklamalarımızda her hikmetin mana atmosferi dışına çıkmamaya özen gösterdik. İfadelerimizi son derece sade, kısa ve anlaşılır tutmaya gayret ettik. Böylece orta seviyede bir dini kültüre sahip olan herkesin bu muhteşem hikmet hazinesinden kolaylıkla yararlanmasına yardımcı olmayı hedefledik."