
Murat Ülker, yeni yazısında ailesinin İlim Yayma Vakfı ile olan bağlarına ve imam hatip öğrencilerine verilen desteğe değindi. Ülker, kendisine takdim edilen, Mustafa Râkım Efendi tarafından yazılan Hilye-i Şerif’in kendisini duygulandırdığını belirterek eserin sanatsal ve manevi değerine vurgu yaptı.
Murat Ülker, kişisel internet sitesinde yayımladığı yeni yazısında, İlim Yayma Vakfı ile olan bağlarına ve imam hatip öğrencilerine verilen desteğe değindi. Ülker, kendisine takdim edilen, Mustafa Râkım Efendi tarafından yazılan Hilye-i Şerif’in kendisini duygulandırdığını ifade etti.
Rahmetli babam Sabri Ülker Bey’in kurucu başkanı olduğu İlim Yayma Vakfı yurdunda, gece nöbetinde yatakhaneleri dolaşarak İHL öğrencilerinin üzerini örttüğünü, Tayyar Altıkulaç Bey’in kendi hatırası olarak dinlemiştim. Daha sonra ben de vakıf ve cemiyet yönetiminde hizmet ettim. Şimdi ise bir oğlum, İHL öğrencilerinin robotik projelerini destekliyor.

Malum, küresel bir bisküvi ve çikolata işimiz var, yine seyahatteydim, katılamadım. Ama beni çok memnun etti. Çabalarımızın takdiri neticesinde takdim edilen, 19. yy.’ın meşhur hattatlarından Mustafa Râkım Efendi’nin (*) yazdığı Hilye-i Şerif (sav) beni çok duygulandırdı. Teşekkür ediyorum.


(*)19. yy.’ın meşhur hattatlarından Mustafa Râkım Efendi (1758–1826), özellikle celî sülüs ve tuğrada gerçekleştirdiği yeniliklerle hat sanatında çığır açmıştır. Harf ve istif anlayışındaki mükemmeliyet sayesinde hat sanatının zirve isimlerinden biri olmuş, ekol haline gelmiştir. Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'nde sergilenen meşhur hilye-i şerîfi, hat sanatının zarafet ve estetik inceliğini gözler önüne seren eşsiz bir şaheserdir. Mustafa Râkım Efendi’nin özgün bir kompozisyon anlayışıyla tasarladığı bu hilyenin taç bölümünde, celî sülüs hattı ve müsennâ (aynalı) tezyinî üslupla “Yâ Kerîm” (çok cömert, nimet ve ihsanı bol olan), “Yâ Bâkî” (varlığı sürekli olan, ebedî, sonsuz olan), “Yâ Kâfî” (yeten, kulun ihtiyaçlarını giderip onu muradına erdiren) ve “Yâ Muğnî” (ihtiyaçtan kurtaran, zengin kılan) esmâları yer almaktadır. Eserin oval formlu göbek kısmında nesih hattı kullanılmış; bu bölümü çevreleyen üç ayrı kuşakta ise sülüs hattıyla Esmâü’l-Hüsnâ ve Esmâü’n-Nebî yazılmıştır. Hilyenin alt bölümünde, “(Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” mealindeki Enbiyâ Sûresi'nin 107. âyeti, celî sülüs hattı ve tezyinî istifle yer almaktadır. Eserin dört köşesinde ise çehâr yâr-i güzîn (Hz. Ebûbekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali) isimleri yazılıdır. Sanatsal değeri son derece yüksek olan bu eserde, Mustafa Râkım Efendi’nin harf ve kelimelerin ortak şekil özelliklerini ustalıkla bir araya getirdiği harf tetâbuklarına başarıyla yer verdiği görülmektedir. Bu yönüyle eser, Mustafa Râkım Efendi’nin hat sanatındaki kudretini, estetik anlayışını ve yenilikçi yaklaşımını yansıtan seçkin örneklerden biridir.









