
Altın ve gümüş fiyatları, Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik gelişmelerin enerji maliyetlerini artırması ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikasına yönelik beklentilerin değişmesiyle farklı yönlerde hareket etti. Altının ons fiyatı üst üste üç ay değer kaybederken, gümüş iki aylık düşüş serisinin ardından mayıs ayında yeniden yükselişe geçti. Uzmanlar, yüksek enerji fiyatlarının enflasyon endişelerini canlı tuttuğunu, bunun da Fed'in faiz adımlarına ilişkin beklentileri etkileyerek değerli metaller üzerinde belirleyici rol oynadığını belirtiyor.

Altının ons fiyatı, Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelerin enerji maliyetlerini artırması ve ABD Merkez Bankası'nın faiz politikalarına ilişkin beklentilerin değişmesiyle üç ay üst üste değer kaybetti. Aynı dönemde gümüş, iki aylık düşüş serisinin ardından mayısta yeniden yükselişe geçti.

Altın fiyatlarında üç aylık düşüş serisi
Altın fiyatları, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin küresel enerji piyasaları ve para politikaları üzerindeki etkisi nedeniyle son üç ayda baskı altında kaldı.
ABD ile İran arasında şubat ayının sonunda başlayan savaş ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, enerji fiyatlarında yükselişe neden olurken küresel piyasalardaki beklentileri de değiştirdi. Yükselen enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları artırabileceği endişesi, yatırımcıların ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikalarına ilişkin öngörülerini yeniden şekillendirdi.
Savaştan önce Fed'in yıl içinde faiz indirimi yapması beklenirken, süreç sonrasında faiz indirimi beklentileri zayıfladı. Piyasalarda, enflasyon baskılarının sürmesi halinde Fed'in yıl sonuna kadar faiz artırabileceğine yönelik tahminler de öne çıktı.

Fed beklentileri altını nasıl etkiledi?
Faiz getirisi olmayan bir yatırım aracı olan altın, faiz oranlarının yükseldiği veya yüksek kalmasının beklendiği dönemlerde yatırımcılar açısından daha az cazip hale geliyor.
Fed'e yönelik beklentilerdeki değişim, altın başta olmak üzere değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu. Yılın ilk iki ayında güçlü yükseliş sergileyen altın, mart ayından itibaren düşüş eğilimine girdi.
Altının ons fiyatındaki aylık performans şöyle gerçekleşti:
- Ocak ayında yüzde 12,4 yükseldi ve ayı 4 bin 849 dolardan kapattı.
- Şubat ayında yüzde 8,5 değer kazandı ve 5 bin 263 dolara ulaştı.
- Mart ayında yüzde 11,32 gerileyerek 4 bin 667 dolara düştü.
- Nisan ayında yüzde 1 kayıp yaşadı.
- Mayıs ayında yüzde 1,77 düşüşle 4 bin 540 dolardan kapandı.
Böylece altının onsu mart, nisan ve mayıs aylarında üst üste değer kaybetmiş oldu.

Gümüş mayısta yeniden yükselişe geçti
Jeopolitik gelişmeler ve ekonomik beklentiler gümüş fiyatlarını da etkiledi.
Finansal yatırım aracı olmasının yanı sıra güneş paneli üretimi başta olmak üzere sanayide yoğun kullanılan gümüş, ekonomik büyüme beklentilerine karşı daha hassas bir görünüm sergiledi.
Yılın ilk aylarında güçlü yükselen gümüş, mart ve nisanda geriledikten sonra mayısta toparlandı.
Gümüşün ons fiyatı:
- Ocakta yüzde 17,2 yükselerek 83,3 dolara çıktı.
- Şubatta yüzde 12,6 artışla 93,8 dolara ulaştı.
- Martta yüzde 19,9 düşüşle 75,1 dolara geriledi.
- Nisanda yüzde 1,8 değer kaybetti.
- Mayısta yüzde 2,1 yükselerek 75,3 dolar oldu.

Uzmanlardan enerji fiyatları değerlendirmesi
Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinde yaşanan uzun süreli aksamanın petrol, doğal gaz ve rafine yakıt fiyatlarını yüksek seviyelerde tuttuğunu belirtti.
Hansen'e göre jeopolitik gelişmeler, klasik anlamda güvenli liman talebini artırmak yerine enerji maliyetleri üzerinden enflasyon endişelerini güçlendirdi. Bu durum tahvil getirilerinin yükselmesine, doların güç kazanmasına ve Fed'in faiz indirimlerine yönelik beklentilerin azalmasına yol açtı.
Altının faiz getirisi olmayan bir yatırım aracı olduğunu hatırlatan Hansen, faiz oranlarının düşmesinin altını daha cazip hale getirdiğini, buna karşılık faiz indirimi beklentilerinin zayıflamasının altın fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.

Piyasaların odağında merkez bankaları ve Çin talebi var
Hansen, jeopolitik risklerin azalması ve enerji piyasalarındaki baskının hafiflemesi halinde yatırımcıların yeniden altın piyasasını destekleyen temel dinamiklere odaklanabileceğini belirtti.
Merkez bankalarının altın alımlarının ve Çin'den gelen talebin, altın fiyatları açısından önemli destek unsurları olmaya devam ettiğini kaydeden Hansen, bu faktörlerin piyasadaki yön üzerinde etkili olmayı sürdüreceğini ifade etti.






