Adını duyunca son dönem sayısı giderek artan tarihi dizilerden biri sanabilirsiniz Osmanlı Tokadı'nı. Fakat hem senaryosunun farklılığı hem de öyküsünün çok önce ortaya çıkmış olmasıyla ayrılıyor bu dizilerden. Zaten dizi izleyicileri, Fetih'ten bir gün önce öncü karakolda, 'Surlara sancağı sen mi asacaksın ben mi asacağım' diye tartışırken kendilerini günümüz İstanbul'unda bulan iki yeniçerinin şaşkınlığını seyrederken anladılar bunun farklı bir dizi olduğunu. Hem geçmişten günümüze neden geldiklerini çözemeyen iki yeniçeri hem de biz, dizi ilerledikçe anlıyoruz ki aslında İstanbul'un ikinci kez fethine yardımcı olmak için gelmişler. Yani gönüllerin fethi için. Dizinin senaristi Necati Şahin, şöyle anlatıyor İstanbul'un ikinci kez fethini: 'Kanuni ile Yahya Efendi'nin bir sohbeti vardır rivayette. Kanuni, 'Bu büyük devlet ne zaman ayağa düşecek?' mealinde bir soru sorar. Yahya Efendi 'Neme lazımcılık belasına düçar olduğunda' cevabını verir. Dizinin 1. bölümde yeniçerilerden Doğan Bey, 'Siz ne karışıyorsunuz, size ne?' diyen kötü adama 'Bizim lügatımızda bana ne yoktur' diye cevap veriyordu. Aslında 2. fetih kavramı buralara dayanıyor. Maddi bir fetih algısından ziyade, manevi, kültürel, ahlaki bir fetih hareketi... 'Bana ne' demeyen insan, insan olabilmek üzerine...' diyor.
YENİÇERİLER GÜLDÜRÜYOR
Dizinin sadece ilk bölümü için Bayrampaşa'da otağlar kurulmuş, figürasyon için 700'e yakın dönem giysisi tasarlanmış ve 800 bin lira harcanmış. Biz de Osmanlı Tokadı dizisinin Vefa'daki setine gittik ve ikinci Fetih'e tanıklık ettik. Vefa lisesinin yan tarafında, kullanılmayan ve tamamen boş olan tarihi binanın içine strafor kullanılarak taştan yapılmış izlenimi veren dehlizler ve odalar o luşturulmuş. Sette hummalı bir çalışma var, herkes işine odaklanmış ancak iki yeniçeri Doğan ve Şahin Bey didişmeye başlayınca herkes gülüyor. Çekimlerin başlama saati belli ama bitişi geç vakitlere kadar uzayabiliyor. Öğle yemeğinin saat 17.00'ye kadar sarktığını düşünürsek, dizi çekiminin meşakkatli bir uğraş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Şakir Demirpehlivan / Genel Sanat Yönetmeni:Gravürlerden bakıp kostüm ürettik
Dizinin genel sanat yönetmeni Şakir Demirpehlivan, Fetih öncesini canlandırmak için Fatih'in öncü karakolu olarak Bayrampaşa'da otağlar kurduklarını anlatıyor. Demirpehlivan, 'Kostümler için gravürlerden, Topkapı Sarayı'ndan, Askeri Müze'den yararlandık. Özünde Osmanlı geleneğine bağlı ama televizyon için biraz daha estetize ederek kıyafetler yaptık. Yüzde 50 yorumumuz oldu. Yeniçerilerin kostümlerinin bu kadar kırmızı olması, dönem için mümkün değil çünkü kök boya kullanılıyor. Daha geniş zamanımız olsaydı kök boya ile boyatabilirdik. Ancak hızlı olmak zorunda olduğumuz için orjinaline yakın kıyafetler oluşturmaya çalıştık' diyor. Sultanların Osmanlı'nın gücünü göstermesi açısından tamamen zırhtan oluşan, heybetli giysiler giydiğini anlatan Demirpehlivan, dizide ise karakolu kontrole gelen Sultan'a, yarı zırh yarı estetik bir kıyafet giydirdiklerini ifade ediyor. Dizide figürasyon için yaklaşık 700, ana kast için de yaklaşık 40 tane kostüm üretilmiş. Demirpehlivan, taş görüntüsü verilen straforlarla, tamamen boş bir binayı dehlizleri ve odaları olan bir mahzene dönüştürmüş.
Uğur Çavuşoğlu / Doğan Bey: Uzakdoğu sporlarından antremanlıyım
1453'ten günümüze gelen iki yeniçeriden Doğan Bey'e hayat veren Uğur Çavuşoğlu, tarihi kişilikleri canlandırmanın gerçeğe dayalı bir disiplin olduğu için, bilmediğimiz, elle tutamadığımız bir takım gerçek bilgilere dayandığını söylüyor. Burada biraz hayal gücünün de devreye girdiğini anlatan Çavuşoğlu, 'Mutlaka canlandırdığım rolün hangi dönemde yaşadığı, nasıl bir yapı içerisinde olduğu üzerine bir şeyler okudum. Hala burada set arasında okuyoruz, aramızda konuşuyoruz. Birbirini tutmayan bilgiler olabildiği gibi, çok da eksik var. Belki bu tür diziler daha önce ortaya çıkmamış, başka dillerden çevrilmemiş, Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili bilgilerin de gün ışığına çıkmasına da sebebiyet verebilir' diyor. Dizide Osmanlı Tokadı'nı atan Uğur Çavuşoğlu, dövüş sahneleri için geçmişte çalıştığı Uzakdoğu sporlarının ve aldığı eskrim derslerinin faydalı olduğunu söylüyor. Tabi dizi başladığında da bir hazırlık dönemi geçirmişler. Kostümlerle dövüş sahnelerinin biraz zorladığını ama kostümlerin hareketli yapıları nedeniyle çok güzel görüntü verdiğini söylüyor Çavuşoğlu. Dizide birbiri ile sürekli çekişen iki yeniçeriden daha gelenekçi ve ağırbaşlı olan Doğan Bey'i canlandıran Çavuşoğlu günlük hayatta da sakin bir kişiliği olduğunu ifade ediyor.
Yönetmen / Mustafa Şevki Doğan: Bıçak sırtı bir dizi
Mustafa Şevki Doğan'a proje aynı zamanda arkadaşı olan senarist Necati Şahin tarafından gelmiş ancak yoğun olduğu için ilgilenememiş. Proje biraz ertelenip, Doğan'ın da işi hafifleyince tekrar konuşulmuş. Projenin şekli ve fikrini çok sevdiği için dahil olduğunu anlatan Doğan, 'Dizi drama değil, komedi değil. İnsanlara bir taraftan tarihi öğretirken keyifli dakikalar geçirtmek bıçak sırtı bir mesele. Bir taraftan da toplumun dokunulmazlığı olan değer yargılarıyla dalga geçmeden çalışmamız gerekiyor. Bunu uygulayabilmek önemli. Diğer türlü sulu zırtlak bir mizaha da dönebilir' diyor. Diziye bir dönem bölümü ile başladıklarını ifade eden yönetmen, 'Çok ağır bir bölümdü. Yine de çok iyi kotardığımızı düşünüyoruz. Ciddi emek ve para harcandı. Şimdi o alt yapıyla daha rahat gidiyoruz' diyor. Doğan, dizi ilerledikçe geçmişten gelen insanların karşılaştıkları yeni durumlara ne gibi tepkiler vereceklerini kendilerinin de bilmediklerini söylüyor ve ekliyor; 'Bazen oyuncumuzun ağzından 'Bu benim tipim değil' gibi bir laf çıkıyor. 1453'te tip kelimesi nasıl ifade edilir diye oturup düşünüyoruz.'
İsmail Hacıoğlu / Fatih Sultan Mehmet: Fatih'i canlandırdığım heyecanlıyım
Dizide Fatih Sultan Mehmet ve polis Fatih karakterlerini canlandıran İsmail Hacıoğlu mütevazi ve tavırları ile setin sevilen isimlerinden. İşini 'keyifli' olarak nitelendiren Hacıoğlu, kostümlerle çalışmanın zorluğu için, 'Her işin kendine göre bir zorluğu var. Bizim işin de kendi kendine doğurduğu ve halletmesi gereken zorlukları var. Kostüm de bunlardan biri' diyor. Osmanlı tarihinin okuyarak bitmeyecek, muazzam bir tarih olduğunu ifade eden Hacıoğlu, rolüne hazırlanırken yönetmenleri Mustafa Şevki Doğan'la kafa kafaya vererek bu işin altından kalkmaya çalıştığını söylüyor ve ekliyor: 'Fatih'i ne kadar taşımaya çalışsam da biliyorum ki hep eksik kalacak. Ama söylemeliyim ki atalarımızdan birini canlandırdığım için çok heyecanlıyım' diyor.
Alper Kul / Şahin Bey: Ben 'yeni'yim, o 'çeri'
Osmanlı Tokadı'nın kabına sığamayan yeniçerisi Şahin Bey'i canlandıran Alper Kul, başarılı performansı ile hatırladığımız bir oyuncu. Osmanlı Tokadı'nda komedi unsurlarını daha çok Şahin Bey üstleniyor. Alper Kul, 'Günümüze gönderilen yeniçerilerden biri gelenekçi, biri de algıları açık, yenilik talep eden bir yeniçeri. Ben Şahin Bey olarak 'yeni-çeri'yi oynuyorum, Doğan Bey ise 'çeri'yi oynuyor. Dolayısıyla ben o dönemin moderniyim. Tekstte böyle bir çatışma var. Komedi de oradan çıkıyor' diyor. Sette boş zamanlarında dönemi anlatan kitaplar okudukları ifade eden Alper Kul, çantasına uzanıp içinden Mehrdad Kia'nın Osmanlı İmparatorluğu'nda Gündelik Hayat kitabını çıkarıyor ve 'Bugün bunu okuyorum' diyor. Tarihin hep siyasi olarak yazıldığını belirten ve 'Lisede öğretilmiş tarih bilgisiyle bir toplumu anlayabileceğimizi zannetmiyorum. Sosyal hayatı ancak ilgi duyarsan araştırarak öğrenebiliyorsun' diyor. Kul, birden bugüne düşen yeniçerilerin her şeyi ilk defa görmelerinin işlerini kolaylaştırdığını söylüyor ve ekliyor: 'Ayrıca eğlenceli de bir iş. Buradan ayrı bir eğlence çıkıyor' diyor.
Necati Şahin / Senarist: Padişah neden namaz kılmasın ki!
Osmanlı Tokadı dizisinin fikrinin 3-4 yıl önce, hiçbir Osmanlı dizisi yayında değilken doğduğunu anlatan senarist Necati Şahin, aslında hayal ettiğinin fetihten gelen iki yeniçerinin Fatih Sultan Mehmed'e suret olarak benzeyen bir mahalle delikanlısıyla tanışma ve hayatıyla ilgili yardım edişlerini anlatan bir sinema filmi olduğunu söylüyor. Proje dillendikçe senarist arkadaşlarının bunun dizi olarak da çekici olabileceğine kendini ikna ettiklerini anlatan Şahin, 'Birlikte bir format oluşturduk. Bu formata ilk rağbet gösteren TRT 1 Koordinatör'ü Bülent Ata'dır. İkinci rağbet gösteren, aynı zamanda projenin isim babası olan Hasan Kaçan'dır. Osmanlı Tokadı ismini Hasan Kaçan abimiz koymuştur anlayacağınız. Birlikte çalışamadık ama gönüller birlikte. Burdan mahsus selam ederim' diyor. Senaryoyla ilgili farklı dizi ve filmlerden esinlendiğinin konuşulduğunun kulağına geldiğini söyleyen Şahin, 'Bir kere o kadar özgün bir fikir değil zamanda yolculuk... Sayısız örneği var. En iyi örneği Zemeckis'in Geleceğe Dönüş serisidir benim gözümde... Just Visiting serisi var Fransızların... Ona benzetenler oldu. O seriyi Jean Reno hayranı olduğum için izledim, çok da beğendiğimi söyleyemem. Bir de bir Kore dizisinden bahsediliyor. Rooftop Prince diye... Onu hiç izlemedim. Dediğim gibi, çok özgün, çok acayip bir buluş değil zamanda yolculuk. Mesnevi'de var, Ariflerin Menkıbelerinde var... Tayyı Zaman, Tayyı Mekan... Bu esinlenme meselesinde beni en çok üzen bu... Bu iddia sahiplerinin özgüvensizliğinden kaynaklanıyor bana kalırsa. Bu toprakları ve bu kültürü yeterince tanımamakla ve sevmemekle ilgili... Birileri kafayı Fransız filmleriyle ya da Kore dizileriyle bozmuş olabilirler, bu yüzden de benim Kuran'da geçen Ashab-ı Kehf'ten ya da Filibeli Ahmet Hilmi'nin Amak'ı Hayal'inden ilham alabiliyor olmamı idrak edemeyebilirler' diyor. Şahin dizide yer yer geçen dini motifler için de 'Fatih niye namaz kılmasın ki? Hazret, Ayasofya'nın ilk imamı diye biliyorum ben. Yeniçerileri de Müslüman diye biliyorum. Yanlış mı biliyorum?' diye soruyor.