Pagan Kelt toplumuna ait olduğu bilinen daha çok ABD'deki kutlamalarla öne çıkan Cadılar Bayramı (Halloween) son yıllarda Ne yazık ki Türkiye’de de popüler olmaya başladı. Nasıl oldu da farkına varmadan bir Hristiyan geleneği, yılbaşı kutlamaları gibi hayatımıza girdi. Bunun cevabını ilahiyatçı ve yazar Prof. Dr. Faruk Beşer ve Prof. Dr. Kemal Sayar’a sorduk.
‘Ben Müslümanım’ diyen bir insanın bu tarz yabancı kültür öğelerini yapmayacağını söyleyen Beşer, Cadılar Bayramı için şu ifadeleri kullandı:
Televizyon, sinema, çizgi film endüstrilerini elinde bulunduran hâkim kültürlerin aslında hayal endüstrisine sahip olduklarını söyleyen Sayar ise şunları söyledi:
Biz Nijerya’daki bir kültürü almıyoruz. ABD’de hâkim olan bir kültürü alıyoruz. Bu insanlar hayal endüstrisine sahip oldukları için çocuklarımızın hayallerini de zehirliyorlar.
Bu bir çürüme işareti
İnsanların inanç eksikliklerindeki boşlukları doldurmak için yabancı kültür öğelerine yöneldiğini söyleyen Beşer, “Böyle abuk sabuk bayramlar kutlayabilirler, birilerinin peşine takılabilirler. Şeytana tapabilirler. Bu insanlar cadılar bayramının ne olduğunu bile bilmiyorlardır. İslami açıdan bakıldığı zaman bizim iki bayramımız var. Müslümanlar başkalarının bayramlarını kutlamaya başlarsa bu başka yerlere kadar gider. Tıpkı internette tıklanan bir şeyin peşi sıra başka şeyleri önermesi gibi. Basit bir olay gibi görülen kutlamayı, eğlenceyi daha sonra inanç kaybımıza yol açar. Bu eğlencelere katılanlara ‘Siz Müslümansınız, yapmayın, etmeyin’ demenin bir faydası yok. Çünkü birazcık İslami bilgisi olan insanlar böyle şeylerin peşine zaten takılmazlar. Bu bir çürüme işareti” şeklinde konuştu.
- Batı kültür öğelerinin bizim inancımızın bir parçası gibi görünmesiyle mücadele etmemiz gerektiğini savunan Beşer, “Allah bırakmış insanları ‘meydan sizin kim gol atabilirse atsın’ diyor. Biz sürekli gol yiyoruz” dedi.
Çocuklarımızın hayallerini zehirliyorlar
Batılı normların yerel kültürlerinin hayatımıza girmesinde kitle iletişim araçları ve çeşitli sosyal medya mecralarının rolü olduğunu söyleyen Kemal Sayar ise “Gençler özellikle küreselleşmeyi ilk hisseden grup. Çünkü tüketim alışkanlıkları itibariyle bu batılı mecraları tükettikleri orada kendilerini gösterdikleri ve orada kendilerini buldukları için kültürel değerlerini adeta bir sünger gibi içlerine çekiyorlar. Ve kendi aralarında onun üzerinden yeni bir iletişim dili oluşturuyorlar.
Kendi kahramanlarınızı kendi değerlerinizi kendi önceliklerimizi gençlere daha iyi anlatırsanız bu tür yüzeysel şeyler gelir toslar ve geri döner ama aile çocuklara bunu aktaramazsa, eğitim sistemi çocuklara değerleri aktaramazsa ve çocukta bir boşluk olursa dışarıdan her türlü tüketim nesnesini bir şekilde eğlenceye de dönüştürerek alır” ifadelerini kullandı.