15 Temmuz şehidi gazetemiz foto muhabiri Mustafa Cambaz’ın kareleri, tarihi yapıların geçmişine ışık tutmaya devam ediyor. Şehit foto muhabirimizin kayıt fotoğrafçısı yönüyle, mustafacambaz.com internet sitesine yüklediği ve ücretsiz kullanıma açtığı binlerce fotoğraf, geride büyük bir arşiv bıraktı. İstanbul aşığı olan Cambaz’ın farklı açı ve detaylarla fotoğrafladığı tarihi yapılardan yakın zamanda onarımdan geçen ve onarımı sürenlerden sizler için seçtiklerimizi kendi notlarıyla sunuyoruz. Rami Kışlası, Eminönü Yeni Cami, Kağıthane’de bulunan Yeni Çeşme, çok sevdiği Üsküdar’da bulunan 3. Ahmet Çeşmesi ve tadilat çalışmaları devam eden Kız Kulesi yer verebildiklerimizden sadece bir kısmı.
BÜYÜKLER DE ÇOCUKLAR KADAR MERAKLI OLSA
Mustafa Cambaz, en çok da çektiği cami ve çeşme fotoğraflarıyla biliniyor. O camilerden birisi de 7 Ocak’ta ibadete açılan Yeni Cami. Cambaz, caminin genel fotoğraflarını, 2005 yılında kurşunların yenilenmesinden önce Rüstempaşa Camii minaresinden çektiğini not düşmüş. Fotoğraf altı notlarından birkaçı şöyle: “Caminin, Mısır Çarşısı yönünde 20 sütunlu, 24 kubbeli ve üç kapılı olan iç avlusunun ortasında güzel bir şadırvan var”, “Keşke çocuklar kadar büyükler de meraklı olsa…”, “Caminin içine girildiğinde, çinilerle süslü dört fil ayağı üzerine oturmuş büyük kubbe, insanda bir sonsuzluk duygusu meydana getirir.”
RESTORASYON SÜREÇLERİNİ DE ANLATMIŞ
Cambaz yaklaşık on yıl önce, restorasyonu geçtiğimiz yıl tamamlanan Üsküdar’daki 3. Ahmet Çeşmesi ile bu ayın başında hizmete açılan Kağıthane’deki 2. Abdülhamid Çeşmesi olarak bilinen Yeni Çeşme’yi de fotoğraflamış. Yeni Çeşme’yi “Biblo güzelliğindeki çeşme, 1970’lerin başında tahrip edilmiş. Mermer aynalarından ikisi Kağıthane merkezde bulunan Daye Hatun Camii önündeki parka atılmış. Daha sonra aynaların korunması amacıyla parka basit bir çeşme yapılmış ve aynalar oraya takılmış” ifadelerini kayda geçirmiş.
3. Ahmet Çeşmesi içinse şunları yazmış: “Üsküdar İskele Meydanı’nda, Mihrimah Sultan Camii önündeki bu meydan çeşmesi, ‘çeşmelerin sultanı’ 3. Ahmet tarafından, Topkapı Sarayı önündeki çeşmeyle aynı tarihte 1728 yılında inşa ettirilmiş. Çeşmenin kabartmalar, dolgular ve desenlerden oluşan taş süslemeleri çok meşhur. Neredeyse boşluk bırakmaksızın her yerde birbirlerine girintili şekilde uygulanmış.”
Geriye hiç iz bırakmamış
İlk durağımız geçtiğimiz günlerde kütüphane olarak hizmete açılan Rami Kışlası. Eski adıyla Asâkir-i Mansure-i Muhammediye Kışlası’nı 2009 yılında çeken Cambaz, günümüzde hâlâ ayakta olan kapıyı şu notla sitesinde anlatmış: “Yeniçeri Ocağı’nı ortadan kaldıran Sultan 2. Mahmud’un, yeni kurduğu Asâkir-i Mansure-i Muhammediye adlı ordusunu yerleştirdiği Rami Kışlası’nın kapısı. Günümüzde harap vaziyette olan kışlanın kapısındaki kitabe ve tuğra da kanun gereği kazınmış. Burada çalışan vandal temiz iş çıkarmış, geriye hiç iz bırakmamış.”
Kule’ye ulaşmak biraz tuzlu
Eylül 2021’de onarıma alınan, İstanbul’un simgelerinden Kız Kulesi de şehit fotoğrafçının objektifinde kendine yer bulmuş. Efsaneler Kulesi olarak adlandırdığı yapıyı 2007 yılında farklı açılardan fotoğraflamış. Yüzyıllar boyu hikâyeleriyle anılan kulenin, Hamoğlu Holding’in restorasyonundan sonra 2000 yılında kapılarını açtığını belirten Cambaz, “Yalnız bu kapıdan içeriye girmek biraz tuzlu, çünkü kıyıdan kalkan tekneyle kuleye ulaşmak 7 lira. Ancak, kuleye çıkıp İstanbul’u seyretmeye başladığınız anda verdiğiniz parayı unutacağınızdan emin olabilirsiniz” diyerek izlenimlerini anlatmış.