Öğrenci evinde en zor iş çamaşır

Sakarya Üniversitesi Özel Eğitim Öğretmenliği Bölümü’nden bu yıl mezun olan Hakan Doğan, mezun olmasına rağmen hâlâ öğrenci evinde kalmaya devam ediyor. Doğan, öğrenci evinde en zorlandığı ev işinin çamaşırları yıkayıp kurutmak olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Evde çamaşırları, çamaşır askılığı veya bir ip olmadığı için yıkadıktan sonra evde boş bulduğum her yere seriyorum. Dışarı çıkacağım zaman evde adeta bulmaca gibi aradığım kıyafetimi nereye serdiğimi aramaya başlıyorum. Bu yüzden bir iş içinde çamaşır varsa ben o işi sevemiyorum.”

Dilber Dural Yeni Şafak
Arşiv.

Ailesi Konya’da yaşayan 23 yaşındaki Hakan Doğan, Sakarya Üniversitesi Özel Eğitim Öğretmenliği Bölümü’nden çiçeği burnunda mezun. İki yıldır üç arkadaşıyla birlikte öğrenci evinde kalan Doğan, öğrenci eviyle bağını koparamamış. “Bir öğrenci evinin olmazsa olması nedir?” diye soruyorum Doğan’a, okey takımı veya çaydanlık demesini bekliyorum. Ama Doğan, yanıltıyor beni ve öğrenci evinin olmazsa olmazının “Her zaman ekmek almaya gidecek bir arkadaşın olmasıdır” şeklinde cevaplıyor. Doğan için ekmek almaya gidecek kişiyi ayarlamak Orta Doğu’daki sorunları çözmek kadar zor bir durum. Doğan “Sabahları ekmek almaya gidecek kişiyi bulmak evdeki her şeyden çok daha değerlidir benim için” diyor.

Her ne kadar çaycı bir kişiliğe sahip olsa da Türk kahvesi yapmayı ve içmeyi çok seven Doğan’ın öğrenci evinde en sevdiği eşya da cezve. “Türk kahvesini bol köpüklü yapmada daha elime su dökebilenini göremedim” diyen Doğan, oldukça iddialı. Ayrıca fal bakmada da çok hünerli olduğunu sözlerine ekliyor. Okey takımı olmayan öğrenci evi, öğrenci evi değildir sanırım. Muhtemel ki öğrenci arkadaşlarımız evlerine ilk adım attığında baş köşeye yerleştirdikleri ilk eşya da okey takımıdır. Doğan’a “Öğrenci evinden hatıra bir eşya alacak olsan ne olur?” diye soruyorum.

“Okey takımından kırık ıstakayı alırdım” şeklinde yanıtlıyor. Çünkü kırık ıstaka Doğan’a her daim şans getirmiş.

Anneme yardım etmekten keyif alıyorum

Vefakâr, hayırlı evlat Doğan, ailesiyle birlikte yaşarken ev işlerinde anne-babasına yardım ettiğini söylüyor. Ama babasının her ne kadar işleri bitirdikten sonra o yorgunluğunun üzerine “Ne iş yaptın, bu yaptığımıza çalışmak bile denmez” diyerek mental sağlığını yerle bir etse de babasına yardım etmeyi seviyor. Ama yine de annesiyle daha iyi anlaştığı için annesiyle çalışmaktan daha büyük bir keyif alıyor. Anne ve babayla çalışmaktan büyük keyif alınsa da öğrenci evine gelindiği zaman sorumluluklar artar. Doğan için en zorlandığı ev işi de çamaşırları yıkayıp kurutmak. “Ben evde çamaşırları, çamaşır askılığı veya bir ip olmadığı için yıkadıktan sonra boş bulduğum her yere hatta arkadaşım o gün yoksa onun odasına, yatağına, ders çalışma masasına seriyorum. Dışarı çıkacağım zaman evde adeta bulmaca gibi aradığım kıyafetimi nereye serdiğimi arıyorum. Bu yüzden bir iş içinde çamaşır varsa ben o işi sevemiyorum” şeklinde anlatıyor.

Temizliğin yanında öğrenci evinde ders çalışmak çerez gibi kalır. Doğan için ders çalışmakta evi temiz tutmakta çok zor olsa da iki istenmeyen durumdan birini yapması gerekirse öğrenci evinde ders çalışmanın daha kolay olduğunu evi temiz tutmanın ise daha zor olduğunu belirtiyor.

En çok özlediğim anne yemeği fırında tavuk

Öğrenci evinde ilk yaptığı yemeğin patates salatası olduğunu dile getiren Doğan, tarifini annesinden öğrendiğini vurguluyor. Annesine eve çıkarken sorduğu ilk sorunun akşam yemeğinde içinde kullanılan malzemesi az olan ve kolay bir tarif olduğunu belirten Doğan, annesinin de patates salatası tarifini verdiğini ifade ediyor. “Malzemesi çok olan bir tarif istesem de yapamazdım çünkü dolabımız adeta isyan ediyordu hiçbir şey yok koca bir boşlukta çalışıyorum diye” gülerek anlatıyor. “En çok özlediğim anne yemeği fırında tavuk” diyen Doğan, beş aydır aile evine gitmediğini ve akşamları her yemekte annesinin o çok güzel yemeği fırında tavuğunun aklına düştüğünü ve biraz duygulandırdığını söylüyor. En kısa zamanda annesinin lezzetli ellerinden yemesini diliyoruz biz de.

Çay içmediğim gün çok gerginim

“Peki, tam şu an öğrenci evinin kapısını kimin çalmasını isterdin?” diye soruyorum. Marketten alışveriş yapmış bir şekilde kapısını arkadaşlarının çalmasını istediğini dile getiriyor. “Çünkü arkadaşlarım benim gibi meteliksiz olduğu için ellerini kollarını sallayarak evimize gelirler. Bunlar işin komik kısmı tabii ki, bu söylediklerime arkadaşlarım sakın alınmasın sadece hayaller-hayatlar diyorum” şeklinde cevaplıyor. “Çay mı kahve mi?” soruma ise “Çay, çay, çay” şeklinde yanıtlıyor ve ekliyor: “Bir çaydanlık çayı tek başıma içtiğim günleri bilirim. Çay içmediğim bir gün çok gergin olabiliyorum o günüm çok eksik geçmiş gibi hissediyorum.”

Patates salatası

MALZEMELER

Haşlanmış patates (kişi sayısına göre artırılabilir)

Haşlanmış yumurta (kişi sayısına göre artırılabilir)

Yarım soğan

Tat vermesi için zeytinyağı

Bir tutam tuz

Bir tutam pul biber

Sevenler için yanına çay veya soğuk içecek de eklenebilir.

HAZIRLANIŞI: Haşlanmış patates ve yumurtaları geniş bir tabak içerisine bıçak yardımı ile parçalayalım. Ardından zeytinyağı ve soğan ekleyelim. Daha sonra tuz ve pul biberi ekledikten sonra servise hazır hale getirebiliriz. Afiyet olsun.


Kitap okumak hâlâ büyük bir tutku