İstanbul sahur vakti 7 Mart 2025: Bugün İstanbul'da sahur saat kaçta? Ezana kaç dakika var?

İstanbul'da sahur vakti yaklaşılırken, sahur için hazırlıklar da devam ediyor. Mübarek Ramazan ayının ilk haftası tamamlanmak üzere. İstanbul'da oruç ibadetini yapan milyonlar, sahur vaktini beklemeye başladı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın imsakiyesine göre, İstanbul'da bugün (7 Mart 2025) sahur vakti saat 05.58'de olacak.

İstanbul sahur vakti

İstanbul'da Ramazan ayı coşkusu devam ediyor. Müslümanlar için on bir ayın sultanı olarak ifade edilen, rahmet ve mağfiret ayı olan mübarek Ramazan ayında ilk günler geride kaldı. Bu gece kalkılacak sahur ile yedinci gün için niyet edilecek. İstanbul'da oruç tutanlar İmsakiye üzerinden sabah ezan saatini ve aynı zamanda sahur vaktini de kolayca takip edebilirler. İşte 7 Mart İstanbul sahur vakti.

İSTANBUL'DA SAHUR SAAT KAÇTA, EZANA KAÇ DAKİKA VAR? 7 MART

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi internet sitesinde (www.diyanet.gov.tr) yer alan bilgilere göre, İstanbul'da bugün sahur vakti saat 05.58'de olacak.

İSTANBUL İMSAKİYESİ 2025

Sahur yemeğinin dindeki önemi nedir?

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Din İşleri Yüksek Kurulu sayfasında (kurul.diyanet.gov.tr) yer alan bilgilere göre,

Sahur yemeği, oruç tutacak kişilerin imsak vaktinden önce gece yedikleri yemektir. Hz. Peygamber (s.a.s.) sahura kalkmış ve bunu ümmetine de tavsiye etmiştir (Buhârî, Savm, 19-20 [1921, 1923]; Müslim, Sıyâm, 45-47 [1095-1097]).

Resûl-i Ekrem (s.a.s.), sahur yemeğinde “bereket” (Buhârî, Savm, 20 [1923]; Müslim, Sıyâm, 45 [1095]) olduğunu ifade etmiş ve sahur yemeğinin, Müslümanların orucu ile Ehl-i kitabın orucu arasındaki en önemli farklardan biri olduğunu belirtmiştir (Müslim, Sıyâm, 46 [1096]). Onun sahurla ilgili söz ve uygulamalarından hareketle fakihler, sahura kalkmanın ve sahuru geciktirmenin sünnet olduğunu söylemişlerdir (Kâsânî, Bedâî’, 2/105).

Âlimler, sahurun oruca dayanma gücü verdiğini, maddî-manevî bereketlere vesile olacağını bildirmişlerdir. Çünkü kişi sahura kalkmakla seher vaktini uyanık geçirmiş ve bu vakitte hem dua hem de istiğfar etmek suretiyle cennet ehlinin özelliklerine sahip olmuştur (ez-Zâriyât, 51/18). Bu şekilde manevî lezzetlerle başlanan oruç daha canlı, daha şevkli tutulur. Bu tür maddî-manevî bereketleri olan sahur, ihmal edilmemelidir.

Üç ayların dindeki yeri ve bu aylarda oruç tutmanın hükmü nedir?

Halk arasında üç aylar diye bilinen Receb, Şaban ve Ramazan ayları mübarek aylardır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), Receb ayı girdiğinde “Allah’ım! Receb ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye dua etmiştir (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-evsat, 4/189 [3939]; Beyhakî, Şuabü’l-îmân, 5/348-349 [3534]). Ramazan ayında oruç tutmak farzdır (el-Bakara, 2/184-185). Receb ve Şaban aylarında ise; Hz. Peygamber’in (s.a.s.) diğer aylara oranla daha fazla nâfile oruç tuttuğu, ancak Ramazan’ın dışında hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmediği hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buhârî, Savm, 52-53 [1969-1973]; Müslim, Sıyâm, 173-179 [1156-1157]; Ebû Dâvûd, Savm, 54 [2428]; İbn Mâce, Sıyâm, 43 [1741]). Bu itibarla, Receb ve Şaban aylarının aralıksız olarak oruçlu geçirilmesinin dinî bir dayanağı yoktur. Kişi, sağlığı müsait olup güç yetirdiği takdirde bu aylarda dilediği kadar nâfile oruç tutabilir.