Müslüman Allah için sever ve Allah için buğzeder

Arşiv.

Mehmet Nezir Gül

“Benim rızam uğrunda birbirlerini sevenler için peygamberlerin

ve şehitlerin bile imreneceği nurdan minberler/köşkler vardır.”

(Tirmizi, Zühd, 53)

Müslümanın sevgisi de nefreti de Allah içindir. Genel olarak sevgiyi, şefkat ve merhameti esas alır. Kin değil din esastır. Din de bize sevgiyi önemsememizi öğütler. Ancak bu lafta olan, teorik olarak lafızlarda geçen ve insanları aldatmak için kullanılan bir argüman değildir. Çünkü sevgi ile buğz da vardır, öfke, kızgınlık, nefret de vardır.

Bu bir çelişki midir?

Tam aksine bir zorunluluktur. Saf sevgi cennette, sadece korku ve öfke de cehennemdedir. Dünya ise bir denge üzeredir. Allah’ın hedefi bütün insanlığın huzur ve saadetidir. Kurallar bunun içindir. Bu kurallara uyanlar, uymaya gayret edenler sevilir, çiğneyip nefsine ve şeytana uyanlar da sevilmez.

“Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.” (Ebu Davud, Sünnet)

Müslüman, Allah için sever. Maddi bir çıkar, makam mevki elde etmek için sevmez. Allah’a iyi bir kul olmaya çalışanları sever. İsyan edenleri sevmez.

Zalimleri sevmez Müslüman. Masum çocukları acımasızca öldüren, garibanların üzerine çöreklenen, düzeni bozan, huzuru kaçıran, kötülüğün sembolü olan zalimleri, ahlaksızları niçin ve nasıl sevsin? Onlara buğzeder, kahreder, öfkelenir, mücadele eder, yok etmeye çalışır. Bunu yaparken de adalet ve hakkaniyet üzere yapar.

İşte Müslümanın sevgi ve buğz ölçüsü…

Bir adam, Hz. Peygamber’in yanında iken oradan birisi geçti. Adam,

“Ey Allah’ın Resulü, ben o adamı gerçekten seviyorum.” dedi. Peygamber Efendimiz de ona sordu:

“Bunu ona söyledin mi?”

“Hayır”

“Git ona söyle.”

Bunun üzerine adam, o kimsenin yanına gitti ve

“Ben seni Allah için seviyorum.” dedi. Öteki adam da

“Beni kendisi için sevdiğin Allah da seni sevsin.” karşılığını verdi. (Ebu Davud, Edeb, 112-113)

“Sırf benim rızam için birbirini seven, benim rızam için toplanan, benim rızam için birbirini ziyaret eden ve benim rızam için infakta bulunanlar, benim sevgimi hak ederler.” (Muvatta, Şa‘ar, 16.)

Resul-i Ekrem Efendimiz bir gün Muaz b. Cebel’in elini tutarak ona dedi ki:

“Ey Muaz! Ben seni seviyorum.”

Muaz (ra) da,

“Ben de seni seviyorum, ey Allah’ın Resulü!” diye karşılık verdi. Bunun ardından Hz. Peygamber (sav) ona şu tavsiyede bulundu:

“Ey Muaz! Sana her namazın ardından şu duayı söylemeyi, terk etmemeni tavsiye ediyorum: ‘Allah’ım! Seni zikretmek, sana şükretmek ve sana güzelce ibadet etmekte bana yardım eyle!’” (Ebu Davud, Vitir, 26; Nesai, Sehiv, 60)