Mehmet Nezir Gül
Müslüman Allah’tan korkar.
Ondan en çok korkan, emirlerini yerine getirmek için titizlik gösteren, davranışlarında dikkatli ve tutarlı olan Sevgili Peygamberimizdir. “And olsun ki, Allah’ı en iyi bileniniz ve O’ndan en çok korkanınız benim!” (Buharî, Edeb 72)
Peygamber Efendimizden sonra da âlimler, hak ve hakikati idrak edenler Rabb’ini bilen ve sevenlerdir.” …Kulları içinde Allah’tan ancak âlimler korkar...” (Fâtır, 35/28)
O’nun emirlerini çiğnemekten, onun gazabından, şeytana meyletmekten, nefsin tuzaklarına düşmekten, kötü insan olup kötü insanlarla birlikte kötü işle yapmaktan kötüler için hazırlanan cehenneminden korkar.
Müslüman Allah’a tevbe eder.
Rabb’ine karşı yaptığı saygısızlıktan, insanların hakkına girmekten, işlediği günahlardan, hata ve kusurlardan, yol kazalarından, anne babasına, çocuğuna, kardeşlerine, yakınlarına, milletine, devletine, ümmetine ve insanlığa karşı gerçekleştirdiği sorumsuzluktan, kalp kırıcılığından sonra tevbe eder.
Hata etmek insana özgüdür. “Her insan hata yapabilir. Fakat hata yapanların en hayırlısı çokça tevbe edendir.” (Tirmizî, Kıyâmet, 49/2499; İbn-i Mâce, Zühd, 30)
Atası Âdem’in yolunu seçer. Yanılıp bir yanlış yaptığında hemen Rabb’ine sığınır. Onda ısrar etmez. Hatasını anlar, onda bir keramet bulmaz, devam ettirmez. “…Ey Rabb’imiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, mutlaka ziyân edenlerden oluruz.” (A’râf, 7/23)
Takva üzere bir hayat süren, bunun için gayret eden, temiz düşünen ve temiz yaşayan müminler için Rabb’imizin müjdesi açıktır…
“İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, halkın en hayırlısı da onlardır. Onların Rableri katındaki ödülleri, altından ırmaklar akan, içinde devamlı kalacakları adn cennetleridir. Allah onlardan râzı olmuş, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır. İşte bu, Rabb’ini sayıp O’ndan korkanlar içindir.” (Beyyine, 98/7-8)
Allah Yolunda Canını Verir
“Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız O’na verdim ben.”
Ahmet Kutsi Tecer
Allah sevgisinin benliğini sardığı, o muhabbetle koşturan, gayret eden ve sonunda şehadete ulaşan öyle yiğitler var ki kıyamete kadar bizlere örnektir.
O yiğitler, Allah’ın dininin hayata hâkimiyeti, O’nun bir buyruğunun bile olsa uygulanması için canlarını feda ederler.
O yiğitler, din, akıl, nesil, can ve mal emniyeti için kendilerini feda ederler.
O yiğitler, Allah Resulü’nün sünneti seniyyesi için canlarını feda ederler.
O yiğitler, cennette cemalullaha ermek, iyi salih kulların arasına girmek, için benliklerinden vazgeçerler. “Allah mü’minlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır…” (Tevbe, 9/111)
O yiğitler, Allah’ın rızasına ermek, af ve mağfirete ermek için ölümü göze alırlar. “Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah’ın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.” (Âli İmrân, 3/157)
O yiğitler, sözlerinde duran insanlardır. Lafta Müslüman değillerdir. Kimin için, ne için yaşadığının bilincindedirler. Nereye gitmeleri gerektiğini de idrak etmiş ve gereğini yapan müminlerdir. Kimileri şehid olmuş kimileri de şehid olmayı beklemektedir.
“Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” (Ahzap, 33/23)
Sevgimiz sahici, mücadelemiz samimi, şehadetimiz hasbi olsun.
…
Hallac-ı Mansur hakkında ölüm fermanı verilmiştir. Birisi onun yanına gelip sorar:
“Ey Hallac! Allah sevgisi nedir?”
Hallac-ı Mansur cevap verir:
“Bunu bana bugün değil, yarın sor.”
Ertesi gün onu öldürecekleri yere götürdükleri zaman aynı adam sorusunu tekrarlar.
Bunun üzerine o da cevap verir:
“Allah sevgisinin başı, yanmak; sonu, O’nun yolunda canını vermektir.”