Selam en güzel duadır

Resulullah (sav) “Aranızda selamı yayın” buyuruyor. Selam, “emniyet, huzur, selamet, sağlık, barış, rahatlık, iyi netice, kurtuluş” gibi anlamlara gelir. Selam vermek, bir kimseye yapılacak en güzel duadır.

Zeynep Betül Erhun
Arşiv

Resulullah (sav) şöyle buyuruyor: “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi sevebileceğiniz bir şeyi söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız.” (Müslim, İman, 22)

Müslümanlar kardeştir ve İslam bu kardeşliğin pekişmesi için onlara bazı görevler verir. Bu görevlerin en önemlilerinden biri selamlaşmaktır. Öyle ki Peygamber Efendimiz’in, Medine’ye hicretinde insanlara yaptığı ilk tavsiyelerden biri selamı yaymaktı. Peki İslami literatüre göre selam nedir ve Müslümanlar nasıl selamlaşır?

Selam, “emniyet, huzur, selamet, sağlık, barış, rahatlık, iyi netice, kurtuluş” gibi anlamlara gelir. Selam vermek, bir kimseye yapılacak en güzel duadır. Selâm, “Ben Müslümanım, benden sana zarar gelmez, selamettesin” ve “Selamet üzere ol, Müslüman olarak öl” manalarına da gelir.

ALLAH ÖĞRETTİ

  • Müslümanlar arasında bilinen şekilde selamlaşmanın hicretten sonraki yıllarda başladığı bilinir. Resul-i Ekrem’i öldürmek maksadıyla Mekke’den Medine’ye gelen ve niyeti anlaşılıp tutuklanan Umeyr b. Vehb el-Kureşî’nin, Resulullah’ı o dönemin adetine göre, “Sabahınız hoş olsun” diyerek selamlaması üzerine Allah’ın Resulü şöyle demiştir: “Allah bize lutufta bulunarak seninkinden daha hayırlı olan ve cennet ehli tarafından da kullanılan ‘es-selâm’ sözüyle selamlaşmayı öğretti.” Aynı zamanda Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinden olan selam kelimesi Kur’an-ı Kerim’de kırk kadar ayette geçer.

KİM KİME SELAM VERMELİ

İki Müslüman karşılaştığında söze başlamadan önce selamlaşır. Zira Resulullah (sav), “Selam, konuşmadan önce gelir” buyurur. İslami adaba göre binekte olan yaya olana, yaya olan oturana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selam verir. Ayrıca bir gruptan ayrılan kişi de geride bıraktıklarına selam verir. Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Biriniz bir meclise vardığında selam versin. Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selam versin. Önce verdiği selam, sonraki selamından daha üstün değildir.”

DAHA GÜZELİ İLE KARŞILIK VERİN

  • İslâm alimleri selam vermenin sünnet, almanın farz olduğunu ve selam verenin alana göre daha fazla sevap kazanacağını söyler. Selam verirken, selamın sünnet olduğu düşünülerek ve o kimseye dua etmeye niyet edilirse sevabı da büyür. Kur’an-ı Kerim’de, “Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı ile karşılık verin” buyurulmuştur. Selama misliyle karşılık vermek, ‘Selamün aleyküm’ diyene ‘Ve aleyküm selam’ şeklinde; ‘Selamün aleyküm ve rahmetullah’ diyene ise ‘Ve aleyküm selam ve rahmetullah’ şeklinde cevap vermekle olur. Selama daha iyisi ile karşılık vermek ise ‘Selamün aleyküm’ diyene, ‘Ve aleyküm selam ve rahmetullah’ şeklinde; ‘Selamün aleyküm ve rahmetullah’ diyene de ‘Ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü’ şeklinde karşılık vermekle olur.

USUL VE ADABA DİKKAT ETMELİ

Hz. Peygamber selam verdiği zaman herkesin duyması ve selam vermenin öneminin anlaşılması için bazen birkaç defa selam verirdi. Bununla birlikte uyuyan veya rahatsız edilmemesi gereken bir kimse bulunduğunda sadece uyanık olanlara işittirecek şekilde alçak sesle selam vermeye özen gösterirdi. Namaz kılmak, Kur’an okumak, tefekküre dalmış olmak, hutbe dinlemek, ilimle uğraşmak, yemek yemek ve defi hâcette bulunmak gibi durumlar selam almaya engel teşkil ettiği için onlara selam verilmemelidir; verildiği takdirde selamı almamanın bir sorumluluğu yoktur.

Selam vermeye çıkıyoruz

Übey bin Kâ’b’ın tâbiînden sayılan oğlu Tufeyl, sahabilerle görüşür, onların bilgilerinden istifade ederdi. Zaman zaman da Abdullah bin Ömer’i ziyaret eder ve onunla birlikte çarşıya çıkarlardı.

Tufeyl, Abdullah bin Ömer’in, Peygamber Efendimiz’in emirlerine itaatteki gayretini şöyle anlatır:

“Çarşıya çıktığımızda, Abdullâh bin Ömer kime rastlasa selam verirdi. Karşılaştığı şahıs ister eski eşya satan, ister değerli mal satan, ister yoksul veya tanınmayan biri olsun, mutlaka ona selam verirdi. Bir gün yine onun yanına gitmiştim. Yine birlikte çarşıya çıkmayı teklif etti.

Ona, “Çarşıda ne yapacaksın! Alışverişten anlamazsın. Satılan malların fiyatlarını sormazsın. Bir şey satın almazsın. Herkesin oturup sohbet ettiği yerlerde oturmazsın. Çarşıya çıkacağımıza şurada otur da, birlikte sohbet edelim” dedim. Bunun üzerine Abdullah (r.a) bana şunları söyledi, “Kardeşim! Biz, karşılaştığımız kimselere Allah’ın selamını vermek için çarşıya çıkıyoruz. Başka bir maksadımız yok.”

RAMAZAN
Bir hadis ve yorumu

GÜNDEM
Selam diliyle konuşun