Seçimlerde güvendiği cumhuriyet mitinglerine kar yağan CHP Parti Meclisi, Baykal'ın başkanlığında toplanarak seçim yenilgisini değerlendirmiş ve yenilgiye kendi dışlarından sorumlu aramışlar ve nihayet bulmuşlar...
MYK nın hazırladığı rapora göre yenilgiden "ABD, Avrupa Birliği, medya, ikinci cumhuriyetçiler ve tarikatlar" sorumluymuş!..
Benim sayılan diğer şeylerden ziyade bugün neredeyse unuttuğumuz ikinci cumhuriyetçiler konusu kafama takıldı. 1990'lı yılların başlarında alevlenen ve o günlerde popüler olan bir tartışma konusuydu bu...
İkinci cumhuriyet kavramını ilk defa 30 Ocak 1991'de Sabah gazetesindeki "Prizma" isimli köşesinde kullanan Mehmet Altan herhalde yıllarca sürecek bir tartışma başlatmış olduğunun ve günün birinde Deniz Baykal'ın seçim yenilgisini bile buna bağlayacağını elbette düşünmemiştir.
Aslında bu tartışmanın özünde cumhuriyet ve demokrasi ilişkisi yatmaktaydı. Türkiye Cumhuriyeti 1923'de kuruldu, cumhuriyetin kuruluşundan 23 yıl sonra demokrasiye geçildi. 84 yıldır cumhuriyetle yönetiliyoruz ve kesintilere rağmen (60-71-80-28 Şubat...) 61 yıldır da demokrasi hayatımızda...Bu tartışmanın tam da merkezi burada. Yani ne kadar cumhuriyetçiyiz, ne kadar demokratız? Kavramı ortaya artan Mehmet Altan ve kendisine destek verenler ve karşı çıkanların da tartıştığı problemin nirengi noktası burası. Cumhuriyetçi miyiz, demokrat mı?
İşte 1990'lı yıllarda tartışmanın önemli aktörü Mehmet Altan'ın o günlerde söyledikleri;
"Cumhuriyet meselesi sadece hanedanlığa son vermeye yarar. Hanedanın elinden iktidarı alır. Bunun bir demokrasiyle desteklenmemesi halinde hiçbir anlamı kalmaz. Ben cumhuriyeti ciddiye almıyorum. Bunun için ikinci cumhuriyet diyoruz. Halkın egemenliğini gerçekleştirmek ve bizde askerlerin denetiminde kurulan siyasal bir cumhuriyeti, halkın belirleyeceği, katılacağı bir demokrat cumhuriyet haline dönüştürmek gerekiyor. Demokrasisiz bir cumhuriyet hiçbir işe yaramaz."
"Cumhuriyeti 'bürokrasinin' değil, halkın cumhuriyeti haline getirebilmek için demokratikleştirerek değiştirmek önerisine 'ikinci cumhuriyet' denmektedir. Bunun asla Fransa ile alakası olmayıp cumhuriyetin askeri yanıyla 'ilişik kesme' olarak tanımlanmaktadır." "Türkiye hâlâ halkın oyu ile 'seçilenlerin', tayinle gelen 'atanmışların' karşısında, protokolde gereken yeri almadığı bir ülkedir."
"Demokrasiden kopuk bir cumhuriyet sadece iktidar kavgalarına yardımcı oluyor. Ama halkı egemen kılamıyor" "İkinci cumhuriyet, cumhuriyeti 'demokratik' yapma önerisidir."
DEMOKRATİK BİR CUMHURİYET
Cumhurbaşkanı seçim sürecini tıkayan, Anayasa Mahkemesi'ni tehdit eden ve ülkeyi bir erken seçime zorlayan CHP yönetimi, DP'nin seçim sonrası yenilgisinin sorumluluğu ile genel başkanlıktan ayrılma iradesi ortaya koyan Sayın Mehmet Ağar'ın yaptığını yapamamış ve seçim sonuçlarından payına düşen dersi almak yerine kendine suçlular arama eğilimini sürdürmeye devam etmiştir. Halkı ve demokrasiyi ön plana çıkarma gayretinin ifadesi olan ikinci cumhuriyet tartışmalarını tekrar suçlular listesine koyması, Mehmet Altan'ın düşüncelerinde ne kadar haklı olduğunun da yeni bir göstergesidir.
CHP nin yeniden kurulduğu dönemde alevlenen ikinci cumhuriyet konusunu bir dosya olarak işleyen Mehmet Y. Yılmaz'ın genel yayın yönetmeni olduğu "Panorama" dergisinin 16 Ağustos 1992 tarihli sayısında "Yeni TC'yi Yeni CHP mi kuracak" başlıklı bir yazı kaleme alan Mete Çubukçu şunları söylüyordu: "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran ancak 1980'de kapatılan CHP yeniden açılırken acaba nasıl bir yapılanmaya gitmeli? 1923'de devleti kuran bir partinin, o günlerin ideolojisiyle 1992'de yeni bir atılım yapması mümkün mü? Ortada değişen bir dünya ve Türkiye var. Aslında çoğulcu, katılımcı ve özgürlükçü bir cumhuriyet sadece CHP'nin değil tüm partilerin kafa yorması gereken bir konu. Ama yeniden açılması nedeniyle CHP'nin yaşaması, biraz da tabuların üzerine gitmesine ve dolayısıyla cumhuriyet tarihini sorgulamasına bağlı. Peki CHP 70 yıllık ideolojisini sorgulayarak, sil baştan bir yenilenmeyi mi yoksa nostaljik bir demokratlar klübü olarak kalmayı mı tercih edecek?"
Bugün gelinen nokta bu sorunun cevabını ortaya koymuştur. CHP'nin yapması gereken şey hayali suçlular aramak, halkı "göbeğini kaşıyan adamlar" olarak niteleyen jakoben düşüncelerin peşine düşmek değil halkı ve demokrasiyi düşüncelerinin merkezine oturtmaktır.
Aksi takdirde Uluç Gürkan'ın da ifade ettiği gibi "merkez soldaki "yeniden iktidar arayışının" ister istemez CHP dışına kayması kaçınılmazdır."
* Kamu Yönetimi Uzmanı