12 Eylül
12 Eylül
12 Eylül darbesinin üzerinden tam tamına kırk sene geçti. Bugün darbeyi birebir hatırlayan o zamanın gençleri artık yaşlılık evresindeler. Birer birer hayattan çekiliyorlar. Nüfûsumuzun kâhir genç ekseriyeti için 12 Eylül sanki târih öncesi yaşanmış bir hâdise gibidir.Kahredici olan artık 12 Eylül ile hesaplaşmanın nerdeyse imkânsız bir hâle gelmiş olmasıdır. Elbette hiçbir şey o zamanki gibi değil. Ama 12 Eylül, içi şöyle böyle değişmiş olsa da hâla azımsanmayacak kurum ve kuruluşu ile hayatım...
Hafter’e isyan: Darbeci Hafter'in sözde hükümet binası göstericiler tarafından yakıldı
Dünya
Hafter’e isyan: Darbeci Hafter'in sözde hükümet binası göstericiler tarafından yakıldı
Libya’da darbeci general Hafter’in kalelerinde isyan büyüyor. Bingazi, Merc ve Beyda kentlerinde halk sokaklara döküldü. Bingazi’de darbeci generale bağlı sözde hükümet binası göstericiler tarafından yakıldı. Hafter milisleri, ağırlaşan hayat şartlarını protesto eden göstericilere ateş açtı.
Yeni Şafak
AK Parti'den '12 Eylül' mesajı: Silahı millete doğrultmak vatan hainliğidir
Gündem
AK Parti'den '12 Eylül' mesajı: Silahı millete doğrultmak vatan hainliğidir
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 12 Eylül 1980 darbesinin yıldönümünde sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. "Her darbe vatana ihanettir" diyen Çelik, "Gerekçesi ne olursa olsun milletin vatanı korumak için verdiği silahı millete doğrultmak vatan hainliğidir. Bu ihanetin son hamlesi 15 Temmuz’da millet iradesine çarparak paramparça oldu. Tüm darbeciler tarihimizin karanlık kişilikleri olarak millet vicdanında ebediyyen mahkum oldu. Adalet hükmünü verdi, veriyor. Düşmanlarımız darbe silahını bir daha asla kullanamayacaklar" ifadelerini kullandı.
DHA
12 Eylül 1980 darbesinde 40 yıl geride kaldı: İşte Türkiye tarihinin kara lekelerinden olan güne ait fotoğraflar
Gündem
12 Eylül 1980 darbesinde 40 yıl geride kaldı: İşte Türkiye tarihinin kara lekelerinden olan güne ait fotoğraflar
Üzerinden 40 yıl geçen kanlı 12 Eylül 1980 darbesi, idam, kötü muamele ve insan hakları ihlalleriyle zihinlerdeki yerini hala koruyor.Acısı yıllarca hafızalardan silinmeyecek uygulamalara imza atan darbeciler Türkiye'ye karanlık bir dönem yaşattı. İşte o güne ait tarihi fotoğraflar
Yeni Şafak
12 Eylül 1980 darbesi: Utancın 40. yılı
Gündem
12 Eylül 1980 darbesi: Utancın 40. yılı
Kenan Evren’in 12 Eylül 1980'de yaptığı askeri darbenin üzerinden tam 40 yıl geçti. Türkiye güne tank sesleriyle uyandı. Seçimle iktidara gelen hükümet devrilmiş, sokaklarda postal sesleri yankılanıyordu. Türkiye’yi tamamen değiştiren müdahale sonrasında 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 50 kişi idam edildi, 171 kişinin ‘işkenceden öldüğü’ belgelendi. O karanlık dönemi 40 yıl sonra sokakta vatandaşlara sorduk. 12 Eylül askeri darbesini hatırlıyor muyuz?
Yeni Şafak
Mısır halkı sokaklara döküldü: Darbeci Sisi rejimi tedirgin
Gündem
Mısır halkı sokaklara döküldü: Darbeci Sisi rejimi tedirgin
Mısır'da İslam el-Astrali adlı gencin polis tarafından öldürülmesinin ardından Mısır halkı sokaklara dökülerek protesto gösterileri düzenledi. Kalabalık grup, İçişleri Bakanlığı aleyhinde 'Baltaci Bakanlığı (Sahtekarlık Bakanlığı)' sloganları atarak, ''İslam'ın hakkı elde edilene kadar protesto etmeye devam edeceklerini ve onu öldürenlerden hesap sorulacağını'' haykırdı.
Diğer
Mısır’la ilişkiler ve Kılıçdaroğlu’nun darbeci aşkı mevsimi
Mısır’la ilişkiler ve Kılıçdaroğlu’nun darbeci aşkı mevsimi

Kılıçdaroğlu’nun yine bir darbeci diktatörlere destek nöbeti gelmiş. Onlara destek olurken kendi devletinin politikalarını yerden yere vurmuş, kendi ülkesinin stratejik ve etik duruşunu bir çırpıda silip atmış. Ne uğruna, kimin adına, hangi stratejik amaca binaen?

“Mısır’la niye kavga ediyorsun? Mısır’la kavga etmek, Türkiye’yi Akdeniz’de felakete sürüklemek demektir” demiş. Bu sözü Türkiye’de Kılıçdaroğlu söyleyince, Türkiye’ye karşı açık bir saldırganlık içinde olan, sırf Türkiye zarar görsün diye kendi ülkesinin çıkarları aleyhine Yunanistan’la ittifak kuran, bu ittifak uğruna Akdeniz’de deniz sınırlarından büyük bir miktar feda eden Sisi’ye başka avukat gerekir mi?

Mısır’la neden kavga ettiğimizi sormadan önce Mısır’ın hangi saik ve motivasyonlarla Türkiye’ye karşı bir husumet içinde olduğunu sorması gerekmez mi, Türkiye’nin muhalefet partisi liderinin? Muhalefet uğruna Türkiye’ye apaçık düşmanlık içinde olan, hele kendi ülkesinde kendi halkına düşman olan diktatörlere bile yakınlaşmak, bir sosyal demokrat partiyi ne hale sokar, bunu hiç düşünüyor mu?

Türkiye’nin Mısır’la ihtilafının kaynağına İhvan’ı koymak nasıl bir gaflet ve delaletin ürünüdür? Kılıçdaroğlu, sanki bütün mesele buymuş gibi “İhvan da neymiş? Onun uğruna Sisi ile ilişkileri bozmaya değer mi? Mısır İhvan’ı bizim PKK’yı gördüğümüz gibi görüyor” diyerek müthiş bir siyasi zeka örneği sergiliyor.

Ona Sisi’yi hatırlatarak İhvan’ın ne olduğunu anlatalım o zaman. Onun üzerinden Türkiye’nin İhvan’la özdeşleştirilmeye çalışılmasının içerdiği iğrenç kurnazlığıyla baş başa bırakalım: Sisi de neymiş?

Mısır tarihinin doğru dürüst ilk seçimlerinde seçilmiş tek Cumhurbaşkanı, kendisini Savunma Bakanı olarak atamış olan Cumhurbaşkanı’na sinsice kurduğu cunta darbesiyle devirip, kendisine itiraz eden masum sivil halktan bir günde 3000 insanı vahşice katleden, modern tarihin en acımasız, en eli kanlı diktatörlerinden biri. Kendisi tam bir terörist olan bütün diktatörler gibi sivil ve demokratik muhalefetin tamamını terörist diye yaftalayıp hiçbir insan hakkı zemini bırakmadığı için bütün ülkeyi insanlara bir açık hava hapishanesine dönüştüren bir despot.

Sisi için sadece İhvan değil ki, bütün muhalifler teröristtir. İşte kendisine karşı başkanlık yarışına giren bütün muhtemel başkan adayları, eski Genel Kurmay Başkanı Sami Annan, eski Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Hişam Cenine, eski BM Atom Kurulu Başkanı Muhammad Baradey, eski Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ve Ebulfütuh Abdulmünim’in hiç biri İhvancı değiller, ama şimdi neredeler bir sorun bakalım.

Türkiye’nin konusu İhvan falan değil. Ama İhvan’ı PKK ile özdeş görmek tam da Sisi’nin katliamlarını, işkenceci insan hakkı ihlallerini ve hukuksuz yönetimini bir yandan da PKK’yı aynı anda meşrulaştırmaya çalışmak anlamına gelir. Meydanda, silahsız, savunmasız, en sivil halleriyle 3000 insanları katledildiğinde bile duruşlarını “bizim barışçıl duruşumuz onların kurşunlarından daha güçlüdür” şeklinde ifade etmiş insanları PKK ile özdeşleştirmek katil diktatöre mi, PKK ya mı hizmettir, her ikisine de mi?

Yeri gelmişken, sözü açılmışken bir daha ifade edelim.

Türkiye ve Mısır’ın aslında çıkarları birbirleriyle yakın işbirliği içinde olmasını gerektiriyor. Türkiye bunu biliyor ve bu tür mesajları da Mısır devletine iletiyor. Mısır’ın sırf Türkiye ile bazı ihtilafları dolayısıyla kendi çıkarlarını feda ederek Yunanistan’la, Rumlarla işbirliği yapmasına gerek yok. Bu yönde mesajlar en açık şekilde verildi, verilmeye de devam ediyor.

Türkiye İran’la başta Suriye olmak üzere Irak, Lübnan ve Yemen’deki politikaları dolayısıyla derin bir ihtilaf hatta karşıtlık içindedir. Ama bu karşıtlık belli konularda işbirliklerini engellemiyor. Türkiye ABD ile veya onun açıkça desteklediği güçlerle yine Suriye’de açıkça bir savaş içindedir, ama yine de bazı başka alanlarda aralarında yakın işbirliği ve ittifaklar devam ediyor. Aynı şey Rusya için de söz konusudur. Suriye’de Rusya’nın desteklediği güçler Türkiye ile açık bir savaş içinde, ama bu dahi Türkiye ile Rusya arasındaki mevcut ilişkilerin devam etmesini engellemiyor.

Mısır’ı şu anda yöneten yetkililerin şunu anlaması gerekiyor. Türkiye’nin darbelere karşı duruşu, insan haklarına karşı duyarlılığı, ülkesine insani nedenlerle sığınmış mültecilerin hukukunu gözetme konusundaki tavrı ilkeseldir ve bundan vazgeçmez. Ne yazık ki bütün Ortadoğu şu anda insan hakkı ihlallerinin en fazla olduğu bölge ve bu bölgede Türkiye, insani sığınmacıların nefes alabildikleri tek yer. Türkiye bu duruşundan bütün İslam dünyası adına vazgeçecek değildir. Konunun İhvan’la alakası yoktur.

Türkiye hiçbir silahlı terör eylemine bulaşmadığı halde, sadece siyasi duruşundan dolayı haksız yere idam veya habis cezası aldığı için ülkesine sığınmış insanların İhvancı olup olmadığına bakmaz. Zaten bu şekilde Türkiye’ye sığınmış İhvancı olmayan da yığınla solcu, liberal veya başka eğilimlere sahip insan da vardır.

Mısır’ın da diğer ülkelerin de Türkiye’nin insan haklarından yana bu ilkesel insani duruşuna saygı duymaları ve bunun nihai tahlilde kendi lehlerine olduğunu da görmeliler.

Türkiye’nin mesajı çok net olduğu halde, Mısır’ın kendi çıkarları aleyhine Türkiye’ye karşı husumetini durdurma ihtimali var mıdır? Mısır şu anda nasıl bir eksen adına hareket ediyor? Kendi başına karar verip kendi özgür ve özerk siyasetini geliştirebilir mi? Mısır’da darbeyi Sisi’ye yaptıran eksen hala aktif ve birincil hedefi Türkiye iken, Mısır Türkiye’nin yeni işbirliği taleplerine nasıl olumlu cevap verebilecek? Bu sorular da ilgili bütün taraflara yeri gelmişken sorulmuş olsun. Kılıçdaroğlu istediği sorudan başlayabilir.

Mali'de askeri darbenin lideri olan Goita, darbeciler tarafından 'cumhurbaşkanı' ilan edildi
Dünya
Mali'de askeri darbenin lideri olan Goita, darbeciler tarafından 'cumhurbaşkanı' ilan edildi
Mali'de askeri cuntanın lideri Assimi Goita, darbeciler tarafından "cumhurbaşkanı" ilan edildi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.