TÜMOSAN’a teşekkür
Gündem
TÜMOSAN’a teşekkür
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜBİTAK’taki dokuz Mükemmeliyet Merkezi’nden biri olan “TÜBİTAK RUTE (Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü) Motor Mükemmeliyet Merkezi”nin açılışına video konferansla katıldı. Açılışta TÜMOSAN Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nuri Albayrak ve RUTE Enstitü Müdürü Prof. Dr. Abdulkadir Balıkçı da yer aldı. Erdoğan, savunma sanayiine katkıda bulunan TÜMOSAN’a teşekkür edip başarı diledi.
Yeni Şafak
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan savunma sanayisinde başarı gösteren TÜMOSAN'a teşekkür
Ekonomi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan savunma sanayisinde başarı gösteren TÜMOSAN'a teşekkür
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜBİTAK'taki dokuz Mükemmeliyet Merkezi'nden biri olan “TÜBİTAK RUTE (Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü) Motor Mükemmeliyet Merkezi”nin açılışına video konferansla katıldı. Açılışta TÜMOSAN Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nuri Albayrak ve RUTE Enstitü Müdürü Prof. Dr. Abdulkadir Balıkçı da yer aldı. Erdoğan, savunma sanayiine katkıda bulunan TÜMOSAN'a teşekkür edip başarı diledi.
Tvnet
TÜMOSAN yerli oranını artıracak
Ekonomi
TÜMOSAN yerli oranını artıracak
TÜMOSAN 44 yıldır milli üretime katkı sağlarken, savunma sanayiinde de yerlilik oranını artırmak için kolları sıvadı. TÜMOSAN Genel Müdürü Halim Tosun, “TÜMOSAN’ın motor ve aktarma organlarının Türkiye’de üretimiyle beraber, savunma sanayiindeki yerlilik oranının yaklaşık yüzde 20 artarak 75’lere kadar çıkacağını düşünüyoruz” dedi.
Yeni Şafak
TÜMOSAN savunmada da iddialı: Türkiye, dünyada söz sahibi bir ülke olacak
Ekonomi
TÜMOSAN savunmada da iddialı: Türkiye, dünyada söz sahibi bir ülke olacak
Türk savunma sanayisinin en önemli firmaları arasında yer alan TÜMOSAN çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. TÜMOSAN Genel Müdürü Halim Tosun, savunma sanayisindeki yerli zırhlı araç motoru aktarma organları arayışına yakın zamanda yanıt verebileceklerini belirterek, "Savunma Sanayi Başkanlığı’nın büyük katkı ve destekleriyle Ar-Ge ve üretime yönelik çalışmalarımızla Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda dünyada söz sahibi bir ülke olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
AA
Yerli motorlu zırhlılar 2021’de: TÜMOSAN çalışmalara hız kesmeden devam ediyor
Ekonomi
Yerli motorlu zırhlılar 2021’de: TÜMOSAN çalışmalara hız kesmeden devam ediyor
Türk Silahlı Kuvvetleri için üretilecek yerli motorlar bu yıl ortaya çıkacak ve 6x6 ve 8x8 zırhlı kara araçlarında gelecek yıldan itibaren kullanılmaya başlanacak.
Yeni Şafak
İhtiyacımızı TÜMOSAN'ın yerli motoruyla karşılıyoruz
Teknoloji
İhtiyacımızı TÜMOSAN'ın yerli motoruyla karşılıyoruz
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, yerli motorla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Oktay '2019'da yerli motorumuzu ürettik. TSK'nın değişime ihtiyacı var onu da TÜMOSAN'ın ürettiği yerli motorla karşılıyoruz' ifadelerini kullandı.
Yeni Şafak
TOGG bu milletin alın teri ve hakkıdır
TOGG bu milletin alın teri ve hakkıdır

Tekerlek icat olduğunda insanın yeryüzündeki serüveni değişti.

Buharlı makine gücü, içten yanmalı motor hızı getirdi. İnsanlık tekerlekle başlayan “araba” sevdasını son 15 yılda melez/hibrit, şimdi de tamamen elektrikli araçlarla zirveye taşıyor.

Bilenler bilir. Geleneksel otomobiller konusunda amatörce meraklarım var. Hangi marka hangi yıllarda hangi modelleri piyasaya sürdü? Hangisi çok sattı, hangisi tuttu? Hangisi daha az problemli, hangisi en güçlü gibi birçok soruya bir çırpıda cevap verebilirim. Hatta en sevilenler ve en kötüler kategorilerini de eh bilirim…

Televizyonlarda yayınlanan otomobil programlarını, internetteki otomobil sitelerini, belgeselleri amatör olarak benim gibi takip eden çok az insan vardır.

Hatta bazı markaların eski modellerinde beni “eksper” gibi gören arkadaşlarım bile var. Onlara o markaların belli modelleri konusunda birçok kez bilgi vermiş, çoğunu da otomobil sahibi yapmışlığım vardır.

Bütün bu ön bilgileri geçtiğimiz cuma günü Bilişim Vadisi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ön tanıtımını yaptığı patenti tamamen bize ait olan yerli otomobil TOGG ile ilgili tartışmaya katılmak için yaptım.

TOGG, Türkiye’nin otomobil üretim serüveninde geldiği zirveyi işaret ediyor.

Tamamen elektrikli. Dahası pilleri tabana entegre edilerek yol tutuşu en üst seviyeye taşınmış… Hatta büyüklük, güç ve yakıt ekonomisinde neredeyse Tesla ile rekabet edecek düzeyde.

Devrim otomobilinin kaderini bilen biri olarak, cuma günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tanıtımıyla görücüye çıkan TOGG’u izlerken “nazar âyetleri”ni okudum. Birçok kez, “Bahtı açık olsun” dedim. Hatta “Aman dikkat sonu Devrim gibi olmasın” diye dua ettim.

Çünkü TOGG, bana göre İHA ve SİHA’lar gibi dünya ölçeğinde rekabet edebilecek en önemli global ürünlerimizden biri olmak üzere.

Olmak üzere diyorum, zira yürüyen prototip olarak karşımızda muazzam bir ürün var.Bu ürünün fabrika bandından inip, son kullanıcıya ulaşıncaya kadar geçireceği evreler son derece kritik evreler.

Şunu kastediyorum: Allah korusun TOGG’un arkasındaki siyasi irade ve güç sendelerse… TOGG’un şirket yapısıyla ilgili kötü bir gelişme olursa… En önemlisi de son kullanıcıya ulaşmak üzereyken markanın kötü bir imajı oluşursa bir çuval incir berbat olabilir.

Bütün bu kaygıları geçmişte yaşadığımız kötü süreçler nedeniyle taşıyorum.

Nuri Killigil Paşa’nın ve ilk milli silah fabrikamızın başına gelenleri unutmadık.

Vecihi Hürkuş’un ve ilk milli uçağımızın başına gelenleri unutmadık.

Devrim otomobilini unutmadık.

***

Bu ülkede otomobil ile ilgili öyle şeyler oldu ve bize “başarılı işler” diye yutturuldu ki unutmamız mümkün değil.

Örnek mi istiyorsunuz?

Size en absürtlerinden ikisini hatırlatmak istiyorum.

Bir otomobil markası 1978’de Almanya’da üretimine son verildiği bir modelini tam 8 yıl sonra 1986 yılında Türkiye’de “En iyi yerli otomobil” sloganıyla üretti. Hatta distribütör/üretici firma aracı fabrikadan çıkartırken arka camına büyük harflerle “EN İYİ YERLİ” yazısını yapıştırdı.

Biliyor musunuz, bazı koleksiyoncularda bu otomobillerden var ve arka camlarında hâlâ o yazı duruyor.

Oysa 1986 yılına gelindiğinde Almanya’nın o otomobil markası çok daha küçük hacimli motorlarla çok daha büyük güçlere ulaşmış modellerini piyasaya sürmüştü. Bizse hantal, çok yakan o geri teknolojiye sahip otomobillere “En iyi yerli” diye bindik.

Yine 1972 yılında İtalyan bir marka İtalya’da 5 ileri vitesli otomobilini piyasaya sürdü.

Aynı marka tam 12 yıl sonra 1984 yılında Türkiye’de ürettiği sadece bir modelinin arkasına “5 vites” yazısı yazıp “yepyeni bir şeymiş” gibi pazarladı.

Anlayacağınız gelişmiş Batı ülkelerinin 10 yıl önce kullandığı teknolojileri Türk tüketicilerine “yerli” diyerek sundukları teknoloji hep geriydi.

İlk kez TOGG ile birlikte geçmişin değil, hatta bugünün bile değil geleceğin otomobil teknolojisine sahip olma şansını yakaladık.

İnşallah TOGG 2022’de Gemlik’teki fabrikanın üretim bandından inip de caddelerimizde boy gösterdiğinde bugünkü prototipten daha gelişmiş olacak, bundan hiç kuşkum yok.

Kuşkum yok ama korkum var. Çünkü geçmişte “milli üretim için” yola çıkanların başına gelenler korkunç!

Umarım TOGG, Bayraktar İHA ve SİHA’ları üreten Baykar Holding gibi başarır.

Umarım TOGG, ASELSAN gibi, TUSAŞ gibi başarılı olur.

Umarım TOGG, yerli dev dizel motorlar üreten TÜMOSAN gibi başarılı olur.

Umarım TOGG, savunma sanayiimizdeki özel ve kamu şirketleri kadar başarılı olur.

Bugün için hayalini bile kurmakta zorluk çeksem bile, inşallah o gün ekonomik imkânım olur da TOGG’un sedan modelinden bir tane de ben alabilirim.

Hepimize hayırlı olsun.

Yerli otomobil, yersiz kolpacılar
Yerli otomobil, yersiz kolpacılar

En baştan belirteyim de bir yanlışlığa sebebiyet vermeyeyim. İnsanın üzerine binebileceği en hızlı ulaşım aracının “iyice bakılmış bir Arap atı” olduğuna dair inancımda bir milimlik sapma yok. Sanayi devrimininse insanlığın başına gelmiş en büyük felaket olduğuna inanıyorum. Yani otomobilden başlayarak tren, hızlı tren, çok hızlı tren, helikopter, uçak, jet ve uzay mekiği fikirlerinin tamamına çok soğuğum. İnsanın fıtratına uygun bulmuyorum bir yerden bir yere gereğinden fazla bir hızla gidilmesini. Çünkü o hız, insanın ruhunu geride bırakıyor her seferinde.

Ama tabii ki ve aslında ne yazık ki 21. yüzyılın ilk yarısında yaşıyor olmakla kayıtlıyım. Dolayısıyla bir arabam var. Uzak memleketlere “trenlen” yahut “uçaaanan” gidiyorum ve ne yazık ki bir atım yok.

Türkiye’nin yaptığı her yeni ürünle de elimde olmaksızın gurur duyuyorum. Uçak da olsa, silah da olsa, motor da olsa, otomobil de olsa böyle bu. Niçin böyle peki bu? Şundan: Bütün bahisleri kaybetmiş kötü bir kumarbaz gibi sonunda kazanacağına can-ı gönülden inandığım o kutuya, üzerinde “Türkiye” yazan o kutuya basıyorum tüm varlığımı da ondan.

Dolayısıyla Bayraktar’ın yaptığı Cezeri de, TÜMOSAN’ın yaptığı askeri araç motorları da, Roketsan’ın yaptığı roketler de her seferinde göğsümü kabartıyor. Diyorum ki kendi kendime. Motorların, uçakların, roketlerin olmadığı bir dünyayı inşa edene kadar elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız.

Hadi patikayı değiştireyim biraz.

Rahmetli Necmettin Erbakan’ın da aralarında bulunduğu Türk mühendislerinin prototip olarak yaptıkları Devrim otomobilinin “engellenme safahat”ına hep bir şüphe ile bakmıştım. “Olur mu lan öyle şey? Biz yapmayı başaramamışızdır; medya, patronlar, bazı muhalefet odakları falan bir olup otomobil yapma imkânımızı baltalar mı? Bu pisliği yapar mı insan ülkesine?” diye düşünmüştüm. Fena halde yanılmışım. Yaparmış. Çünkü 2020’nin Aralık ayında, ben yaşamaya, nefes alıp vermeye devam ederken medyası, muhalefeti falan bir olup “yerli otomobili” doğmadan öldürme yarışına girmiş görünüyorlar.

Alın size, acıklı, hem de epeyce hicranlı bir temaşa.

Yok yok. Mesela Durmuş Yılmaz’la dalga geçmeyeceğim. Canım çok istiyor aslında ama bugün bir markanın “markanın olduğu ülkede bir fabrikada üretim yapmaksızın da” dünyanın en önemli markası olabileceğini bilmeyen bir zekâ düzeyiyle dalga geçmek yakışmaz bana. Kendi kör cehaletine bırakmak en iyisi...

Hayır, mesela Birgün isimli gazete ile de dalga geçmeyeceğim. Zahmet edip dünyada otomobil prototiplerinin niçin “ünik atölyelerde üretildiğini” araştırmayan, tasarımın İtalya’dan alınmasında bir sorun olduğunu vehmeden, araç içi kontrol sitemlerinde “start-stop” yazmasını eleştiren bir odakla dalga geçilir mi yahu? Niçin dalga geçelim? Ancak, çektikleri numaranın ne olduğunu bin yıldır bildiğimizi ihsas eder, geçeriz.

Memleketi “ithal ikame montaj sanayine mahkûm eden” kalantorları bir yerlerini yırtarak savunan adamlara solcu ya da milliyetçi muamelesi yapılmasına da şaşırmıyorum artık. Niçin şaşırayım? Yeni dünya böyle bir yer. Brüksel lahanasıyla Brüksel solcusu arasında karşılaştırma yapıp “tatsız tuzsuz ama lahananın en azından besleyici bir değeri var” deyip geçiyoruz mesela. Çaremiz yok.

Diyeceğim şudur. Yerli otomobil, yola çıktı. Çok da güzel çıktı bence. Gecikmiş, geciktirilmiş, akim bırakılmış bir defterimiz daha kapatıldı böylece. Durmuş’la Birgün’ü “aynılaştıran” şey de tam bu bence. O defterler kapanmasın istiyorlar. Askeri araçlarımızın motorlarını TÜMOSAN’da Türk mühendisler üretmesin de biz motorlarımızı hep Fransa’dan alalım istiyorlar. Efendilerine âşık ev köleleri olarak otomobilimizi üretmeyelim de hep İtalyanlardan, Almanlardan alalım istiyorlar. Ev köleliği çünkü dünyanın en şifasız hastalığıdır.

Evet. O düğmede start yazıyor. Çok geç kalınmış bir starttır o. Nuri Demirağ, Necmettin Erbakan ve daha binlerce Türk çocuğunun üzerinde sizin ve efendilerinizin hep kullandığı “stop” düğmesinin tersi yani.

Şimdi oturup kudurun. Ağzınızdan saçılan salyalarınızı da az öteye saçın bir zahmet. Otomobilimizin kaportası pislenmesin.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.