Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Türkiye’nin sessiz gücü
Türkiye’nin sessiz gücü

Nasır Duveyle, Kuveyt’te milletvekilliği yapmış bir hukukçu. Türkiye ile Kuveyt’in, tıpkı Katar gibi yakınlaşmasını, Türkiye’nin Kuveyt’te askeri üs açmasını ve Prens Selman’ın Arap dünyasına büyük zarar verdiğini savunan mesajlar yayınladı.

Video: Türkiye’nin sessiz gücü

Sosyal medya hesabından yaptığı bu açıklamalardan sonra, Suud ve BAE’nin sosyal medya trollerinin yoğun saldırısına uğradı. Ardından da ulusal medyada aleyhine kampanyalar yapıldı.

Cemal Kaşıkçı ile Duveyle’nin bir olup, Suud’a saldırdığı yönünki yayınlarla üstü örtülü olarak tehdit de edildi. Ancak Duveyle geri adım atmadı, sözlerinden dönmedi ve Türkiye-Kuveyt yakınlaşmasını ısrarla sürdürdü.

YAŞLI BİR ÇINARIN DİRENİŞİ

93 yaşındaydı Yusuf Karadavi, İslam dünyasının en büyük alimlerinden biriydi. ‘Müslüman Alimler Birliği’ adıyla bir organizasyon kurdu. Dünya üzerinde binden fazla alim buraya üye oldu. Karadavi, Mısır’da Sisi’nin yaptığı darbeye karşı çıktı. Suriye’de Esed’i eleştirdi. Suud’un politikalarına karşı çıktı. Kudüs’ün bağımsızlığını savundu.

Bir şey daha yaptı, her fırsatta Türkiye’nin İslam dünyasının lider ülkesi olduğunu söyledi. Suud’un Veliaht Prensi Selman, 93 yaşındaki Karadavi’yi ve onunla beraber onlarca alimi terörist ilan etti. Suud’daki Müslüman Alimler Birliği’ne üye olan alimleri de hapse attırdı.

Haklarında tutuklama kararları çıkarılan Karadavi ve arkadaşları, ne söylediklerinden geri adım attılar, ne de Türkiye hakkındaki fikirlerini değiştirdiler. Yaşlı bir çınar gibi direndi Karadavi.

Önceki gün Müslüman Alimler Birliği, son toplantısını İstanbul’da yaptı. Karadavi buradaki toplantıda şunları söyledi:

“93 yaşındayım. Bu sizinle son toplantım. Sanırım bir daha görüşemeyeceğiz... Tarihte önemli rol oynayan Türkiye’nin yeniden İslam dünyasının yönetim merkezi olması için dua ediyoruz. Erdoğan gurur duyduğumuz liderimizdir...”

Karadavi’yi son kez dinleyenler arasında ben de vardım. Salonda binden fazla ilim adamı, alim ve akademisyen vardı. Sanırım dünyanın 60 ülkesinden gelmişlerdi. Karadavi ne zaman Türkiye dese, ne zaman Erdoğan dese, hepsi heyecanla alkışlıyordu.

SOKAK BİZİM DOSTUMUZDUR

Fas’tan Endonezya’ya kadar olan İslam coğrafyasını dolaştım ve şunu gördüm: Sokak bizim dostumuzdur. Müslüman halkların gönlünde, tıpkı Nasır Duveyle gibi, Karadavi gibi Türkiye sevgisi vardır. Bu kimi zaman reel politiğin gereği olarak ama çoğu zaman kalpten gelen sevginin sonucu olarak böyledir.

Türkiye’nin muhteşem bir sessiz gücü vardır İslam dünyasında. Sokaktaki insan, akademideki ilim adamları, aklı selim aydınlar, içten gelen bir duyguyla Türkiye’ye muhabbet duyarlar.

Şunu gördüm ki, Müslüman ülkelerde rejimler, onu destekleyen medya ve bunları besleyen sermayenin Türkiye ile sorunu vardır. Türkiye bir türlü bu üçlü çeteyi aşamamıştır. Ama aştığı anda, o ülkelerde dev mitingler yapacak kadar büyük kitlelerin gönlündeki tek ülkedir. Hatırlayınız, Erdoğan Beyrut’ta, Kahire’de, Tunus’ta, Fas’ta meydan mitingleri yaptı. Bu mitingleri izleyen biri olarak söylüyorum, o halk kitleleri hala yaşıyor ve hala Türkiye’yi, Erdoğan’ı seviyor.

ORTADOĞU KARIŞACAK, POZİYON ALALIM

O zaman bizim de bu milletlerin sevgisine karşılık vermemiz gerekir. Yeniden bir arada yaşayabileceğimiz bir coğrafya hayali kurmalıyız. Herkesin egemenlik haklarına saygı duyan, bağımsızlığına karışmayan ama kaderlerini ve geleceklerini birleştirecek bir ütopya üretmeliyiz.

ABD’nin İran’a başlattığı ağır ambargo sadece İran’ı değil, Ortadoğu’da birçok ülkeyi etkileyecek. İran’ın etkisinde olan Suriye, Irak, Yemen, Lübnan’da mevcut durum değişmek zorunda kalacak.

Kaşıkçı cinayetinden sonra, Suud’daki rejim de böyle kalmayacaktır. Önünde sonunda, Ortadoğu’nun yeni Saddam’ı Prens Selman gidecektir. O zaman Suud’ın etkisinde olan Kuveyt, BAE, Bahreyn, Mısır, Ramallah yönetimi de bundan doğrudan etkilenecektir.

Türkiye ortaya çıkacak boşluğu doldurmalı. Bunu emperyal bir tavırla değil, emperyalistleri dışlayacak bir stratejiyle yapmalı. Bu coğrafyada yaşayanlar, kendi kaderlerine kendileri karar verir. Bunu sessiz yığınlara anlatmak, Türkiye’nin sessiz gücünü kullanmak ve cehenneme çevrilmek istenen bu toprakları, tüm milletlerin ortak cennetine çevirmeliyiz. Bunu ancak bu coğrafyadaki milletler birlikte yapabilir.

En büyük destekçimiz sokaktır. Türkiye sessiz gücünün farkına varmalı.

ABD Münbiç’te bu kez samimi mi?
ABD Münbiç’te bu kez samimi mi?

Evanjelist papaz Brunson’un tutuksuz olarak yargılanması kararı ile birlikte serbest bırakılması sonrasında ABD ile Türkiye arasındaki gerilim yerini Başkanlar arasında pozitif görüşmelere bırakmış görünüyordu.

Video: ABD Münbiç’te bu kez samimi mi?

Kaşıkçı cinayetinde Başkan Erdoğan’ın cinayetin çözülmesi konusunda ortaya koyduğu irade ve kararlı tutum uluslararası imajının tavan yapmasına neden olmuştu. Türkiye açısından diğer bir pozitif gelişme ise, Başkan Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin, Almanya Başbakanı Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Suriye’de akan kanın durdurulması amacıyla Vahdettin Köşkü’nde yaptıkları “İstanbul Mutabakatı” adı verilen toplantı olmuştu. Dört lider İdlip başta olmak üzere Suriye’de siyasi çözüm, terör tehdidine karşı işbirliği, insani yardım ve mültecilerin dönüşü konusunda önemli kararlar alarak görüş birliğine varmışlardı. Bu konjonktürde Başkan Erdoğan’ın birçok kez Suriye’de Fırat’ın doğusundaki terör örgütü PYD/YPG/PKK yapılanmasına dikkat çekip, Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden bu terörist yapılanmaya izin verme niyetinde olmadığını vurgulamasının ardından, Türk topçusunun bölgedeki terörist mevzileri hedef alarak vurması ABD’ye verilen açık bir mesaj niteliğindeydi. Türkiye lehinde gelişen pozitif konjonktürde beklendiği gibi ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ülkesinin İran’a karşı yürürlüğe koyduğu ikinci aşama yaptırımlardan geçici olarak muaf tutulan 8 ülkeyi açıklamıştı. Bu ülkeler arasında Türkiye de vardı. Diğer ülkeler; Çin, Hindistan, Yunanistan, Güney Kore, Japonya, Tayvan ve İtalya olarak açıklandı. 6 ay süreyle Türkiye’nin İran’dan petrol ve gaz alması yaptırım dışı bırakılmıştı. ABD’nin İran’ın ekonomisini hedef alan yaptırım kararına Tahran 5 Kasım tarihli yaptırımların yasadışı olduğu, BMGK kararlarının yok sayıldığı gerekçesiyle ABD’yi Birleşmiş Milletler’e şikayet etti. BM Konseyinin 5 daimi üyesi aynı zamanda BM’nin kurucu üyeleri olan Amerika, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’dir. Bu ülkelerden biri bile veto etse 193 üyeli BM’den bir karar çıkamaz. Bir karar tasarısının Konsey’den geçmesi için ise 15 üye ülkeden en az 9’unun “Evet” oyu kullanması ve hiçbir daimi üyenin veto yetkisini kullanmaması gerekiyor.

Başkan Erdoğan ile ABD Başkanı Trump 10-11 Kasım’da Paris’te uluslararası bir toplantıda bir araya gelecek. Görüşmede masada çok önemli konular ele alınacak. Kuzey Suriye’deki gelişmeler, FETÖ ve YPG terör örgütleri konularında somut adım atılması, Menbiç mutabakatı veya yol haritasına sadık kalınması konuları gündeme getirilecek. Başkan Erdoğan öncelikli olarak Münbiç konusunun ele alınacağını, halen Münbiç’te ABD ile birlikte devriye çalışmalarının devam ettiğini Trump’la telefonla görüşme yaptıkları gün bu çalışmalarla ilgili hareketin başladığını ifade ederek şu açıklamalarda bulundu: “Eğitim çalışmaları Gaziantep’te yapıldı. Türk ve Amerikan askerleri birlikte bunu yaptılar ve ardından da bu devriye çalışmaları planlandığı şekilde devam etti, devam ediyor. Bizim hedefimiz, bir an önce Münbiç’ten bu terör örgütleri PYD/YPG’nin çıkmasıdır. Bunların orayı terk etmesidir”.

Bu çerçevede Türkiye- ABD ilişkisinin ivme kazandığı bu dönemde Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal, ABD’nin başkenti Washington’da 1-2 Kasım tarihleri arasında resmi temaslarda bulundu. Önal, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı David Hale ve Savunma Bakanlığı Müsteşarı John Rood ile görüştü. Dışişleri Bakanları arasında daha önce mutabık kalınan Menbiç yol haritası uyarınca ortak devriyelerin başlatılmasından duyulan memnuniyet dile getirilen görüşmelerde, Önal’ın Yol Haritasının tüm unsurlarıyla uygulanmasının önemini vurguladığı belirtildi. Açıklamada, “ABD’nin PYD/YPG ile angajmanının sonlandırılmasının gerek Türkiye’nin milli güvenliği, gerek Suriye’de barışın tesis edilmesi bakımından temel bir gereklilik olduğunun altı çizildi. PYD/YPG’nin geçtiğimiz günlerde sınırımızda yürüttüğü provokatif faaliyetlere angajman kurallarımız çerçevesinde misliyle karşılık verildiği, terör faaliyetlerini kim olursa olsun tolere etmeyeceğimizi söylemiş olduğumuz ifade edilmiştir. Ayrıca, başta elebaşıları olmak üzere, ABD’deki FETÖ mevcudiyetine ilişkin hassasiyetlerimiz tekrar aktarılmış, yakın zamanda bu konuda somut adımlar atılması beklentimiz iletilmiştir” denildi.

Ancak, Türkiye ile ABD arasında başlayan diplomatik yakınlaşmadan yalnızca 10 gün önce ABD tarafından Münbiç’e gönderilen CIA ve Dışişleri heyetinin YPG/PKK terör örgütünün askeri ve siyasi temsilcileri ile 2 saatlik toplantı yaparak, terör örgütü mensuplarına ABD ve Türkiye’nin ortak devriyesi sırasında ve geri çekilmede sorun çıkarmayın” mesajı verilmesi, Münbiç’te Türk askerleri beraber müşterek devriye gören ABD’li askerlerin 2 gün sonra Münbiç şehrindeki Umm All Julud bölgesinde PKK/YPG’li teröristlerle birlikte hendeklerde devriye attığının görüntülenmesi beklendiği ve bilindiği gibi ABD’nin samimiyeti konusunda şüpheler doğurmuştur. Bu durum Trump’un iradesinden bağımsız veya karşıt bir gelişme midir? Şüphesiz Erdoğan Trump görüşmesinde bu konu açıklığa kavuşacaktır.

Esasen Başkan Erdoğan ile Trump arasında yapılacak görüşmeden önce bu köşe yazısının kaleme alındığı saatlerde ABD’de 5 Kasım’da yapılacak ara seçimler Trump’un siyasi kariyeri üzerinde önemli etkiler yapacak. ABD’de her başkanlık döneminin ortasında, Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesini, senatonun 100 üyesinden 35/39’unu yenileyen bir “ara seçim” yapılır. Bu seçimler vatandaşlara, iki yıl önce seçtikleri başkanın ve partisinin performansını değerlendirme, hoşnut değillerse Mecliste veya Senato’da hatta ikisinde birden çoğunluğu muhalefet partisine oy vererek, başkanı dengeleme fırsatı yaratır. Eğer Demokrat Parti, bu ara seçimlerde Kongre ve Meclis’te çoğunluğu ele geçirebilirse Trump’ı azletme sürecini başlatabilecek. Yalnızca Meclis’in çoğunluğunu ele geçirse bile Demokrat Parti, en azından Trump’ın seçim kampanyası ile Rusya arasındaki bağlara ilişkin soruşturmayı canlandırma, genişletme olanağı elde edecek. Eğer Cumhuriyetçiler yani Trump kazanırsa ABD’de siyasi, dengelerde sağa kayış hızlanıp kutuplaşma derinleşirken, uluslararası alanda gezegenin ekolojik dengelerini tehdit eden, bir büyük savaş olasılığını da güçlendiren gelişmeler hızlanacak.

Ancak ABD’de yapılan değerlendirmeler Cumhuriyetçiler ve Trump’un ara seçimleri kaybedeceği yönünde. Trump’un kazanması bir sürpriz olur herhalde!

Dışişleri Bakanı düzeyinde Laos'a ilk ziyaret yarın
Dünya
Dışişleri Bakanı düzeyinde Laos'a ilk ziyaret yarın
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, iki gün sürecek ziyarette Laos Başbakanı ve dışişleri bakanı ile görüşmelerde bulunacak. Çavuşoğlu'nun ziyareti, Dışişleri Bakanı seviyesinde bu ülkeye yapılacak ilk ziyaret olacak.
AA
Türkiye-Pakistan ilişkilerinin derin kökleri var
Dünya
Türkiye-Pakistan ilişkilerinin derin kökleri var
Pakistan'ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Syrus Sajjad Qazi, "Türkiye-Pakistan ilişkilerinin tarihte ve inanç ekseninde derin kökleri var" açıklamasını yaptı.
AA
Türkiye ile İran arasındaki ticareti ambargodan kurtaracak tek seçenek
Ekonomi
Türkiye ile İran arasındaki ticareti ambargodan kurtaracak tek seçenek
ABD’nin İran’a yönelik yaptırım paketinin ikincisi de dün açıklandı. 2015 yılında nükleer anlaşma çerçevesinde kaldırılan yaptırımların tekrar devreye girmesiyle Tahran yönetiminin petrol ve enerji ticareti Amerikan yönetiminin hedefine girdi. Türkiye ile birlikte 8 ülkenin geçici süre ile yaptırımlardan muaf tutulduğu açıklandı. İran ile Türkye'nin ticaretini ambargodan kurtaracak tek seçeneğin Türk lirası olduğunu ifade eden İran Araştırmaları Merkezi İç Politika Koordinatörü Mehmet Koç, "İki ülke arasında 10 milyar doları bulan bir ticaret hacmi var ve bunun en önemli ayağını da petrol ve doğalgaz ticareti oluşturmaktadır" dedi.
AA
Türkiye ile birlikte çalışacak
Teknoloji
Türkiye ile birlikte çalışacak
Belarus Bilim ve Teknoloji Devlet Komitesi Başkan Yardımcısı Shcherbakov, "Antarktika'yı beraber keşfedeceğiz. İlerleyen zamanlarda bilim adamları, iklim değişikliği, buz çekirdeği, çeşitli bakteriler gibi konular üzerine araştırmalar yapacak." dedi.
AA
Çavuşoğlu: Paylaşmadığımız deliller var
Dünya
Çavuşoğlu: Paylaşmadığımız deliller var
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili "Kamuoyu ile henüz paylaşmadığımız bazı delillerimiz var. Bu soruşturmadan sonra delilleri nihayete erdirdiğimizden emin olduğumuzda, onları kamuyla paylaşmaya devam edeceğiz" dedi.
Yeni Şafak
Bu coğrafya güçlü
olmayı gerektiriyor
Gündem
Bu coğrafya güçlü olmayı gerektiriyor
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, AA Editör Masası’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.