|

Çin çıkmazı: Sanayi Devrimi’ni yaşayamamak

Ragıp Kutay Karaca Hocamızın “Çin’in Felsefesi: Sosyalizmin eliyle Kapitalizmi inşa etmek” adlı yazısını okudum. Güzel bir analiz. Batı ekonomistleri, şimdi doğudakiler de böyle, ülkelerinin ekonomik durumlarını ölçerken Gayrı Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) büyüklüğüne bakarlar. Elbette 2 milyar insanın yaşadığı bir ülkede bu değer çok yüksek olacaktır. Ancak insan mutluluğu için GSMH bir anlam ifade etmez.

04:00 - 23/11/2023 Perşembe
Güncelleme: 02:44 - 23/11/2023 Perşembe
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.
Prof. Dr. M. Nafiz Duru / İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi

Ragıp Kutay Karaca Hocamızın “Çin’in Felsefesi: Sosyalizmin eliyle Kapitalizmi inşa etmek” adlı yazısını okudum. Güzel bir analiz. Batı ekonomistleri, şimdi doğudakiler de böyle, ülkelerinin ekonomik durumlarını ölçerken Gayrı Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) büyüklüğüne bakarlar. Elbette 2 milyar insanın yaşadığı bir ülkede bu değer çok yüksek olacaktır. Ancak insan mutluluğu için GSMH bir anlam ifade etmez.

İnsanoğlunun tek amacı elde ettiği geliri ile çoluğuyla çocuğuyla mutlu, sağlıklı bir hayat sürdürebilmektir. Bunun için de yaşadığımız ülkenin az gelişmişlikten, gelişme yolunda olmaktan çıkmış gelişmiş bir ülke olması gerekir. GSMH’si yüksek olan Rusya, bu gelişimi silah sanayiine yatırıyor. İnsanların yararına kullanmıyor.

General Electiric, Assimco gibi dünyanın sayılı sanayi kuruluşları; ucuz ve uslu işçi bulmak umuduyla Çin’de yatırım yaptılar. Karşılaştıkları en büyük sorun kalifiye işçi, orta sınıf yönetici bulabilmek oldu. Üç vardiya çalışan işçilerin üçü bir yatakta yatmaya, Batı’dan, Amerika’dan gelen gemilerin, gece gündüz her geliş saatinde yataktan fırlayarak gemileri boşaltmaya itiraz etmiyorlar ancak bunlar batı teknolojisine uygun, kalifiye işçiler değil. 2 milyara yakın insanın yaşadığı Çin’de sanayiye uygun işçi bulamayan Batılı sanayi şirketleri yavaş yavaş Hindistan’dan, Çin’den ayrılıyorlar.

GİRİŞİMCİ NESİL ORTADAN KALDIRILDI

Çin’in tarihi Çin’e özgü miras bırakmıştır. Bu miraslardan en önemlisi Konfüçyüs dininin bıraktığı ezberci öğrenme eğitimidir. İyi bir eğitim aldıkları ve İngilizce öğrendikleri halde Çinliler iş hayatında inisiyatif almaktan çekinmektedirler. Çinin uyguladığı “Her ailede bir çocuk zorunluluğu” bugün sanayinin kullanmakta olduğu kaçınılmaz “team working” yani grup çalışması uygulamasını zorlaştırmaktadır. Öncü işçiler gençlere sanayi için gerekli rol model olamıyorlar. Çünkü öncüler hep devlet sanayii işçiliğinden gelmektedir. Gelişmeyi, kalkınmayı engelleyen en önemli bir diğer sorun Başkan Mao’nun 1966-1976 yılları aralığında uyguladığı Kültür Reformudur. Bu reform yetişmiş, yetişecek tüm öncü sınıfı sildi süpürdü. Mao Çinlilere özel girişimciliğin, kapitalizmin şeytan işi olduğunu öğütledi. Girişimci nesli ortadan kaldırdı. 1780-1880 birinci sanayi devriminden de habersiz olan, ne devrimin doğuşuna yardımcı olan, ne de sonrada devrimden yararlanan Çinliler üretimde prodüktiviteyi arttıramadıkları için sanayi ürünlerini yüksek fiyatla satın almak zorunda kaldılar ve Rostow’un sınıflamasına göre az gelişmiş ülke olarak kaldılar. Küçük işletmeleri birleştirerek onların elektrik, su giderlerine yardımcı olarak sanayileşeceklerini, kalkınacaklarını sandılar.

SENDİKACILIK UYANMAYA BAŞLADI

Büyüme ile kalkınma ve gelişmeyi karıştırmamak gerekir. Ragıp Hoca’nın dediği gibi 1997 yılında yaşanan Asya ekonomik krizinde yaklaşık yüzde 9 büyümeyi başaran Çin, Asya’daki küçük devletlere yönelik gümrük tarifelerinde indirimler, ucuz hammadde satışı ve doğrudan para yardımı yapmıştır. Ancak bu batılı örneği bir Çin kurnazlığıydı. Bu yardımları kendi taklit ürünlerini satın alma karşılığında yapıyordu.

Rüzgar enerjisi üreten Çin mallarını Asya’da satan kapitalist bir ülkenin batmakta olan bir şirketine büyük sermaye yatırımı vererek bu şirketi kurtarmıştır ama Çini bu tür davranışları kurtarmaz. Çini bekleyen en büyük tehlike işçilerden gelecek. Çin’e çöreklenmiş Batı ve Amerika sanayi devlerinin işçileri Çinli kardeşlerine toplu hakaret etmenin, birleşmenin yararlarını öğretti.

Sendikacılık uyanmaya başladı. Çinli işçi artık üç vardiyada üç ayrı işçinin aynı yatağı kullanmasını kabul etmiyor. Aşırı talep ve arz kalifiye işçi bulma konusunda büyük bir talep rekabeti savaşını doğurdu. İşçiyi tutabilmek önemli bir ekonomik sorun haline geldi. İşçi ücretleri gittikçe yükseliyor. Orta sınıf bir Çinli yönetici Pekin’de ücret ve yan gelirleri ile birlikte 27.000– 32.000 dolar istiyor. Senyör bir Çinli yönetici yılda 46.000 –54.000 dolar istiyor. Bir tepe yöneticisi yılda 80.000 – 90.000 dolar ve ek olarak Bonus, başarı ödülü, ev kirası, yemek ücreti ve telefon talep ediyor.

GÜÇLÜ BİR SİYASAL DEVLET OLABİLMEK ŞART

Mutlakiyetçi siyasal kurumlar, ekonomiyi örgütleyiş biçimiyle dolaylı yoldan olduğu gibi doğrudan sanayileşmeye engel olurlar. Gelişmek isteyen ekonominin ön koşulu güçlü bir siyasal devlete sahip olmaktadır. Siyasal iktidar, kitlelere dağılmış olmamalıdır. Örfi hukuk vb. kanunlar sanayileşmenin önündeki büyük engeldir. Sanayileşme olmadan büyüme olur ancak gelişme olmaz. Korkarım yakında 1811-1816 yılları arasında makineye ve makineleşmeye düşman Ludizimcilik başlamasın, işçiler yeni makine alımını yasaklayıp, var olan makineleri parçalamasınlar.

Obama, başkanlığı döneminde Amerika’da kendini göstermeye başlayan işsizlik nedeniyle Çin’deki büyük sanayi devlerinin geri dönmelerini istedi. İşverenler geri dönebilmeleri için başkandan uslu sendikacılık istediler. Doğal olarak bir Amerikan işçisi yüzyıllarca önce savaşarak elde ettiği haklarından vazgeçemezdi. Bu nedenle başkanın istediği kabul görmedi.

Sonuç olarak GSMH’deki büyüme gelişmeyi getirmez. Doktor başına düşen hasta sayısını azaltmaz, ezberci eğitimi durdurmaz, mutlakıyet rejimlerini kaldırmaz, çocuk ölümünü azaltmaz. Dünyada en yüksek kişi başına düşen GSMH Kuveyt’tedir. Ama olmuyor işte…



#Politika
#Çin
#Siyaset
5 ay önce