Düşünce Günlüğü Postmodernedebiyattailhamsızlık

Postmodern edebiyatta ilhamsızlık

Hiçbir kural ve geleneksel kaygı olmaksızın meydana getirilen edebiyat ürünleri, maalesef birer sanat ürünü değil, birer kelime yığınıdır. Şiirler kafiyesiz, ölçüsüz ve daha da beteri ahenksiz. Romanlar coğrafyasız, toplumsuz birer hikâyecik. Hikâyeler masalcık hâlini aldı. Kelimeleri arka arkaya sıralamanın adı roman ve hikâye, alt alta sıralamanın adı mani ve şiir olmuştur.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
​Postmodern edebiyatta ilhamsızlık
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

AHSEN İLHAN / YAZAR – SANAT TARİHÇİSİ

Sanat ve edebiyatta ekoller, üsluplar ve yönelişler sanatın özüne uygun mu? Şahsen ben akımlara tâbi olmayı ve onların el yordamıyla meydana getirilmiş zorlama kalıplarını daha en baştan reddediyorum. Fakat zamansal bir akışta daha doğaçlama görünümlü yönelişler de var. Bunlardan ilki modernizm, bir üst versiyonu da postmodernizm. Bir başka değişle çağdaş sanat! Edebiyatımızda neleri değiştirdi bu çağdaş sıfatı? Biraz irdelemek gerek. Hem de tam postmodern bir dil kullanarak (!)

Modern sanat eğilimiyle birlikte edebiyatta da birtakım anlam revizyonları gerçekleşti. Önce sanatın bilimsel ve aklî mesnetlere uyumlu bir anlatış olduğu kanaati yaygınlaştı. Sonra da bu anlayışla birlikte daha bireye dönük ve hatta bireyin kendisi için bile bir dilemma olan iç dünyasına inildi. Fakat tam da bu noktadan sonra işler iyice karıştı. Modern edebiyat, bir yandan bilimin ve realitenin sınırları içinde kendini ifade ederken; bir yandan da bilim dışı değil ama bilim üstü bir vasat olan iç âlemi ve yaşam amacını anlamayı ve anlatmayı mümkün kılabileceğini sandı. Vaveyla!

İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

ANLAMSIZLIK YÜKLENMİŞ, ASILSIZ İDDİALAR SİLSİLESİ

Bütün çelişkileri içinde barındıran modern sanatın iyi huyları da yok değildi tabii. Mesela benim çok tuttuğum bir davranış biçimi olarak; görünenin arkasındaki anlamı arama kaygısı, modern sanatın sevdiğim nadir yönlerinden biriydi. Fakat bu sadece bir ifade olarak kalbi çeliyordu. Çünkü içi boştu. Modern sanatın bu maveraya bakış açısı, hiç de öyle beklenen bir anlam yüküyle dolu değildi. Hatta tam tersine, görünenin arkasındaki anlama öyle anlamsızlıklar yüklendi ki; ispatı olmayan iddialar silsilesine döndü ortam. Can sıkıcı! Bir taraftan da gelenekleri yıkma harekatıyla, modern sanat tamlamasının iticiliği iyice ayyuka çıktı. Modern sanatın absürt iddialarından biriydi ki; gelenekleri sıradanlıkla birlikte anıyor, bunları ortadan kaldırmadan yeniliğin ve ileri değerlerin ifade edilemeyeceğini fikirlere zorbalıkla işliyordu. Bunu biraz yumuşatma çabasına girenler de; geleneği geliştirmek gibi daha rafine tamlamalar tercih ediyordu. Çünkü sanatta ve duygu dünyasında bencileyin gelenekselliğe düşkünler bile, bu tanım ile rahatlıyordu. Şimdi benim iç dünyamda bir modern hareket başlayacak olsa bu muhakkak, eskiyi yeniyle sentezlemek anlamına gelirdi. Öyleyse modern sanat da iyi bir şeydi (!) Fakat pek de öyle değil.

Tabii sanat ve edebiyat, toplum girdilerinden beslenegelen bir kavram. Bu bir kural değil ama bu kaçınılmaz bir temayül. İnsanın bütün duygu ve düşünce dünyası -ne kadar zorlasa da- yaşadığı iklimden ve maruz kaldığı ya da şahit olduğu sorunlardan bir derleme olacaktır. Buna hayal dünyasından eklemeler de yapacaktır elbette; fakat temeli oluşturan doneler, kaçınılmaz toplumsal etkileşimlerden meydana gelir. Bunun önüne geçmek de çok kolay olmasa gerek. Ama bir yolu var. Birazdan oraya bağlayacağım süjeyi. Şimdi postmodern edebiyatın gerekliliklerini yerine getirerek kuralsız bir dille, eleştirel ve sorgulayıcı tutumuma devam etmek istiyorum. Her ne kadar anlamca postmodernizmden bir hayli uzak kalsam da…

GELENEĞİ YIKAN ANLAYIŞ ZİRVE YAPTI

Mitolojiye ve simgeselliğe değer veren modern sanat, kendini ilkel yazınlardan hangi akılla ayrıştırdı bilemiyorum. Ama bu güya mistik tavır, antik çağlardan beri süregelen bir eğilimdi ve tarih öncesi fresklerde bile simgesel anlatımın kafa karışıklığı bugün hâlâ ikonografinin kavga etme alanıydı. Tuhaf! Ama bir o kadar da modern sanata uygun bir iddia. Çünkü kanıt gerekmiyor. Güya sorgulanıyor; fakat hiçbir dayanak ve ispat talebi yok. Çünkü bütün mesnetleri, gelenekselliğe karşı çıkarak baştan yok ediyor. Ve bunun gereksizliğini bütün edebi ürünlerde bağıra bağıra yüzümüze vuruyor. E öyle olunca istediği iddiada bulunması da güç olmuyor.

Postmodern ne yaptı? Modern edebiyatın bir üst yazılımı, işleri iyice girift hâle getirdi. Geleneği yıkan anlayış âdeta zirve yaptı. Kuralsızlık sloganıyla sınırları belirsiz kurallara gömdü edebiyatı. Bunu nasıl mı yaptı? Tam da şöyle:

Konunun önemini ortadan kaldırırken; neden-sonuç örgüsünü yerle bir etti. Gerçeklerden beslenen romanların yerine tamamen hayal ürünü yapıtlar getirdi. Zaten roman bir kurgu anlatımıydı; fakat bulunduğu coğrafyanın sosyolojisi ve politikası hakkında da son derece realistti. Kurguyu karmaşık, dili anlaşılmaz kılınca; kendini daha üst perdeden bir sanat değeri olarak lanse etti. Sonuç mu? Şiirler kafiyesiz, ölçüsüz ve daha da beteri ahenksiz. Romanlar coğrafyasız, toplumsuz birer hikâyecik. Hikâyeler masalcık hâlini aldı.

Ne mi kaybettik? İlhamı…

Hiçbir kural ve geleneksel kaygı olmaksızın meydana getirilen edebiyat ürünleri, maalesef birer sanat ürünü değil, birer kelime yığınıdır. Öyleyse kelimeleri arka arkaya sıralamanın adı roman ve hikâye, alt alta sıralamanın adı mani ve şiir olmuştur. İnsanın iç dünyasından kasıt da dinî ve manevî değerler değil, absürt mitolojik anlatılarla, temelsiz inanışlardan ibaret.

Az önce bahsini ettiğim konuya da bağlantı için güzel bir yerdeyiz. Edebiyatı; sadece toplumsal gerçeklikleri anlatan bir haber kaynağı değil de; buna hayal gücünü katan bir ilham ürünü kıymetine getirmenin yolu; insanın manevi duygularında bir şahlanışa geçebilmesidir. Bu da âlemin İlahî sırlarını arama yoluyla olabilir.

Bu arada modern ve postmodern sanata değil, onların zorlama dinamiklerine karşıyım. Mesela benim iç âlemimde modern sanat; günün bütün ilmî ve bilimsel kazanımlarını, geçmişin tüm değerlerine katarak ve yanına da İlahî güce duyulan sonsuz hayranlığın hissedişini alarak yazmak ve söylemektir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.