
Terör örgütü PKK'nın 5 Temmuz 1993'te Erzincan Kemaliye’ye bağlı Başbağlar köyünde 33 sivili katlettiği olayın üzerinden tam 33 yıl geçti. Ancak katliamın karanlıkta kalan yönleri ile yargı sürecine ilişkin tartışmalar hâlâ gündemdeki yerini koruyor. Naaşların otopsi yapılmadan defnedilmesi, delillerin toplanış biçimi ve kriminal incelemelere yönelik tartışmalar, dosyadaki soru işaretlerini derinleştiriyor. Şehit aileleri, yeni kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın dosyayı yeniden incelemesini talep ediyor.
Bugün 5 Temmuz. Bundan tam 33 yıl önce Türkiye korkunç bir katliama uyandı. 5 Temmuz 1993’te PKK’lı 100 terörist, Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünü basıp 28 kişiyi kurşuna dizdi. Sonra köy ateşe verildi, 5 kişi de alev topuna dönen evlerde yanarak öldü. Katliamın ardından köyde huzur kalmadı, bazı aileler her gün tazelenen acılarını biraz olsun hafifletmek için İstanbul’a taşındı. O aileler 33 yıl sonra hem o gün yaşananları hem de olaya ilişkin soruşturmada yaşanan garabeti Yeni Şafak’a anlattı. İşte ailelerin anlatımından Başbağlar Katliamı:
KÖY MEYDANINDA İNFAZ
100 kişilik PKK'lı grup, akşam ezanında telefon hatlarını kesip köye baskın düzenledi. Kadınlar dere kenarında, erkekler köy meydanında toplandı. Örgüt propagandası yapıldıktan sonra erkeklerin üzerine ateş açıldı, 28 kişi burada katledildi. Evler, cami ve okul kundaklandı, 5 kişi de yanarak can verdi. Yanan 5 kişinin cesetlerine bugüne kadar ulaşılamadı. Yanan ev naaşlar aranmadan dozerle düzlendi, ilerleyen yıllarda üzerine ev yapıldı. Teröristler köyü terk etmeden önce kurşuna dizilenlerin üzerine, bu katliamı, 3 gün önceki Sivas Madımak olaylarının intikamı için yaptıklarının yazılı olduğu bir bildiri bıraktı. Apar topar yapılan ölü muayene zaptının ardından 28 ceset Köy Hizmetleri’nin kamyonuna üst üste istiflenerek götürüldü, ardından bir otopsi bile yapılmadan defnedildi.
YARGILAMA KANGRENE DÖNDÜ
Vahşetin ardından hukuk mücadelesi başladı. 20 kişi gözaltına alındı. Açılan ana dava, güvenlik gerekçesiyle Erzincan'dan İzmir DGM’ye nakledildi. Davaya bakan dönemin bazı hakim ve hukukçuları, olay yeri incelemelerinin savcılar yerine askerler tarafından yapıldığını ve delillerin, özellikle de boş kovanların yeterli balistik incelemeye tabi tutulmadığını belirterek ciddi usul hatalarına dikkat çekti. İzmir DGM'de görülen 24 duruşmanın ardından dava 1998 yılında takipsizlik ve beraat kararlarıyla büyük oranda kapandı.
'PİŞMANIM' DİYENE BERAAT
Yargılanan sanıkların 18'i beraat etti, yalnız 2 sanık mahkum oldu. Şüphelilerden 9’u, erkeklerin kurşuna dizildiğini sonradan öğrendiğini, pişman olduğunu ve vicdan azabı çektiğini, biri ise katliamı radyodan duyduğunu, olaya katılanlar hakkında herhangi bir görgü veya bilgiye sahip olmadığını söyleyip beraat etti. Başbağlar katliamını gazete, televizyon ve radyodan öğrendiğini savunan 4 kişi hakkında da takipsizlik verildi. Katliamın ardındaki elebaşlarının cezalandırılmadığını savunan mağdur aileler karara yıllarca itiraz etti.
29 YIL SONRA YENİ İDDİANAME
Adalet arayışını sürdüren ailelerin girişimiyle, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı 2019’da katliama dair derinleştirilmiş yeni bir soruşturma başlattı. Olay yerinde bulunan silahların kriminal incelemeleri dijital imkanlarla yeniden yapıldı ve yeni tanık ifadelerine başvuruldu. Başsavcılık, katliamdan 29 yıl sonra bu kez Temmuz 2022'de, 21 sanık hakkında yeni bir iddianame hazırladı. Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, şüpheliler hakkında 33 kişiyi öldürmekten değil, “Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

FİRARİLERDEN 4’Ü YURT DIŞINDA
21 sanıklı davanın ilk duruşması 17 Ekim 2022'de Erzincan'da görülmeye başlandı. Başbağlar katilleri, kangrene dönen yargılamalarda netleşti. Sanıkların 20'sinin firari, 1'inin ise tutuksuz yargılandığı davada adli süreç, firari sanıkların yakalanması ve eksik dosyaların tamamlanması yönünde devam ediyor. İddianamede, firarilerin 2’sinin Almanya’da, birinin Rusya’da, birinin Suudi Arabistan’da diğer 17’sinin ise yurt içinde ikamet ettiği bilgisi yer alıyor.

EMRİ VERENLER ÖLDÜ
PKK elebaşı Abdullah Öcalan, yakalandıktan sonra hakim karşısında, Başbağlar katliamını PKK'nın gerçekleştirdiğini ve “Dr. Baran” kod adlı terörist Müslüm Durgun tarafından yapıldığını kabul etti. Durgun’un Haziran 1994’te öldüğü belirlendi. Alınan ifadeler de köyü basan grubun “İsa” kod adlı Orhan İlbay’ın kontrolünde olduğunu ortaya koydu. İlbay’ın “ateş serbest” komutuyla köylülerin kurşuna dizildiği yönünde beyanlara ulaşıldı. Ancak İlbay ile birlikte 6 şüpheli de tıpkı Durgun gibi hiç yargılanmadan öldü.

KAFALARINDAN VURDULAR
2022’de hazırlanan iddianamedeki ölü muayene zaptında, kurşuna dizilen 28 kişiden 18’inin kafalarından vurulup beyinlerinin parçalandığı, 4’ünün de kalplerinden vurulduğu belirtiliyor. Raporda, 22 kişinin vücudunda birçok kurşun yarası olduğu, 2 kişinin 4 kurşunla vurulduğu kaydediliyor. Şehit edilen 1 kişinin vücudunda 3, 1 kişide 2, 2 kişide de tek kurşun olduğu bilgisi yer alıyor. Ancak yakınlarının “bacağından büyük bir yara alıp şehit olduğunu” söyledikleri Recep Parto ile ilgili zabıtta, “vücudunun farklı bölgelerinde özellikle kafada birçok kurşun giriş deliği bulunduğu, ölüm sebebinin beynin parçalanması olduğu” ifadesi kullanılıyor. Bu da ölü muayeneleriyle ilgili soru işaretlerine neden oluyor.
BOŞ KOVAN SAYISINDA MUAMMA
Başbağlarlılar, katliamdan sonra köyden 585 boş kovan toplandığını ifade etse de olay yeri inceleme ve kriminal raporlarda 7.62 mm çapında 146 Kaleşnikof kovanı, 5.55 mm çapında 17 boş kovan, 2 adet mermi çekirdeği olmak üzere 165 boş kovan ve 3 adet de patlamamış Kaleşnikof fişeği bulunduğu kayda geçmiş. 1 Mayıs 1995’te Erzurum Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı’nda incelenen boş kovanların 7.62 mm. çapındaki 146’sının 8 ayrı silahtan atıldığı, 5.55 mm. çapındaki 17’sinin ise 4 ayrı silahtan atıldığı vurgulandı.

Başbağlar çözülürse faili meçhul kalmaz
- Başbağlar Köyü Derneği Başkanı Erhan Aydınlı, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul dosyaları açmasıyla umutlandıklarını ifade etti. Aydınlı, "Başbağlar faili meçhullerin zirvesi. Başbağlar çözülürse hepsi çözülür.Belgeleri bilgileri verelim, 33 canın hesabı sorulsun. Katiller cezasını çeksin. Bunun bir bedeli bir hesabı olmayacak mı” dedi.Eski dernek başkanı Mehmet Ali Dikkaya ise, "İşkence var, bıçaklama var, yağma var. Neler yaşamışız. Başbağlar’ın çilesi hiç bitmiyor. Yıllardır feryat ediyoruz. Meclis araştırma komisyonu kurulsun istiyoruz. Başbağlar’da ne yaşandı ne oldu ne bitti araştırılsın diyoruz" ifadelerini kullandı.

Teröriste 'Komutanım' diye seslenmiş
- Katliamdan yara almadan kurtulan tek kişi, Seyit Ali Cila. Tunceli Ovacıklı Cila, şüpheli olarak verdiği ifadesinde olay günü köyde ekin biçtiğini, akşam ezanıyla silahlı şahısların geldiğini, kendilerini cami duvarının kenarına getirip birden ateş etmeye başladıklarını söyledi. Yanındaki kişi vurulunca korkuyla kaçtığını öne süren Cila, silahlı şahısların yüzünü görmediğini iddia etti. Ancak mağdur ifadeleri, Cila’nın beyanlarını yalanlıyor. Mehmet Kaya, Seyit Ali Cila’yı gördüğünü, yanlarındaki 4 teröristten birine “Hoş geldiniz komutanım” dediğini duyduğunu söyledi. Fatma Parto ise köydeki erkekler toplanırken teröristlerin Seyit Ali’yi yanlarına aldıklarını ifade etti. Cila hakkında Erzincan DGM Cumhuriyet Başsavcılığı 18 Ocak 1994’te ek takipsizlik kararı verdi. Cila da yargılanmadan öldü.







