
Cemaleddin Server Revnakoğlu’nun arşivinden yola çıkılarak Prof. Dr. Mustafa Koç tarafından yayına hazırlanan “Revnakoğlu’nun İstanbul’u: Suriçi’nden Boğaziçi’ne” eseri Ketebe Yayınları tarafından okuyucunun beğenisine sunuldu. Revnakoğlu’nun Müslüman İstanbul’u tasvir ettiğini söyleyen Koç, “Asırlar içerisinde birleşen, incelen, kıvamını bulan değerlerimizi anlatıyor” dedi.
Ketebe Yayınları tarafından yayımlanan çalışmada, hayatını İstanbul’un kültürel hafızasını kayıt altına almaya adayan yazarın arşivinden ilk kez yayınlanan belgeler ile binlerce görselden oluşan zengin içerik, 8 cilt halinde okurun beğenisine sunuldu. Çalışmada, Revnakoğlu’nun hayatı ve çevresindeki mühim şahsiyetler, tasavvuf kültürü, edebiyat ve sanat yaşamının önemli portreleri, eski İstanbul’un sosyal dokusu ve İstanbul’daki tekkelerin tarihleri çeşitli arşivlerden alınmış belge ve görseller eşliğinde anlatılıyor.
İNŞASI VE YOK OLUŞU BİR ARADA
Revnakoğlu İstanbul’unun Müslüman İstanbul’u anlattığını söyleyen Prof. Dr. Mustafa Koç, şu ifadeleri kullandı: “Eser, asırlar içerisinde inşa edilen güzel İstanbul’u ve onun yok edilişini anlatıyor. İnsanlarını, mekanlarını ve değerlerini anlatıyor. Ama esas olarak Revnakoğlu, Müslüman İstanbul’u anlatıyor. Yani Frank İstanbul’u, Levantan İstanbul’u ve Bizans İstanbul’u var, ama bu eser münhasıran Müslüman İstanbul’u anlatıyor. Asırlar içerisinde birleşen, incelen, kıvamını bulan değerlerimizi anlatıyor. Ve bu değerlerle var olan insanları ve cemiyeti anlatıyor. Gerçekleşen bir düşü anlatıyor. Sonra kaybolan ve silüeti hayatımızdan çekilen İstanbul’u anlatıyor.”
ONUN ZAVİYESİNDEN ANLATMAYA ÇALIŞTIM
Revnakoğlu’nun ıstırabını ruhunda yaşadığını belirten Koç, “Parçadan bütüne, cüzden küle, içten dışa doğru bir yol yolculuk yaptım onunla. Şehri beraber okuduk. Onun okumalarını fakirin okumalarıyla birleştirdim. Onun yazıp bıraktığı İstanbul’u hem anlayıp yazıp hem onu bilinir, görünür, anlaşılır hale getirmeye, seyahatte ona refik olmaya çalıştım. Ve bu şehri biraz da onun zaviyesinden görüp anlatmaya gayret ettim. Onun yolu elemliydi. Benimki daha da elemliydi. En azından o son simaları ve şehrin son silüetlerini görmüştü” dedi.

Bu anı bekliyorduk
- Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, eserin hem içeriği hem de baskısıyla emsalsiz bir çalışma olduğunu belirterek “Böylesi kıymetli bir eserin son derece nitelikli bir yayınevi olan Ketebe tarafından basılması da çok değerlidir” dedi. Ketebe Yayınevi Yayın Yönetmeni Furkan Çalışkan da eserin yayımlan-masından duyduğu heyecanı dile getirerek, “Mustafa Koç’la bir yıldır bu anı bekliyoruz. Revnakoğlu’nun ‘cinnet içinde geçirdiği ömrü’, bir yıldır Mustafa Hoca’nın yaşadığının şahidiyim. Ben kendi adıma katmanlı, rafine, zevk-i selim sahibi Osmanlı’yı bu eser sayesinde öğrendim. İstanbul kültürel açıdan yeniden inşa olursa Revnakoğlu’nun eseri çok önemli bir başlangıç noktası olacaktır” diye konuştu.
Şehrin ruhuna yolculuk
- İstanbul’un resmî tarihinin dışına çıkan bu eşsiz çalışma, Fatih’in tarihî dokusundan Üsküdar’ın manevi iklimine, Eyüpsultan’ın yamaçlarından Beykoz’un yüksek tepelerine uzanarak okuyucuyu şehrin ruhuna bir yolculuğa davet ediyor. Eser sadece tasavvuf ve tekke kültürüyle sınırlı kalmayıp, tekke musikisinden geleneksel İstanbul folkloruna, mahalle tulumbalarından meşhur dama oyuncularına ve hatta “İstanbul’un tatlı delilerine” kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Ayrıca Yahya Kemal, Ahmed Rasim, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Neyzen Tevfik, Elmalılı Hamdi Yazır ve İbnülemin Mahmud Kemal İnal gibi dönemin önemli edip ve âlimleriyle olan hatıralar, eseri sade bir tarih kitabı olmaktan çıkarıp canlı bir anlatıya dönüştürüyor. Çalışmada, Revnakoğlu’nun tarikat-tekke terimlerine dair notlarından meydana gelen ve müstakil bir eser hacminde olan bir sözlük de ilk kez yayımlanıyor.









