HayatMeydan okuyan bir roman Kuşlar Yasına Gider

Meydan okuyan bir roman: Kuşlar Yasına Gider

Okurlarını çok bekletmeden yeni kitabını yayınlayan Hasan Ali Toptaş, “Kuşlar Yasına Gider”le çıkageldi. Baba oğul ilişkisini irdeleyen kitap, sadeliğiyle meydan okuyor.

Haber MerkeziYeni Şafak
AKİF KURUÇAY

Oturmuş çalışma masamda üst üste duran henüz okunmuş birkaç kitaba kararsız duygularla bakıyor, az önce mürekkebini tazelediğim kalemi, hep böyle anlarda yaptığım gibi, parmaklarımın arasında çeviriyordum. Kalem elimde dairevi devrinin kaçıncısını tamamlamıştı bilmiyorum, telefon çaldı, ahizedeki ses gazetenin kitap eki editörü Ayşe hanımındı. Onunla, romancı Hasan Ali Toptaş'ın “Kuşlar Yasına Gider” adındaki yeni romanı hakkında konuşmaya başladık.

Editör, bu roman hakkında birkaç satır yazıp yazamayacağımı yoklamak için aramıştı beni zahir. İnsanın sevdiği, kendisiyle empati kurabildiği bir edebiyatçı üzerine konuşmasında beis yoktur elbette, ancak kişi için yazınsal bir görev belirdiğinde bu duygudaş ilişki çoğu zaman yaratıcı metne yönelmesi beklenen sorgulayıcı eğilimlerin zayıflamasına, eleştirel hareket alanının daralmasına sebep olabilir. Sakıncayı göze alarak bir cesaret editörün önerisini kabul etmiş bulundum. Cesaret sözcüğünü burada kullanmamın, yazarın son romanı adına oldukça geçerli ve önemli bir nedeni var.

ÇOCUKLUĞUN UTANÇ VERİCİ HATIRASI

Roman adını bir Ardahan türküsünden alıyor. Türkü fonunda akıp giden tertemiz, otantik bir dil... Hikâye, hüzün dolu duygusal anlatımıyla sürüp giderken yazarın önceki romanlarında üslup olarak varlık gösteren biçimci triklere, zamansal ve mekânsal sıçramalara, bilinç akışı gibi okuru uğraştıran unsurlara pek rastlanmıyor. Kanımca romancının huzursuz bir görünürlükle eserlerine çoğu zaman hâkim olan varoluşsal tonlar, avangart iddia, Kuşlar Yasına Gider'de ezilmemek kaydıyla şaşırtıcı bir sadelik ve kimilerince (işgüzâr münekkitler olabilir) tuhaf karşılanacak bir iyimserlikle aşılmış. Meydan okuyor diyebilir miyiz buna?

Burada sadeleşme –iyimserliği irdelemek de cesaret istiyor doğrusu- denmekle oluşabilecek yanlış anlaşılmaların önünü kesmem gerekir: Toptaş'ın sanatçı varoluşunun otonomisi “postmodern daralma”dan vazgeçilmiş olduğunu söylemek elbette doğru değil. Metinlerarasılık, üstkurmaca gibi önemli sacayakları üzerine zaten her yeni eserde edebiyat kamuoyunda birbirine benzer şeyler söylenmekte. Burada yine de hatırlatılması gereken nokta zannımca, açık yapıt olma özelliği de gösteren Toptaş'ın metinlerinin edimsel temrin sağlama bağlamında handiyse okura bağışladığı sınırsızlıktır. Kuşlar Yasına Gider, bu çok sesli ve devingen içeriğin hakkını teslim eden bir roman.

Mesela anakarakterin kült roman Tristram Shandy'yi ısrarlı arayışları, insanoğlunun bir bakıma ölümünü arayan biçareliğine sanki bir atıf gibi. Sterne'deki binbir çeşit meselenin dile getirilişi sebebiyle bir türlü doğmak bilmezlik hâli, Hasan Ali'de gidiş gelişlerle yorulmuş hüzünlü günlerin ardına gizlenmiş, gelmek bilmez bir ölüm imgesine evrilmiştir âdeta. Ölüm gerçekliğinin yazgısallığını en başta, kitabın adında söylemiştir oysa. Bu türkü dizesinin bir öncesinde geçen dizedeki imgelemin -Şurada bir garip (yiğit) ölmüş- üzeri bilinçli olarak kapatılmıştır. Ancak üzeri karartılmış olsa da ölüm, bir atın dört nala yol tutuşu gibi, romandaki söyleme denk düşecek şekilde menziline varacaktır. Yani namluya mermi yerine karanlık sürülmüş bir tüfek “çehovvv” diye mutlaka patlayacaktır.

Kuşlar Yasına Gider'deki anakarakterde Toptaş yazar kimliğiyle, romanın hikâyesinde de öz yaşam öyküsüyle müşahhas biçimde görünmektedir. Her ne kadar, edebiyat erbabında bu türden ileri sürülmüş iddiaları temkinle karşılayıp sonunu inkâra bağlama cihetinde zuhur eden alışıldık tepkiyi kendisi de göstermekten geri durmasa da... Romancının gerçek hayatında, çocukken başının arkasında beliriveren yara hâlen kapanmamıştır mesela. Bizden, Toptaş tarafından açılmış bu türden otobiyografik koyaklar marifetiyle yazarın öz varlığıyla anlatının merkezini işgal ettiği düşüncesine kapılmamız istenircesine çocukluğunun utanç verici acılı bir hatırası olarak romanda tekrar tekrar kanatılır içe kapanıklığının nedeni olan o yara. Adorno'nun söylediği bir şey var: Acılar anı olarak saklanır ve yapıta kaynaklık eder. Gerçi bu görüş yazarların itirazını bir nebze haklı kılmıyor değil.

Aynı şekilde babanın konu edilmesiyle yaşam acısının daha derin kurcalanmakta olduğunu görürüz. Baba motifi, kurmacanın omurgasına dâhil edilmiştir, ancak kurmacadan uzaklaşıldığı ve gerçeğe yaklaşıldığı hissi kaçınılmaz biçimde uyanmaktadır. Burada güvenilir olmayan, duygusal bir yargıda bulunmuş olabilirim tabii, ama hikâyenin seyrine serpiştirilmiş türküleri kim dinleseydi bu kanıya kapılırdı ve evet, romandaki babanın gerçekteki babadan ziyadesiyle rol çalmıştır derdi bence. Ayrıca az önce sözünü ettiğim kimilerinin görüşünü bulandıran şu iyimserlik meselesi de var. Baba motifinin işlendiği diğer romanı Sonsuzluğa Nokta geliyor burada aklıma. Sözünü ettiğim romanı, son romanıyla teknik olarak benzerdir. Dairesel anlatıya rastlanır ikisinde de. Mallarme'ın, “Bir eser ne başlar ne biter, sadece öyle gibi görünür” dediği gibi, Toptaş da has sanatçılara mahsus sürgit tesiri biçimsel anlamda somutlama başarsını elde eder sanki böylece.

HÜZÜNLÜ BİR İMGE OLARAK BABA

Sonsuzluğa Nokta'daki baba motifinin işlenişinden yola çıkarak bir karşılaştırma yaparsak, birbirlerine olan benzer noktalar belirginleşecektir. Ancak sonuncusunda var olup diğerinde olmayan yegâne yenilik iyimserliktir. Öyle ki romanın atmosferine hâkim olan iyimser düşünce, baba motifini pozitif ancak hüzünlü bir imgeye dönüştürmektedir. Haddimi aşmış olmak istemem asla; ama Kuşlar Yasına Gider'deki babanın inşası yazarın kurgucu zihninden bilhassa kaçırılmış gibidir ve sanki evlatlık namusuna muvafık biçimde tüm kurgusal fantazilerden, vehimlerden tıraşlanmış duygusunu uyandırır.

Kafka'nın, “İnsan kendinin en uzak noktasıdır” dediği gibi, tüm sanat yapıtlarında, Toptaş'ın romanındaki arayışın temelinde de kendilik sorunsalı bulunmaktadır. Modernitede varlığı düşünmek ve hissetmek, varlığın aydınlandığı bir uzamda, ancak sanatta mümkün görünüyor. Romancı Thomas Bernhard'ın deyimiyle, yaşamla, yani doğmuş olmanın verdiği o başarısızlıkla baş etmenin yolu kimi yerde romanlardan geçer. Bu boşunalıkla didişmenin Toptaş'ı kendine özgü bir üslup geliştirmeye zorladığı muhakkak. Son romanda bu dilin irdelenmesine karşı, bir karşı koyuş var. Belirsizliklik üzerine inşa edilmiş oyunbaz Toptaş romanlarına tespit hırsıyla destursuz dalıp yazarın kaotik ama bütüncül iç dünyasına, disiplinlerarasılık maskesiyle yanaşanlara karşı humor dozu yüksek bir eleştiri yükseliyor. Sözünü ettiğimiz cesaretin, görülüyor ki Toptaş'ın bu alaycı tenkidinin neticesinde büyük tespitler yapma hevesindeki işgüzâr münekkitlerin şahsında yeniden tekrarlanması gerekecek. Artık ben de bir cesaret, taze mürekkebimle editörümün istediği yazıya başlayabilirim sanırım.



• • •
Kuşlar
Yasına Gider
Hasan Ali Toptaş
Everest Yayınları
Ekim 2016
250 sayfa

ÖNERİLEN VİDEOLAR
Ellerinin üstünde Kudüs müdafaası
2008 yılında işgalci İsrail'in saldırısında bacaklarını kaybeden ve engelli haliyle 11 kardeşinin geçimini sağlayan 29 yaşındaki İbrahim Ebu Süreyya, Gazze'nin simge isimlerinden biriydi. Ebu Süreyya, protestolar sırasında elektrik direklerine tırmanıp Filistin sancağını en yükseğe dikmesiyle tanınıyordu. Kudüs gösteriler sırasında İsrail askerlerinin kurşunu başına isabet etti ve şehit oldu.



‘Kudüs’ zirvesine tepki gösterenlere muhteşem yanıt
Gazeteci Abdurrahman Uzun, İstanbul'da gerçekleştirilen Kudüs Zirvesi'ne 'Neden Doğu Kudüs?' şeklinde tepki gösterenlere yanıt verdi.
Ali Tekintüre'yi kaybettik
Arabesk müziğin duayen ismi tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Hangimiz Sevmedik, Dilek Taşı, Sürünüyorum gibi popüler şarkıların söz yazarı Ali Tekintüre'yi Türk müziğine olan katkıları nedeniyle unutmayacağız.


Bilime Yön Veren Müslüman Alimler: El Biruni
Dünyanın 'Orta Asya'da yaşamış deha' olarak kabul ettiği, coğrafya ve tıpta henüz 11. yüzyılda yaptıkları ile çığır açan Biruni'yi Bilime Yön Veren Müslüman Alimler serimizde ele aldık.



Futbolun renkli düşü: Zinedine Zidane
Fransa topraklarında Cezayir asıllı bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğup, bugün bile birilerine ilham olmaya devam eden Zidane ya da namı-diğer Zizou'nun kariyerinin satır başları...
Down sendromlu taraftara sürpriz doğum günü
Lüleburgazspor'un iç sahadaki maçlarını tribünden takip eden ve takımının formasını hiç çıkarmayan down sendromlu Tarık Göntürk için Lüleburgaz taraftarları sürpriz doğum günü kutlaması yaptı.
İsrail bu çocuklardan korkuyor
Kudüs'ün sokaklarında üç Filistinli çocuğun hep bir ağızdan 'Allahu ekber' diye haykırdığı görüntüler sosyal medyada, 'Bu inanca kim engel olabilir ki?' notuyla paylaşıldı.
İsrail zulmünün boyutu: Ambulanstaki yaralıları tutukladılar!
Filistin'in El Halil şehrinde İsrail askerleri, yaraladıkları iki Filistinli genç kızı ambulansta tutuklayarak gözaltına aldı.
Yahudilerin Filistin nefretini böyle görüntüledi
İnsan hakları aktivisti Robert Martin, Kudüs'teki Yahudilerle sordu: "Filistinliler hakkında ne düşünüyorsun?" İşte o nefret dolu cevaplar…
Otobüste çalışan belediye başkanı öğrencileri şaşırttı
Şanlıurfa Belediye Başkanı Nihat Çiftçi'yi otobüste gören öğrenciler şaşkınlıklarını gizleyemedi. Çiftçi öncülüğünde başlatılan uygulama kapsamında, Belediye başkanı ve yöneticiler halk otobüsüne binip halkın sorunlarını yakından dinleyecek.
Eski Kudüs Müftüsü Sabri Erdoğan’a teşekkür etti
Eski Kudüs Müftüsü Şeyh İkrime Sabri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Kudüs zirvesini gerçekleştirdiği için teşekkür etti.
Yahudiler Mescid-i Aksa'ya girdi
Bugün Hanuka bayramının ikinci gününü kutlayan onlarca Yahudi yerleşimci, İsrail polisinin yardımıyla Mescid-i Aksa'nın avlusuna girdi.
Ürdünlü pilotun ‘Kudüs’ anonsu ABD’yi panikletti!
Ürdün'den New York'a giden yolcu uçağının pilotu, Kudüs üzerinden geçerken, Şu anda Filistin topraklarının başkenti Kudüs üzerindeyiz” sözleri sebebiyle ABD John Keneddy Havalimanı'nda gözaltına alındı. Yousuf Da'aja adındaki Ürdünlü pilotun sefer sırasındaki anonsu sosyal medyada yayınlanmıştı.
Seyyar hikayeler: Simitçi
Seyyar Hikayeler'de bu hafta, sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi, ara öğünlerin kurtarıcısı simidin fırından tezgaha olan yolculuğu ele alınıyor.
Kudüs zirvesi sonrası Erdoğan'dan tarihi konuşma
Cumhurbaşkanı Erdoğan Kudüs Zirvesi'nin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında İslam dünyasına seslendi. Erdoğan, "Müslümanlar çaresiz değildir. İman varsa imkan da vardır. Rabbimizin inayetiyle bu mücadelemizi başarıya ulaştıracağız" dedi.
Jandarma'nın yüz tanıyan yeni gözlüğü 'takbul'
Türkiye'de bir firma tarafından güvenlik hizmetleri için üretilen ve "takbul" adı verilen gözlük, yüz tanıma teknolojisi ve daha bir çok özelliği ile şüphelileri tanımada yüksek oranda kolaylık sağlıyor.
Erdoğan'ı Patani'de canlı takip eden yaşlı adam
Tayland'ın güneydindeki Patani'de bir minibüste yolculuk yapan yaşlı adamın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı cep telefonundan izlediği anlar sosyal medyada büyük ilgi gördü. Tayland hükümetinin Müslümanlara yaptığı zulümle sık sık gündem olan Patani'deki yaşlı amcanın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kudüs için İstanbul'da acil toplanan İslam Konferansı Örgütü'ndeki konuşmasını izlediği anları kaydedip twitter hesabından paylaşan Fatih Öke şu yorumu yaptı: "Önümdeki amca Reis'i canlı takip ediyor. Dünya ile nasıl bütünleştiğimizin en canlı kanıtı."
Erdoğan'dan net mesaj: Kudüs Filistin'in başkentidir
Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında konuştu. Erdoğan, ABD Başkanı Trump'a tepki gösterdiği konuşmasında, "Kudüs'ü Filistin devletinin işgal altındaki başkenti olarak tanımaya davet ediyorum" dedi.
Filistin bayrağını indirmek isteyen işgalci Yahudinin küstahlığı
Filistin'in El Halil şehrinde bir Yahudi yerleşimcinin küstahca Filistin bayrağını indirmeye çalışması kameraya böyle kaydedilmişti.
Bunu Gördünüz Mü? 500 metrelik görsel şov
Arjantin tribünlerinin harika şovundan, Fransız oyuncu Adil Rami'nin basın toplantısında söylediği Johnny Hallyday şarkısına kadar haftanın öne çıkan tüm detayları Tuğçe'nin sunumuyla bu videoda...