YazarlarSon hafta CHPye müdahale mi edildi?

Son hafta CHP’ye müdahale mi edildi?

Kemal Öztürk
KemalÖztürkGazete Yazarı
Şaşırtıcı bir benzerlikten bahsedeceğim size. O zaman başlıktaki soru sizin de aklınıza gelecek. Anlatıyorum.

ABD seçimleriyle, Avrupa'daki seçimlerin ortak iki tartışma konusu vardı: Yalan Haber (Fake News) ve gerçek ötesi (Post Truth).

Her iki kavram da Batı dünyasında hem siyasi olarak, hem de iletişim açısından en önemli tartışma konusu oldu son dönemde. Ben de tartışmaları yakından takip etmeye ve burada sizlere aktarmaya çalıştım (30.12.2016 tarihli yazım).

YALAN HABER VE GERÇEK ÖTESİ İDDİALAR

Tartışma şudur: 'Gerçek olmayan ama gerçekmiş gibi abartılı iddialar, söylemler, haberler ortaya at. Buna inanan çok insan olacaktır.'

Bu yöntem, İngiltere seçimlerinde görüldü. AB'ye hayır kampanyası yapan aşırı sağ partiler, “eğer AB'den çıkmazsak, Türkler gelecek ve burayı işgal edecek" algısını kampanyanın ana omurgasına yerleştirdiler. Böyle bir olayın gerçekleşmesi mümkün değildi ama insanlar buna inandı ve etkilendi.

ABD seçimlerinde Trump da, Clinton da birbirleri hakkında akıl almaz iddialar ortaya attılar. Daha tuhafı, seçim kampanyası boyunca ortaya dökülen yalan haberler, gerçek haberlerin önüne geçti.

Örneğin: 'Trump uzaydan geldi, Michelle Obama aslında erkektir, Hillary Clinton eşcinseldir...'gibi haberler o kadar çok okundu ve tartışıldı ki sonunda Amerikan devleti olaya müdahale etmek zorunda kaldı. FBI'ın yaptığı soruşturmada ortaya dökülen yalan haberlerin çoğunu Makedonya'da üniversite öğrencilerinin, bir kafede, Latte içerken ürettikleri anlaşıldı.

Ancak tartışma buna rağmen bitmedi. İnsanlar neden bu yalan haberlere bu kadar ilgi gösterdi ve bir kısmı inandı? Bu konu öylesine büyük bir sorun oldu ki, sonunda ABD başta, birçok devlet bu konuyla mücadele etmek için kurumlar ihdas ettiler.

İngilizlerin ünlü üniversitesi Oxford, “Post Truth"u 2016 yılının kelimesi seçti.

CHP KAMPANYASINDA BİR TUHAFLIK

CHP Anayasa değişikliği sürecinde birkaç defa radikal tutum değişikliği yaptı biliyorsunuz. Önce 'cesedimizi çiğnemeden bu sistemi geçiremezsiniz' dendi, sonra Meclis'te şiddet uyguladı, sonra aniden 'kimseyi ötekileştirmeyeceğiz' diyerek soft bir döneme girdi. Son bir hafta da ise hepimizi şaşırtan başka bir tarza döndü. İşte bu tarz, ABD ve Avrupa'daki 'gerçek ötesi ve yalan haber' tartışmalarıyla bire bir aynıydı.

CHP, 'bir gecede lokantaları kapatmak, muhtarları bir gecede görevden almak, 18 yaşında gençleri emekli etmek' ve son olarak '15 Temmuz darbesi kontrollü darbeydi' iddiasını ortaya attı. Hiçbiri doğru değildi ve hepsi gerçek ötesi iddialardı. Tıpkı ABD'de olduğu gibi.

Bu iddialar hızla yayıldı, kimi güldü ama kimi de inandı. AK Parti sözcüleri bu absürt yalanlara cevap vermek için uğraştı, durdu.

CHP'YE BİRİ ZORLA DÜMEN Mİ KIRDIRDI?

Bu radikal değişim nedeniyle, birisi son on günde CHP'ye müdahale etti ve bu batı tarzı kampanyayı Türkiye içine taşıdı diyorum. Yöntem, üslup ve tarz birebir ABD kamuoyundaki tarza benziyor. Orada bu yöntemin tuttuğunu düşünenler kimse, aynısını CHP'de uygulamış olsa gerek. Ancak durumun çok kötü ters teptiğini acı bir şekilde de öğrendiler.

İletişim dünyasının sıkça tekrarlanan en önemli hatası şudur: Her iletişim taktiği, her toplumda aynı etkiyi yapmaz. Hatta bazen ters bile tepebilir. CHP'nin gerçek ötesi söylemleri, yalan haberleri kısa süre içinde ilgi görse de, sonunda gerçeğin böyle olmadığı anlaşıldı ve ters tepti.

Sanırım CHP'ye taktik verenlerin en büyük hatası, 15 Temmuz darbesinin bir kontrollü darbe, yani kurmaca bir darbe olduğu iddiasını ortaya atmak oldu. Bizzat Kemal Kılıçdaroğlu'na söyletilen bu iddia ile, sanırım darbeden mağdur olduğu düşünülen 100 bin kişilik bir kitle ve ailelerinin oyunun alınması hedeflendi.

Ancak 15 Temmuz darbesine öylesine büyük bir kitle tepki verdi ki, bir ay boyunca, 81 ilde milyonlarca insan sokaklarda sabahladı. İşte o milyonların tepkisi bir anda CHP'ye yöneldi ve kampanya tersine döndü.

Anlaşılan o ki, darbe, yalan haber ve gerçek ötesi iddialar konusunda ABD merkezli birileri CHP'ye nüfuz etti ve kampanyada radikal bir değişiklik yaptı. Peki neden?

KILIÇDAROĞLU KRİPTO AK PARTİLİ Mİ?

CHP'li seçmenlere bile saçma geldi bu iddialar. Hele hele, 15 Temmuz gecesi darbeye direnen CHP'lilerin tepkisini bile çekti. Buna rağmen genel başkan düzeyinde ani bir dümen kırma ve FETÖ'nün söylemine kayma riskini neden göze aldı CHP?

Ya iddia edildiği gibi, Genel Başkan Kılıçdaroğlu FETÖ'nün elinde rehin ve onların her dediğini yapmak zorunda ya da çaresizlikten, yapacak ve söyleyecek bir şeyi kalmadığı için ABD'den gelen bu akla uydular. Artık hangisi doğru, takdir sizin.

Lakin her iki halde de battılar. Onların sayesinde kararsız seçmen hemen kararını verdi ve “evet"e döndü. Eh şimdi deli olmayacaksın, bir komplo teorisi daha üreteceksin. Teorim şudur: Kılıçdaroğlu aslında “kripto AK Partili". Son taktiği ile bütün kararsızları 'evet'e döndürdü!' Şaka şaka.

Ama akla da yatkın değil mi!?