Soçi süreci neden şarttı?

Özlem Albayrak
Özlem AlbayrakYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 29/11/2017, Çarşamba • Yeni Şafak Haber Merkezi
Soçi süreci  neden şarttı?

Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşmasına daha önce de defalarca yazdığım gibi hoş bakanlardan değilim. Ama bunun sebebi, bazılarının ileri sürdüğü gibi bu yakınlaşmanın Türkiye’yi Batı ekseninden koparacağı endişesi değil; ama bu coğrafyanın kaderini, Osmanlı tarihini az-çok bilen herkes gibi Rusya’ya hiçbir şerait ve ahval dahilinde güvenilmemesi gerektiğini düşündüğümden...


Hala aynı düşüncedeyim. Avrasyacı ekseni kendi içine ne kadar sorunlu buluyorsam, Rusya’yla ilişkilere de azami derecede dikkat sarfedilmesi ve atılacak her adımın negatif ihtimali hesaba katarak dizayn edilmiş bir yedeğinin bulunması gerektiği inancındayım.

Öte yandan Suriye konusunda Türkiye, ateşe en yakın olan, o ateşi iliklerine kadar hisseden ülke olmasına rağmen, bölgede tamamen yalnız bırakıldı, üstelik bu yetmemiş gibi, bir yandan da zaten alev alev yanmakta olan ateş iyice harlandı. PKK’ya gönderilen bir orduya yetecek kadar çok ve çeşitli silah, ABD tarafından “DEAŞ terör örgütüyle savaşmak” gibi meşrulaştırıcı bir gerekçeye bağlandı. Oysa geldiğimiz noktada DEAŞ terör örgütünün üst düzey üyeleri, PKK’nın Suriye kolu olan YPG gözetiminde güven içinde aileleriyle birlikte Suriye’deki şehirleri terk ediyor. Tuhaf değil mi?

Hayır değil. Önce bölgede kurulmuş aktörler masasından nasıl kaldırıldığımıza bakalım. Bunun tarihi aslında MİT TIRları operasyonuna dayanıyor. Bu operasyonun ardından kâh FETÖcüler eliyle, kah FETÖcülerin tezlerine mal bulmuş mağribi gibi atlayan muhalifler eliyle, uluslararası toplumun ortak bilincine Türkiye teröre destek veren ülke koduyla yerleştirildi, Türkiye bir anlamda devlet olarak itibarsızlaştırıldı. Bunun ardından yavaş yavaş bölgede konuşlanmaya başlayan PKK uzantısı YPG terör örgütü parlatılmaya başlandı. DEAŞ’la savaşan kahramanlar olarak kadın teröristlerin uluslararası medyada ellerinde silahlarla verdikleri “sevimli” pozların üzerinden çok geçmedi.

Bu meşrulaştırımdan sonra, ABD’nin bölgede bir PKK devletine, hiç değilse otonomisine alan açtığı ortaya çıkmaya başladı. Bunun öncesinde PKK’ya gizliden gizliye gönderilen, ortaya çıktığında kem küm edilen silahlar; PKK-PYD-YPG teröristleri gerek basın gerekse siyasiler eliyle “Kürt müttefiklerimiz” denilerek yeterince meşrulaştırıldıktan sonra, artık inkar bile edilmemeye başlandı. Durum değişmişti, Suriye’deki iç savaştan en çok etkilenen, Suriye’ye tam 910 km sınırı bulunan; yaklaşık 3.5 milyon mülteciyi evinde misafir eden Türkiye, artık masada yoktu. Onun yerine bizim can düşmanımız olan bir terör örgütünün katilleri masaya oturtulmuştu.

Türkiye oluşan bu durum karşısında bir takım hamleler yapmazsa sadece oyuncu değişikliğiyle sahadan atılmış olmayacak, aynı zamanda bir terör devleti tehdidiyle karşı karşıya kalmış olacaktı. Durum buyken, İran-Rusya-Çin gibi başından bu yana bölgede etkin olan ülkelerle masaya oturmak zorunda kaldı. Evet, Rusya’nın, İran’ın, Çin’in, Suriye konusuna bakış açısı Türkiye’ninkinden oldukça farklıydı. Ancak, Türkiye ya o masada yer alacak ya da en uzun sınır komşusu olan ülke konusunda bile inisiyatif alamayan ve kendi çıkarlarını kollayamayan ülke durumuna düşecekti. Tercih yapıldı, çalışmalar yapıldı, Soçi’ye gidildi.

Tam da bu nedenle, geldiğimiz noktadaki manzaraya bakarak,
“Türkiye baştan bu yana Esed’in gitmesini savunuyordu, oysa şimdi Esed’li bir Suriye’ye mahkum oldu”
ya da
“Hani biz Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyorduk, ne oldu?”
kabilinden eleştiriler; ama art niyetten kaynaklansın, ama stratejik tutarlılık adına yapılmış olsun, Türkiye’ye yapılmış kocaman bir haksızlık anlamına geliyor.

Neden? Çünkü Suriye iç savaşının en başındaki şartlarla bugünküler neredeyse taban tabana zıt. Türkiye, Suriye konusundaki tezler bağlamında partneri tarafından ikna edilmiş, ama aynı partner tarafından yarı yolda bırakılmış bir ülke.

O partnerle birlikte alınmış kararlara ya da izlenen yol haritalarına neden, şartlar bambaşka bir hale evrilmişken, şimdi de bağlı kalınması gereksin ki? Benim bildiğim kadarıyla tutarlılık ya da ilke kavramlarının tanımı asla böyle bir şey değil. Bu olsa olsa ahmaklık anlamına gelirdi. Öte yandan ilkeyi, tutarlılığı, ittifak ilişkisinin gerekliliklerini hatırlaması, anlaması ve hatta ezber etmesi gereken, bir başka ülke daha yok mu? Mesela Amerika Birleşik Devletleri gibi…

Başta Erdoğan olmak üzere Soçi’ye giden heyet; yapılan görüşmelerde Türkiye’nin birincil önceliği olan PKK, YPG terör örgütleri konusunda hassasiyetini açık bir şekilde dile getirdi. Bunu daha önce de defalarca yaptı. Her ne kadar Rusya bu örgütlerle bölgede ilişkisini sürdürüyor olsa da, en azından müttefikimiz dediğimiz ABD’nin yaptığı gibi; bir orduluk silahı teröristlere vererek sınırımızın altına yığmadı ve Türkiye’yi açık bir tehdide maruz bırakmadı. ABD’nin yaptığı gibi yola çıkarken başka şeyler söyleyip; yolda bulduklarını Türkiye’ye değişirse, bizim de atacağımız adımlar olur elbette.

Sonuç, Suriye konusunda Rusya ve İran’la işbirliğine gitmek dışında başka hiçbir akil seçenek yoktu. Soçi’nin hemen ardından ABD’den gelen telefona bakılırsa, Türkiye’nin hiç de hafife alınmaması gereken bir aktör olduğunu hatırlatma açısından işe yaramış da…

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026