İsrail büyük bir planla saldırdı
5 Haziran 1967 sabahı İsrail Hava Kuvvetleri, Mısır askeri havaalanlarına ani saldırıda bulundu ve 450'den fazla uçağı tahrip etti. 10 Haziran'a gelindiğinde İsrail, Doğu Kudüs'ü, Batı Şeria'yı, bütün Sina Yarımadası'nı ve Suriye'deki Golan Tepeleri'ni işgal etmişti.
"Muhtemel saldırıları engellemek için..."
İsrail bu harekâtın, Arapların muhtemel saldırılarını engelleme amacı taşıdığını beyan etti. Fakat Altı Gün Savaşı olarak anılan İsrail saldırısının, planlı olduğu yönünde inandırıcı kanıtlar bulundu.
İsrail 50 yıldır işgal ve ihlalini sürdürüyor
İsrail, 50 yıl önce bugün Doğu Kudüs'ü işgal ederek bitmeyen bir kavganın da fitilini ateşlemiş oldu. Doğu Kudüs’ü işgal ettiği 7 Haziran 1967’den bu yana Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlallerini sürdürüyor.
1967’deki Altı Gün Savaşları’ndan sonra İsrail, Doğu Kudüs’ü işgal ederek kentin tamamını ele geçirdi ve başkent ilan etti. Aynı yıl, İsrail Kudüs’ün batı bölümünde bir mahalle kurdu, Kudüs’teki kutsal mekanları her dinin kendi kuruluşlarına vererek Kudüs’ü fiilen üçe böldü.
İşgali en derin hisseden yer: Kudüs
Yarım asırlık işgalin en yakıcı şekilde hissedildiği yer ise Doğu Kudüs.
1967'de ise, Ürdün’ün kontrolünde Doğu Kudüs’ü işgal etmesiyle Mescid-i Aksa’yı ve Kudüs’ü Yahudileştirme faaliyetleri büyük hız kazandı.
Doğu Kudüs'ün statüsü Filistin-İsrail meselesinin çözümünün önünde duran en büyük engellerden biri. Birleşmiş Milletler'in (BM) tarihi Filistin topraklarını Yahudiler ve Araplar arasında pay etmek üzere yayımladığı 1947 tarihli planda, Kudüs'ün özel bir statüye tabi tutularak uluslararası toplumun kontrolüne verilmesi öngörülüyordu. Kudüs'e verilen bu özel statünün sebebi üç semavi din için de kutsal şehir olmasından kaynaklanıyor. İsrail meclisi 1980'de kabul ettiği bir yasayla Kudüs'ü doğusuyla batısıyla İsrail'in "birleşik başkenti" ilan etti. Böylece Doğu Kudüs'ün ilhakı resmiyet kazanmış oldu. Buna karşılık BM Güvenlik Konseyi BMGK, 1980 yılında İsrail'in Doğu Kudüs'ü ilhak ederek başkent ilan etmesini geçersiz sayan 478 sayılı kararı kabul etti.
Doğu Kudüs’te yaşayanlar ‘vatansız’…
İsrail'in Doğu Kudüs'ü fiilen ilhak etmesine rağmen burada yaşayan Filistinliler İsrail vatandaşı sayılmıyor ve vatandaşlık haklarından yararlanamıyor.
İsrail vatandaşlığı bulunmayan ancak İsrail makamlarının verdiği Kudüs Kimlik Kartı ile şehirde sürekli ikamet izni olan Filistinlilerin, bu hakları da çeşitli bahanelerle ellerinden alınabiliyor. Bu nedenle Doğu Kudüs'teki 420 binin üzerindeki Filistinli sürekli olarak doğdukları şehirden sürülme korkusuyla yaşıyor.
Filistinliler, İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs'ü kendi vatanlarının başkenti olarak kabul ediyor. Bu nedenle Kudüs'ün doğu bölgesindeki her türlü yapılaşmaya karşı çıkıyorlar. Nitekim 2010’da tekrar başlayan barış sürecinde Filistin'in İsrail'e sunduğu ön şartlardan biri de Doğu Kudüs ile bitişiğindeki Batı Şeria'da yerleşim yeri inşaatlarının durdurulmasıydı.
İşgalde yeni bir boyut! ABD krizi derinleştiriyor
Yıllardır süren barış müzakereleri, 'iki devletli çözüm' adıyla yapılan görüşmeler, İsrail'in her geçen gün genişleyen işgal halkaları...
İsrail'in kurulmasıyla başlayan sancılı süreci takip eden zaman diliminde Filistin topraklarında sular hiç durulmadı.
ABD, İsrail nezdindeki büyükelçiliğini düzenlenecek bir törenle resmen Kudüs'e taşıyacak.
- İsrail'in onlarca yıldır gayri hukuki ve gayri insani yöntemlerle yürüttüğü Kudüs'ü Yahudileştirme çabaları da böylece yeni bir boyut kazanacak.
Tel Aviv yönetimi ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasıyla birlikte şehirdeki işgale "uluslararası meşruiyet" devşirmenin kapısını aralamayı ümit ediyor.
Kudüs hakkında bilinmesi gerekenler:
Kudüs...
İşgallerle yorulan şehir.
Kudüs belki de artık tarihinde hiç olmadığı kadar yalnız ve tenha.
Kudüs'ün dünü, bugünü... Bu mukaddes şehirle ilgili bilinmesi gereken her şey için Kudüs mikro sayfamız için tıklayınız...
Çünkü Batı Şeria'da yaşayan 3 milyona yakın Filistinli, İsrail'in etraflarına ördüğü duvardan dolayı Kudüs'e giremiyor. Abluka altındaki Gazze Şeridi'nde yaşayan 2 milyon Filistinlinin de Kudüs'e girişi yasak.
Vatanlarından sürülerek dünyaya dağılan 5 milyon civarındaki Filistinli mülteci de en büyük rüyası olan Kudüs'e dönme imkanından yoksun.
Bugün İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinli sayısı sadece 300 binin biraz üzerinde. Onlar da ev yıkımlarından tutuklamalara pek çok tehdit ve zorluklarla karşı karşıya. Trump'ın kararı ise şehirdeki halkın hissettiği öfke ve hayal kırıklığını daha da artırmış durumda.
Müslümanlar ne yapmalı?
Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler Öğretim üyesi Filistinli Abdulfettah El-Awaisi, yenisafak.com'a yaptığı değerlendirmede, Müslümanların Mescid-i Aksa için yapması gerekenleri anlattı. El-Awaisi şu ifadeleri kullandı: "İslam ümmeti, Mescid-i Aksa ve Betyü'l Makdis coğrafyasını özgür kılmak istiyorsa Peygamber Efendimiz'in yaptığı gibi stratejik bir plan geliştirmeli, o plan doğrultusunda yürümelidir; özellikle de 'bilgisel hazırlık' adımına dikkat edilmelidir."
Geçtiğimiz asrın Müslümanlar tarafından çok sıkıntılı süreçleri beraberinde getirdiğine değinen Awaisi, "Ancak geçtiğimiz yüzyılda (1917-2017) ne yazık ki Müslümanların yaşadığı büyük olaylar sebebiyle(1948-1967) biz özellikle siyasi ve askeri alandaki bilgi boyutunda eksik kaldık ve başka alanlara yöneldik. Burada kastettiğim bilgi; salt bilgi değil aksine, derin bir idraki, gelecek tarihini bünyesinde barındıran bir bilgidir, ilimdir. Bu sebeple diyorum ki; "Özgürlüğü ve değişimi yöneten bilgidir." diyor.
Bu noktada üzerimize düşenler;