Sevde Betül Çığ - İletişim Uzmanı
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in iletişimdeki “gafları” her geçen gün şiddetlenerek artıyor. Bu gafların hepsinin ortak özelliği ise ırkçı söylemlerden ibaret olması. Alman basını yoğun bir şekilde bunları Fettnäpfchen (yağ kabı) yani pot kırmak anlamında nitelendirse de, daha derin bir siyasal iletişim stratejisi barındırdığı yönünde cılız sesler de mevcut.
NE DEMİŞTİ?
Irkçı gaflar, Şansölyelik döneminden önce var olmuş ve adeta kendisiyle özdeşleşmiş durumda. Kronolojik olarak sıralamak gerekirse:
2022’de Ukraynalı göçmenler hakkında Sozialtourismus yani Sosyal Turizm ifadesini kullanmış, yani Alman devletinin sosyal yardım sistemini sömürmek adına iki ülke arasında adeta turistik seyahat ettiklerini savunmuştu. Merz’in bu sözleri, aşırı sağcı AfD’nin en başta gelen söylemleri arasında yer alır.
2023’te ise Arap asıllı göçmenlerin oğullarını “küçük paşalar” olarak tasvir etmiş, ve daha sonrasında ilticası reddedilen göçmenlerin diş hekimlerindeki randevu sistemlerini bloke ettiğini ve Almanların tedavi olamadığını öne sürmüştür. Bu söylemlerin asılsız olduğu ise kanıtlanmıştır.
“STADBILD” ŞEHİR GÖRÜNTÜSÜ TARTIŞMASI
Başbakanlık döneminde sarf ettiği sözler ise toplumsal infiale sebep olmuştur. Merz, düzensiz göç idaresinde Almanya’nın iyi bir yol katettiğini anlatırken, hâlâ çözülmemiş ve bozuk “şehir görüntüsü”ne değinerek bu görüntünün yabancılar tarafından “kirletildiğini” öne sürmüştür. Toplumda azınlıkları hedef göstermesi bir yandan eleştirilirken, öte yandan aşırı sağcılar tarafından desteklenen ve onaylanan bu söylem haftalarca gündemde kalmıştır. Bu sözlerinden dolayı özür dilemesi beklenirken Merz adeta “tüy dikmiş” ve gazetecilerin ne kastettiğini sorması üzerine “Kızlarınıza sorun ne kastettiğimi, onlar size açıklayacaktır” demiştir.
Merz bilinçli bir şekilde toplumda göçmen görünümlü erkekleri hedef göstererek bu sefer onları “tacizci ve huzur kaçıran” tipler olarak nitelendirmiştir.
En son “gafı” ise sömürge dönemi beyaz adamı varyantı bir söylem olup gündeme oturmuştur. Gazetecilerle yaptığı Brezilya iklim konferansı temaslarından sonra Belem kenti hakkında “Biz dünyanın en güzel ülkesinde yaşıyoruz. Geçen hafta Brezilya’dan dönerken birkaç gazeteci arkadaşa sordum, hanginiz burada kalmak ister? Hiçbiri elini kaldırmadı” sözleri, toplumda birçok fikri ayrıştırmıştır.
GÜÇLÜ VE AÇIK SÖZLÜ ŞANSÖLYE İMAJI
Bu kadar sıklıkla meydana gelen ırkçı ve ayrıştırıcı sözleri talihsizlik olarak adlandırmak büyük saflık olacaktır. Zira hiçbir söylemin ardından ne bir özür ne de mahcubiyet göstergesi sergilenmiştir.
Merz, toplum içinde artan aşırı sağcı seçmen ve düşünce yapısına hitap etmeye çalışmaktadır. Bilinçli olarak sarf edilen bu sözler, Merkel’den sonra daha muhafazakâr ve güçlü bir Hristiyan Demokrat Lider (CDU) imajını güçlendirme çabası olarak değerlendirilmelidir.
Haftalık olarak yapılan seçim anketlerinde CDU’dan sonra aşırı sağcı AfD’nin zaman zaman CDU’yu geçerek en güçlü parti olarak çıktığı görülmektedir. Merz bu realitenin farkında ve stratejik bir şekilde bu “mahalle”nin oylarına talip. Bu stratejiyi izlerken ülkeyi daha derin bir ayrışmaya ve artan aşırı sağ şiddetini bilinçli olarak göze almaktadır. Merz’in izlediği bu yolun AfD’ye mi yoksa kendi partisine mi avantaj sağlayacağının henüz öngörülmesi zor; ilk sinyaller 2026’da yapılacak eyalet seçimlerinde alınacaktır…