Kalabalık şehirlerin varoluşsal tenhalığı

04:00, 26/05/2026, Salı
Yeni Şafak
Kalabalık şehirlerin varoluşsal tenhalığı
Arşiv.

Doç. Dr. Abdulkerim Diktaş / Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

İnsan, topraktan kopup asfaltın ve betonun soğukluğuna iltica ettiğinden beri kendi kalbine de yabancılaştı. Bugün adına “nüfus planlaması” ya da “doğurganlık hızının düşüşü” denilen istatistikî rakamlar, aslında ruhumuzun maruz kaldığı bu büyük bozgunun dökümüdür. Eğer bu ruhsal kuraklığa teslim olup kalplerimizi yeniden yeşertemezsek, inşa ettiğimiz teknik medeniyet, içinde tek bir insanın bile nefes alamadığı devasa bir mezarlığa dönüşecektir.

RUHLARDAKİ ÇÖLLEŞMEYİ YEŞERTECEK VAAT

İnsan neslinin devamı salt bir biyolojik çoğalmanın ötesinde, medeniyetin ruhunu ve asırlık değerleri geleceğe taşıyacak olan canlı köprülerin kurulmasıdır. Bu anlamda nüfusun artmasına yönelik atılan adımlar, sadece göstergelerin iyileştirilmesi olarak değerlendirilmemelidir. Her yeni doğum, kalplerdeki o tenhalaşmaya karşı verilmiş bir cevap, ruhlardaki çölleşmeyi yeşertecek bir vaattir.

Bugün nüfus artış hızının azalmasındaki mesele, sığ zihinlerin iddia ettiği gibi ne ekmek kavgası ne de geçim derdidir. Bu, bir varoluşsal firardır. Bir yandan modern birey “kusursuz ebeveynlik” denilen seküler dinin baskısı altında ezilirken, diğer yandan aslında bir rahmet pınarı olan evladı, kariyer yolculuğunda ayağına takılan bir performans engeli olarak görüyor. Göğe bakmayı unutan, sadece ekranlara ve aynalara hapsolan birey, bir nesli devam ettirmenin getirdiği yükü, sırtındaki bir “maliyet” kalemi olarak nitelendiriyor. Artık çocuk bir evin neşesi ya da geleceğin teminatı olmaktan ziyade konfor alanını ihlal eden, kariyer basamaklarını kayganlaştıran ve bireysel hazzın mutlakiyetini sarsan bir yabancı muamelesine maruz kalıyor.

MODERN İNSANIN SAHTE CENNETİNDEKİ BÜYÜK GEDİK

Şimdiki insan, kendi kimliğini inşa etmek adına kendinden sonrakine hayat verme iradesinden feragat ediyor. Sabır, tahammül ve fedakârlık, yani beşeri “insan” kılan duygusal mesai, yerini anlık hazların köleliğine bırakmış durumda. Çocuk büyütmek, bir medeniyet inşa etmektir. Fakat gelin görün ki modern birey, sadece kendi egosunun şantiyesinde bekçilik yapmayı tercih ediyor. İnsan kendi genetik mirasını geleceğe taşımaktan imtina ediyorsa, bu onun geleceğe dair bir umudunun kalmadığından değil, kendi “şimdi”sini hiçbir şeye feda edemeyecek kadar biricikliğine inanmasındandır. Fedakârlığın “ahmaklık”, sabrın “zaman kaybı” olarak kodlandığı bu düzende, ağlamasıyla uykuları bölen, bakımıyla bencillikleri terbiye eden bir can, modern insanın sahte cennetindeki en büyük gediktir. Nihayetinde sokakları çocuk sesinden arınmış bir medeniyet, aslında kendi dar ağacığını kurmuş fakat bunu “yeni normal” olarak alkışlayan bir kalabalığa dönüşmüştür.

Ekonomik zorluklar bahanesi, ruhun çoraklaşmasını gizleyen bir incir yaprağından ibarettir. Anadolu insanı en dar vaktinde, en çetin kıtlıkta bile ocağını tüttürmekten, neslini bereketlendirmekten geri durmamıştır. Çünkü o, rızkın Allah’tan, bereketin ise birlikten geldiğine teslim olmuştur. Kendi medeniyet tasavvurunu yitiren, Batı’nın hazcı ve bireyci yaşam kurgusuna râm olan zihinler için çocuk; özgürlüğün kısıtlanması, tatilin ertelenmesi, kendine ayıracak vaktin çalınması demektir.

Oysa bu bir intihardır!

MESELE İNSAN OLMANIN ŞEREFLİ YÜKÜNÜ OMUZLAMAKTIR

Bizi biz yapan aile bağlarının yerini “ben merkezli” bir yalnızlığa bırakması, uzun vadeli ve ulvi hedeflerin geçici konfor alanlarına kurban edilmesi, yaratılışın gereği olan paylaşma ve çoğalma iradesinin tüketim kültürünün dişlileri arasında ufalanması, hazin bir akıbetin habercisidir.

Eğer biz, yüzyıllar içerisinde inşa ettiğimiz değerleri performans odaklı bu sahte cennete feda etmeye devam edersek, yarın savunacak bir vatanımız, sevilecek bir torunumuz, hatta üzerine şiir yazılacak bir insanımız kalmayacak. Nüfusun azalması bir sonuçtur. Asıl sebep, kalplerin tenhalaşması, ruhların çölleşmesidir. Mesele ekmek değil, mesele insan olmanın ağır ama şerefli yükünü omuzlamaktan korkmaktır. Kendi sahte hürriyetini kutsayanlar, korkarım ki yarın o yalnızlık putunun altında ezilmeye mahkûm olacaklardır.

Başlıklar :ToplumHayatİnsan
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026