Gauck''un Türkiye ziyareti ve ''dost muhabbeti''

Almanya''daki ırkçılık, İslamofobi veya Türk düşmanlığına karşı ''dilsiz'' davranan Gauck''un Türkiye aleyhinde söylediklerine bazı kesimlerin sahip çıkması dikkatlerden kaçmamaktadır. Bu kişilerin iç politik hesaplarla, Gauck''un Türkiye basınında şov yapmasına izin vermesi/desteklemesi Almanya''ya mı hizmet edecektir yoksa Türkiye''ye mi? Cevabını size bırakıyorum.

Doç. Dr. Metin Aksoy
Gündem

Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck dört günlük Türkiye resmi ziyaretini sürdürüyor. Ziyaretleri sonrasında ortaya koyduğu açıklamalar gündemde yer edinmeye başladı. Gauck''un eleştirileri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yaptığı basın açıklamasında ''Dostlar kendi aralarında birbirini eleştirmeli'' diyerek başladı. ODTÜ''de eleştirilerinin dozunu artırarak devam etti. Türkiye''deki basın özgürlüğünden duyduğu kaygıyı, twitter ve youtube''un kapatılmasını kabullenemediğini açıkladı ve hukuk devletinin tehdit altında olduğunu gördüğü bir ülkeye karşı sesini yükseltebileceğini, kendisinin demokrasiden yana olduğunu ve içişlerine müdahale gibi yanlış anlaşılmaması gerektiğini açıklayarak ve eleştirilerine devam etti.

Tabii Gauck''un eleştirilerine katılmamakla birlikte dile getirdiği kaygıyı anlamaya çalışabiliriz. Gerçekten demokrasisini güçlendirmiş ve Avrupa Birliği içerisinde önemli bir güce sahip olan Almanya''nın bu eleştirilerini anlamaya çalışabiliriz. Ülkelerindeki sorunları çözdüğü için sıra bize gelmiş olabilir diye düşünebiliriz!

Fakat Sayın Gauck''un hukuk devleti hassasiyetinin, anlaşılan Almanya sınırlarına çıkınca bir hayli arttığını görmekteyiz. Çünkü Almanya içerisinde de göçmenlere yönelik sistematik dışlanma politikası uygulanmakta ve bunu Almanya''nın en yüksek makamından en düşük makamına kadar herkes bilmekte ve hissetmektedir. En net örnek eğitimdeki dışlamalardır.

GÖÇMEN OKULLARI

Bunun en güzel örneği de, 1990''lara kadar Sonderschule, 90''lar sonrasında Förderschule olarak bilinen (Teşvik okulları) yani ''Alman özürlü'' çocuklarının gittiği okullardır. Bu okulların yüzde 90''ı göçmen çocuklarından, geri kalan yüzde 10''sa Almanların spastik özürlü çocuklarından oluşmaktadır. Çoğunlukla Türk çocukların oluşturduğu bu okullarda derslerinden başarısız olduklarında veya iki kez üst üste sınıfta kaldıklarında öğrenciler otomatik olarak bu okullara gönderilebilmektedir. Bu konuda göçmen aileleri de yanlış veya eksik bilgilendirilmektedir.

Dersleri kötü olan çocukların ailelerine Almanca''nın yetersiz olduğundan bu çocukların başarısız olduğunu, eğer bir yıl sınıfta kalırsa ikici yıl daha başarılı olacağını ve bir üst sınıfa daha kolay geçebileceğini söyleyerek öğrencinin okulda kalması için ailenin onayı alınır. İlk yıl aile onayıyla sınıfta bırakılan göçmen çocukları, ikinci yılsa öğretmenler bırakmasıyla iki yıl üst üste sınıfta kalan bu öğrenciler otomatik olarak özürlüler okuluna gitmek zorunda bırakılmaktadır. Teoride bu okullardan tekrardan normal okullara çıkış varmış gibi gözükürken pratikteyse çıkış mümkün değildir. Teşvik okullarını bitirenlerinin yüzde 90''ı işsiz ve staj yapacak iş yerleri dahi bulamıyorlar. Toplumdan sistematik olarak dışlanan bu çocuklar ya bu dışlanmışlığı şiddete başvurarak tepki gösteriyor ya da ezik bir kişilik olarak hayatını devam ettiriyor. Diğer taraftansa Alman ceza evleri sistematik dışlanmışlıklara karşı duyulan nefret sonucunda göçmen gençleriyle dolmuş durumda. Göçmen çocukları kendilerine veya ailelerine yapılan ötekileştirmeyi şiddete başvurarak gösteriyor. Gettolaşıyor ve başarılı bir entegrasyon gerçekleşmiyor. Göçmenlerin çoğu entegrasyon kavramını asimilasyon olarak algılıyor veya Alman devletinin entegrasyon şemsiyesi altında asimilasyon istediğini hissediyor.

''DÖNERCİ CİNAYETLERİ''

Sayın Gauck''un hukuk devleti içerisindeki bu dışlanmışlıklar karşısında bu güne kadar neden sesini yükseltmediğini merak ediyoruz. Aile birleşiminde henüz ülkesine gitmeden kişileri dil kursuna gönderen ve bunu da iyi bir entegrasyon için zorunluluk olarak yansıtan bir göçmen politikasına sahip olan Almanya''nın bu konularda da sesini yükseltmesini bekliyoruz. Diğer taraftan ırkçı gruplar tarafından öldürülen evleri kundaklanan Türkleri ''dönerci cinayetleri'' diye aşağılayan bu cinayetlerin ucu Alman gizli istihbarat örgütüne çıkınca rafa kaldırılan dosyalar, her fırsatta göçmenleri, Müslümanları aşağılayıcı ve alaya alıcı haberleri ilk sayfalardan veren Alman medyası Sayın Gauck''u rahatsız ediyordur umarım.

Burada Başbakanımız Erdoğan''ın 2008''de gerçekleştiridiği Almanya ziyareti de hatırlanırsa, Başbakanımız''a Almanların ne kadar ''dost'' olarak muamele ettiklerini de görebiliriz. ''Erdoğan, Almanya''da Türk ilkokulları ve liseleri açmayı ve aynı zamanda Almanya''ya Türk öğretmenler göndermeyi önerirken tamamen iç işlerine karışıldığı ve Erdoğan''ın hadsiz, gereksiz, dinci, hesap sorulmalı gibi Alman siyasetçiler ve medyası tarafından karşılaşmadığı hakaret kalmamıştı. Almanya, Türkiye''de bulunan okullarını büyük bir övünç kaynağı olarak dile getirirken, kendilerinin bu söyleme dahi tahammül edememiş olmaları büyük bir ikilemi oluşturmaktadır.

Almanya Cumhurbaşkanı''nın bu konularda sesini neden bu güne kadar yükselt(e)mediğini gerçekten merak ediyorum. Uluslararası hukuk kurallarına, insan haklarına, demokrasiye, hukuk devletine aykırı olan tüm bu konular karşısında adım atılmamış olması ve Cumhurbaşkanı''nın sessizliği, itiraf ediyorum beni ve inanıyorum Almanya''da yaşayan göçmenleri korkutuyor. Son sözüm de Almanya''daki ırkçılık, İslamofobi veya Türk düşmanlığına karşı ''dilsiz'' davranan Gauck''un Türkiye aleyhinde söylediklerine bazı kesimlerin sahip çıkmasının ise dikkatlerden kaçmadığının görülmesidir. Bu kişilerin iç politik hesaplarla, Gauck''un Türkiye basınında şov yapmasına izin vermesi/desteklemesi Almanya''ya mı hizmet edecektir yoksa Türkiye''ye mi? Cevabını size bırakıyorum.