86 milyon: Çok mu az mı?

04:00, 07/09/2026, PazartesiG: Güncelleme: 07:31, 07/09/2026, Pazartesi
Yeni Şafak
86 milyon: Çok mu az mı?
Fotoğraf: Arşiv

Prof. Dr. Ainur Nogayeva - Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi

Türkiye’nin nüfusu 86 milyonu aştı. Doğum oranının hızla düşmesinden endişe duyulan bu ortamda bu veri ne anlama geliyor? Çok mu az mı? Kısa cevap: her ikisi de. Modern ve dinamik bir şekilde gelişen ülke için -çok ama günümüz nüfusu koruyarak geleceğe taşımak için ise az. “Neden bu çelişki?” derseniz bir karşılaştırma yaparak cevaplamaya çalışalım.

Dünyadaki yaklaşık 200 ülkenin yarısı gelişmekte olanlar; gelişmiş ekonomileriyle hızla “sınıf atlayanlar” ise “Asya Kaplanları”dır. Artan ekonomik ve işgücü rekabetiyle birlikte kişisel gelişim ve eğitim öncelik kazandı.

“LABORATUVAR ÇIKTISI” ÖRNEĞİ: GÜNEY KORE

Neden bu örnek? “Asya Kaplanları”ndan Güney Kore de 1980’lerde tam olarak Türkiye’nin bugün durduğu yerdeydi; nüfusu hızla artıyor, ekonomisi devleşiyordu. Ancak Koreliler, “büyürken yaşlanma” çelişkisini çözemedi; günümüzde nüfusu en az 2 olması gereken yenilenme düzeyinin çok altında, 0,72’lik doğurganlık hızıyla adeta eriyor.

Türkiye, 86 milyonu aşan dev potansiyeline rağmen, 1,50 altına inen doğurganlık hızıyla Kore’nin 30 yıl önceki durumunda. Seul’un düştüğü “demografik tuzağa” düşmemesinde ise gençler ve kadınlar kilit rol oynuyor.

EĞİTİM VE İSTİHDAMDA AMANSIZ REKABET

Becker’ın “Sayı-Kalite Teorisi”ne göre, toplumlar zenginleştikçe çocuk sayısı azalırken, çocuk başına yapılan yatırım artar. Güney Kore’de ise bu öngörü, gençler arasındaki yoğun eğitim ve kariyer rekabetiyle daha da belirginleşmiş ki çocuk sahibi olmak, bireysel gelişim ve başarı önünde ciddi bir maliyet olarak görüldü.

Ayrıca hükümetin geleneksel 5 çocuklu (üç oğul, iki kız) Koreli aile anlayışını kırmak için uyguladığı agresif nüfus planlama politikalarını da unutmamak gerekir. Halka, nicelik yerine nitelikli işgücü, kaliteli toplum anlayışı benimsetildi. Başta medya olmak üzere birçok alanda toplum zihninde “tek çocukla kaliteli ve mutlu aile” anlayışı yerleştirildi.

Bu çerçeveden günümüz Türkiye’deki gençlere baktığımızda çeşitli sınav yarışları, kendilerini geliştirme hırsı var ancak bunun yanında Türk devletinin “üç çocuk” tavsiyesi de var. Tavsiyeler de somut “aile kurma paketleri” ile, yani maddi destekleriyle pekiştiriliyor.

KORELİ KADININ İKİLEMİ

Kadın istihdamında Güney Kore örneği incelendiğinde literatürde “anne cezası” veya “çocuk cezası” (motherhood/child penalty) kavramı kullanılır. Başka deyişle, kadınların doğum iznine ayrılması kariyerinin sonu anlamına geliyor.

Güney Kore, dünyada kadının en eğitimli olduğu ama iş hayatında çocuk doğurduğu an en çok dışlandığı ülkedir. Sebebi de aşırı uzun çalışma saatlerine dayalı katı iş kültürü, doğum iznine ayrılan kadınların terfi sisteminde kalıcı olarak geride bırakılması ve çocuk ile yaşlı bakım yükünün tamamen kadına yüklenmesidir.

Tüm bunlara toplumdaki katı ataerkil kuralları da eklenince ülkede kadınlar yüksek eğitimlerine rağmen kariyer ile annelik arasında imkansız bir seçim yapmaya zorlanmakta, bu durum ise Güney Kore’nin dünyanın en düşük doğurganlık oranına sahip olmasına yol açmış.

Demograf Wolfgang Lutz tarafından geliştirilen teoriye göre, bir ülkede doğurganlık hızı 1,5’in altına düştüğünde toplumda yeni bir sosyal norm oluşur. Güney Kore bunu artık tersine döndüremiyor. Bunun için robotlaşma, yabancı iş göçü gibi yöntemlere başvurmaktadır.

TÜRKİYE’DE POZİTİF AYRIMCILIK

Soruyu kadın istihdamı bağlamında cevaplarken, devletin, kadınların iş hayatında var olmasını desteklerken bunu aile yapısının korunmasıyla bir bütün olarak gördüğünü söylemek mümkündür. Dolayısıyla ülkede “kariyer – annelik” dengesini kurmak için “iş ve aile yaşamının uyumlaştırılması” politikası yürürlüktedir.

Devlet, kadın istihdamı önündeki engellerin (kreş maliyeti, işverenin çekincesi vb.) farkındadır ve bunları çözmek için kimilerinin görmezden geldiği devasa mali teşvikler uygulamaktadır. Bunun için sadece yasal haklar tanımakla kalmayıp, işverenlerin SGK prim yüklerini üstlenmekte, İŞKUR projeleriyle nakdi çocuk bakım desteği sağlamakta ve KOSGEB ile devlet bankaların aracılığıyla kadın girişimcilere, erkeklere kıyasla daha yüksek hibe ve faizsiz kredi imkanları sunmaktadır.

Özetle devletin, pozitif ayrımcılığı sadece kâğıt üstünde bırakmayıp, milyarlarca liralık maddi teşvik, hibe ve esnek çalışma modelleriyle kadını sahada doğrudan finanse ettiği söylenebilir.

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ

2026’da her bir bağımlıya (çocuk ve yaşlı nüfus) karşı yaklaşık 2,1 çalışma çağındaki kişi bulunuyor; bu oran 2030’da 2,14’e kadar çıkabilir. Ancak 2060’ta 1,57’ye gerilemesi bekleniyor. Yani Türkiye’nin elinde hâlâ önemli bir demografik fırsat penceresi var ama bunu yüksek verimlilik ve kişi başına gelir artışına çevirmek için zaman daralıyor.

Eğer 1,5’in altındaki doğurganlık oranıyla birlikte kritik 1,7 çalışan/bağımlı sınırının da altına düşersek, “çocuksuz hayat” toplumda kalıcı bir sosyal norma dönüşebilir. Ya da geleceğin Türkiye’sinde toplum ikiye bölünecek: Geçim derdi, eğitim maliyetiyle kariyer baskısı yüzünden “doğurmayan/doğuramayan” modern şehirli sınıf ile nüfusu sırtlamaya çalışan alt gelir grubu. Yani “Biri doğurur, biri çalışır” ayrımı/ asimetrisi başlayacak. Güney Kore “Sadece çalışır” hatasına düştü ve şimdi milyarlarca dolar harcamasına rağmen hatadan geri dönemiyor, ekonomik ivmeden elde ettiği gelirleriyle telafi etmeye çalışıyor.

Türkiye için kritik soru ise: Güney Kore gibi kişi başı milli geliri 32 bin dolara ulaştıramadan nüfusumuz yaşlanırsa, yaşlı bakımını ve emeklilik sistemini hangi ekonomik güçle finanse edeceğiz?

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026