Ustanın eli değdi
04:00, 02/09/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 06:30, 02/09/2026, Çarşamba
Yeni Şafak

Fotoğraf: Arşiv
Bülent Acun - Din Hizmetleri Uzmanı
Fahr-i Kainât Efendimiz'in (sav) dünyamızı teşriflerinin sene-i devriyesinin tarifsiz huzuru, mutluluğu ve heyecanı içerisindeyiz. Bu günler Efendimiz'in siret ve sünnetini çeşitli yanları, yönleri, vecheleri ve cepheleriyle derinlemesine tefekkür etme günleri. İşte Alişan Kapaklıkaya’nın “Yüreğime Dokunan Eller” adlı kitabından alıntıladığım muhteşem bir öykü ve onun düşündürdüklerinden mürekkep mütevazi bir tefekkür denemesi…
İŞTE O ÖYKÜ
Bir müzayede salonunda tarihi değeri olan antik eşyalar satılıyordu. Sahnedeki görevli önce eşyalar hakkında bilgi veriyor, sonra da onları yüksek fiyata satabilmek için elinden gelen çabayı gösteriyordu. Eserlerin tamamına yakını satıldıktan sonra görevli satacağı son parça olan yıpranmış kemanı eline aldı. Herkesin görebileceği şekilde onu havaya kaldırdı. Keman oldukça eski görünüyordu. Üzeri tozlanmış ve yayları gevşemişti.
Görevli yüksek sesle sordu: Kalan son eser. İşte gördüğümüz bu kıymetli keman. Evet açılışı 100 dolara satıyorum. Var mı artıran?
Salondan ses çıkmadı. Çünkü keman oldukça eski ve yıpranmış görünüyordu, yayları da gevşemişti. Görevli yeniden sordu:
“Evet, bu eşsiz keman için yeniden soruyorum, yok mu arttıran?”
Salondakilerden yine ses yoktu. Görevlinin birkaç defa daha seslenmesine karşılık veren olmadı. Görevli kızgın bir ses tonuyla bağırdı:
“80 dolar” Cevap gelmedi. “50 dolar” Yine cevap gelmedi.“10 dolar” Orta sıralardan bir ses duyuldu: Alıyorum!
“Satıyorum, satıyoruuuuummm,saatttt”
Arka sıralardan bir ses duyuldu: Bir dakika!
Yaşlı bir adam yerinden kalktı muhatabında saygı uyandıran bir yürüyüşle sahneyle doğru ilerledi. Görevliye yaklaştı, kemanı aldı, önce tozlarını sildi, sonra yaylarını gerdi akort yaptı ve kısa bir parça çaldı. Kemanı görevliye verip yerine geçti. Görevlinin gür sesi salonu kaplıyordu: 10 dolar var mı arttıran?
“100 dolara alıyorum”
“500 dolar veriyorum”
Rakam gittikçe artıyordu.
“2000 dolar, 10.000 dolar, 40.000 dolar, 150 bin dolar”
Keman hiç kimsenin beklemediği çok yüksek bir fiyata satıldı. Salondakiler dağılırken içlerinden biri görevliye yaklaşıp sordu: Az önce 10 dolar bile etmeyen keman ne oldu da 500 bin dolara satıldı?
Görevli cevap verirken gülümsüyordu: Bir ustanın eli değdi.
REZİLET YERİN DİBİNE BATTI, FAZİLET GÖĞE YÜKSELDİ
Ustanın eli değdi; devr-i cehalet asr-ı saadet oldu.
Ustanın eli değdi; sinek öldürür gibi adam öldürenler karıncayı bile incitmez oldular.
Ustanın eli değdi; Yesrip Medine oldu.
Ustanın eli değdi; taş yağacak başlara taç giydirildi.
Ustanın eli değdi; o zamanın köleleri bütün zamanların sultanları oldu.
Ustanın eli değdi; İkbal’in ifadesi ile yol kesenler yol gösterici oldular.
Ustanın eli değdi; husumet kalpleri terk edip, yerini uhuvvete bıraktı.
Ustanın eli değdi; dün göğüs göğüse savaşanlar o gün gönül gönüle kucaklaştılar.
Ustanın eli değdi; birbirine amansız düşman kesilenler birbirine fevkalade düşkün hale geldiler.
Ustanın eli değdi; hiddet ve şiddetin yerini şefkat ve merhamet aldı.
Ustanın eli değdi; isyan toplumu bir anda itaat toplumuna dönüştü.
Ustanın eli değdi; birbirlerinin zahmeti olan insanlar birbirlerinin rahmeti oluverdi.
Ustanın eli değdi; rezilet yerin dibine battı, fazilet göğe yükseldi.
Ustanın eli değdi; yaşamak için ölenler, ölmek için yaşamaya başladılar.
Ustanın eli değdi; bütün iyilik, güzellik erdem ve faziletler hayalden hayata taşındı.
Ustanın eli değdi; yeryüzünde senlik ve benlik kalktı, saadet çağının kutlu simalarının üzerine Rahman esenlik indirdi.
Ustanın eli değdi; sosyal hayatta rekabet yerini refakate bıraktı.
Ustanın eli değdi; her şey benim olsun diyenler i’sarın zirvesinden her şey onun (kardeşimin) olsun diye haykırdılar.
Ustanın eli değdi; devri cehalette kirli izler bırakanlar, asr-ı saadette nurlu izler bıraktılar.
Ustanın eli değdi, kan davasının adı artık iman davası oldu.
Ustanın eli değdi; Mekke sokaklarında seslerini yükseltenler artık sözlerini yükseltmeye başladılar.
Ustanın eli değdi; o cinnet toplum gitti yerine cennet toplumu geldi.
Ustanın eli değdi; sosyal hayata kaygı değil, saygı hakim oldu.
Ustanın eli değdi; tahakküm zorbalığı yerle bir oldu tahakkümün yerini anlayış ve tahammül aldı.
FETRET TOPLUMU FITRAT TOPLUMUNA DÖNÜŞTÜ
Ustanın eli değdi; kir akan oluklardan nur fışkırır oldu.
Ustanın eli değdi; olur olmaz şeyler için gönül kıranlar her şeyleriyle kardeşlerinin gönüllerine girenlerden oldular.
Ustanın eli değdi; kalplerdeki kör inadın yerini dağ gibi sağlam bir itikat aldı.
Ustanın eli değdi; hayır ve iyiliklerin kilidi olanlar birden bütün güzelliklerin anahtarı oluverdiler.
Ustanın eli değdi; insanı cehenneme götüren kötülüklerin bağımlıları insanı cennete götüren iyiliklerin bağlıları haline geldiler.
Ustanın eli değdi; kitabına uydurmak yer ile yeksan oldu, kitaba uymak takva ile ihsan oldu.
Ustanın eli değdi; gökyüzündeki bütün yıldızlar insanlığa yön vermek için yeryüzüne indiler.
Ustanın eli değdi; devri cehaletin taş kalpli insanları asr-ı saadetin ipek gönüllü insanları haline geldi.
Ustanın eli değdi; güçlü olan haklı iken, haklı olan güçlü duruma yükseldi.
Ustanın eli değdi; süfli şeyler için oluk oluk kan dökenler ulvi gayeler için sel gibi gözyaşı döker oldular.
Ustanın eli değdi; kabalık ve bedeviliğin kölesi olmuş niceleri nezaket ve medeniliğin sultanı oldular.
Ustanın eli değdi; Fetret toplumu tam bir fıtrat toplumuna dönüştü.
Ustanın eli değdi; alelade bir hayat sürüp tarih olacak insanlar fevkalade bir hayat ile tarih yazan kahramanlar oldular.
Ustanın eli değdi; dünyanın şekillendirdiği zihinler dünyayı şekillendiren zihinlere dönüştü.
Ustanın eli değdi; yaşamak için öldürmelisin rezileti yaşatmak için gerekirse ölmelisin faziletine inkılab etti.
Ustanın eli değdi; birbirlerinin kurdu olanlar, o elin bereketiyle birbirlerinin yurdu oldular.
Salat ve selam ustalar ustasının rehberlerin en hasının, alinin, ashabının ve sünnetine tabi olan ümmetinin üzerine olsun.