Hafızamızdan silinen zaferler: Merzifon Muharebesi

04:00, 26/08/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 07:11, 26/08/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
Hafızamızdan silinen zaferler: Merzifon Muharebesi
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım

Sultan Alparslan’ın Malazgirt Muharebesinden sonra Birinci Kılıç Arslan’ın Merzifon Muharebesi de okullardaki tarih kitaplarında konu edilmelidir. Zira birkaç cümle ile geçiştirilecek kadar basit bir mücadelenin çok ötesinde bir zaferdir.

Prof. Dr. Ahmet Kavas - İstanbul Ticaret Üniversitesi

Üç kıtada varlık gösterebilmek için büyük mücadeleler veren Türklerin savaş meydanlarındaki zaferleri, ders kitaplarına yaşandığı yıllara göre sadece başlıklarıyla yazılsa herhalde başka konulara fazla yer kalmaz. En doğuda Büyük Okyanus kıyılarından güneydeki Hint Okyanusu’na ve batıda ise Atlas Okyanusu ile çevrelenen kara parçalarının hepsinde unutulması imkânsız izler bırakan en etkili bir milleti anlatmak zor. Dahası asırlarca Akdeniz, Karadeniz ve Kızıldeniz’de yegâne hâkim gücü temsil ettiler, kurdukları onlarca devletin iktidarda kalma süreleri kimi zaman asırlarca sürmüştü. Sınırları ise bazen Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının en hayatî iç bölgelerine kadar uzanmıştı. Muhtemelen hepsinin ortak mirası ve kalbî noktasını ise bugün Türkiye coğrafyası özetleyen bir geçmişe sahip.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte de Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan 16 Türk devleti dahil özellikle Selçuklu ve Osmanlı mirası hafızalarda unutulmaz hatıralarla yad edilmektedir. Hassaten bu son devletin varlığına mühür vuran özel günler arasında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı başta olmak üzere 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Atatürk’ü Anma, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı ile son olarak bunlara ilave edilen 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü dahil millî bayramlarımız yanında manevî değerlerimizin merkezindeki Kurban ve Ramazan bayramları dediğimiz dinî bayramlar resmî tatil olarak kutlanmaktadır. Bunlarla beraber kökü yaklaşık yüzlerce yıl geriye giden Malazgirt Muharebesi, İstanbul’un Fethi, Çanakkale Zaferi gibi önemli tarihî günleri de millet olarak idrak ediyoruz.

MAZİNİN EN ŞANLI ZAFERİ

26 Ağustos 1071 günü kazanılan Malazgirt Muharebesi mazinin en şanlı Türk zaferi olarak 20. yüzyıla kadar zihinlerde bir şekilde kıymetini korudu. Ancak toplumumuzun gündemine her yıl hatırlanan bir zafere dönüşmesi 1990 yılında Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın katılımına kadar yerel askeri geçit ve mülkî amirlerin kutlamalarıyla sınırlı kaldı. İlk defa 2018’de Muş’un Malazgirt ilçesinde tahsis edilen 238 hektarlık arazide inşa edilen “Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihî Millî Parkı” yapılarının inşa edildiği mekânda 23-26 Ağustos günlerinde her yıl devlet töreni düzenlenmektedir. Anma günü tarihi olarak İstanbul’un Fethi’nin 500. yılının 1953 yılına denk gelmesi sebebiyle ön fikirler 1930’larda gündeme alınmışsa da 1940’larda ilk çalışmalar başlatılmış ve öngörüldüğü gibi 1953’te birincisi düzenlenebilmişti. Aslında bugünü ilk defa 1914, 1915 ve 1916 yılında tören olarak kutlama adeti başlamışsa da Birinci Dünya Savaşı’nın sıkıntılı günlerinde terk edilmişti.

KUT ZAFERİ BAYRAMI

Coğrafyamızdaki anma törenlerinin en köklülerinden birisi yerel anlamda 1281 yılından itibaren yayla dönüşünde “toy” ve “yörük şenlikleri” önemli bir faaliyet olarak devam etmişti. Padişah İkinci Abdülhamid 1895 yılında bu faaliyeti devletin takvimine alarak resmileştirmişti ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde de 1946 yılına kadar 51 yıl aralıksız devam ettirilmişti. Şimdilerde “Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri adıyla devlet erkanının da iştirakiyle devam ettiriliyor. 1914-1915 yıllarındaki Sarıkamış Harekâtı 2003 yılına kadar uzun yıllar yerel idarecilerin katılımıyla sınırlı bir faaliyet olmanın ötesine geçirilemedi. Çanakkale Zaferi de 18 Mart 1915 tarihinde zafer henüz henüz tamamlanmışken “Şehitleri Anma Günü” adıyla millî bir güne dönüştürülmüştü. 29 Nisan 1916 tarihinde İngilizlere karşı kazanılan Kutü’l-Amâre Zaferi için de hemen o seneden itibaren “Kut Zaferi Bayramı” adıyla 1946 yılına kadar her sene anma törenleri yapıldı. Ancak İkinci Dünya Savaşı sonrası Batı ile geliştirilen temaslar bahane edilerek bu tarihî iz hafızalardan silindi. Dahası 2010’lu yılların sonuna kadar da hatırlayan pek olmadı.

HAÇLILAR KILIÇ ARSLAN’IN YOKLUĞUNU FIRSAT BİLDİ

1071 Malazgirt Zaferi’nin Türk devlet geleneğinde kazandığı değeri tartışmasız herkes tarafından kabul edilmektedir. Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan’ın bugün İran adıyla bildiğimiz ülke merkezli Asya’nın büyük bir kısmında sağladığı geniş bir hükümranlık alanı vardı. Bağdat’ın idaresini Büveyhilerden 1055 yılında ele geçiren Tuğrul Bey gibi o da Mısır’daki Fâtımîler’e son verme teşebbüsüne girişti. Ancak Anadolu içlerinde Bizans ordusunun ilerlediğini haber alınca derhal tüm hazırlığını bu savaşa yönlendirip büyük bir zaferle çıktı. Anadolu’da kısa zamanda büyük bir yerleşme sürecini başlatıp kardeşi Kutalmış’ın oğlu Süleyman Şahı bugünkü Batı Anadolu bölgesine yerleştirdi. Onun İznik merkezli kurduğu Anadolu Selçuklu Devleti henüz 20. yılını doldurmuştu ki 1096 yılında büyük bir Haçlı saldırısına uğradı ve başşehrini kaybetmesi büyük umutsuzluğa sebep oldu.

Papalığın İstanbul’daki Bizans İmparatorluğu’nun da desteğini alarak Anadolu’ya 1096 yılında gönderdiği Haçlı ordusu Birinci Kılıç Arslan’ın Malatya’yı ele geçirmekle meşgul olduğu sırada yokluğundan istifade ederek İznik ve Kudüs’e giden güzergahtaki yerleri ele geçirdi. Haçlılar büyük bir dinî coşkularıyla yollarına devam ederek büyük zorluklara rağmen 1099 yılı sonunda Anadolu’yu merkezinden geçerek Filistin topraklarına ulaştılar. Kudüs’ü Büyük Selçuklu idaresinden alan Fâtımîler onlar karşısında direnç gösteremediler ve teslim edilen şehir halkının Müslüman nüfusunun tamamı kılıçtan geçirildi. Avrupa’da Papa bu sefere katılanların çok sevap kazandıklarını, gidemeyenlerin de aynı şekilde davranmadıkları takdirde günah işleyecekleri konusunda tüm Katolikleri yeni bir mukaddes yolculuğa verdirttiği vaazlarla ikna etmek için çok gayret etti.

BEŞ GÜNDE ETKİSİZ HALE GETİRİLDİLER

Papalığın her daim en fazla etki ettiği ülkelerin başında gelen İtalya’nın Lombardiya bölgesindeki her yaştan gönüllü, 1100 yılı Eylül ayında yola çıkarıldı. Almanlar ve Fransızlar da toparlanıp hazırlıklarını tamamlayıp bunları takip ettiler. Kışı Bulgaristan’da geçiren bu birliklerin başında belli soylular ve şövalyeler vardı. Ama hepsinin tek bir idarî merkezden yönetildiği emir komuta düzenleri yoktu. Geçtikleri Doğu Avrupa bölgelerinde yerel halka çok eziyet ettiler ve mallarını gasbetmeleri Bizans İmparatoru’nu çok kızdırdı. Epeyce kavgalı geçen yolculukları sonunda İstanbul’a surları aşıp içeri girmek istediklerinde Bizans İmparatoru Aleksis Komnenos onların yağmacılığını görüp izin vermedi. Derhal bunları İzmit tarafına geçirerek şehirden uzaklaştırdı. Ankara’ya kadar ilerlediler ve fazla direniş görmeden burasını aldılar. Fakat Lombardiyalılara askeri anlamda destek veren Fransız ve Alman şövalyelerinin Birinci Haçlı ordusu gibi Konya yönüne devam etme tekliflerini reddettiler. Zira Danişmend Emiri Gazi Gümüştegin’nin Antakya’da esir alıp Niksar Kalesi’nde tuttuğu Kont Bohemond’u kurtarmak en birinci amaçlarından birisiydi. Birinci Haçlı ordusundan farklı davranıp Çankırı ve Kastamonu üzerinden doğuya doğru ilerlediler. Zorlu bir yolculuk ve Birinci Kılıç Arslan’ın yakın takibinden de ciddi zarar görmelerine rağmen 4 Ağustos günü Merzifon ovasına ilerlediler. İki ordu burada 5 Ağustos 1101 tarihinde gün boyu devam eden büyük bir savaşa giriştiler. Bazı tarihçiler beş tümen halindeki Haçlıların tam etkisiz hale getirilmelerinin beş gün sürdüğünü kaydetmektedirler.

PAPALIĞIN HAYALLERİ SUYA DÜŞTÜ

Birinci Kılıç Arslan savaş taktiklerinin her birini devreye büyük bir maharetle devreye koyarak özellikle Danişmend Emir Gazi Gümüştegin, Harran Emiri Rıdvan ve Halep Emiri Karaca’dan da askerî destek aldı. Haçlı saldırıları arasında özellikle dönemin Selçuklu ve Arap tarihçilerinin çok az bahsettiği ama Batılı tarihçilerin bir kısmınca en ince ayrıntılarına kadar anlattıkları bu savaş bazıları tarafından ise bilinçli bir şekilde dikkatlerden uzak tutuldu. 1071 yılında Malazgirt’te Bizans’ın güçlü ordusunu hezimete uğratan Sultan Alparslan’ın mirasını kendine rehber edinen Birinci Kılıç Arslan tam 31 yıl sonra kazandığı bu zaferiyle Haçlıların tüm hayallerini sona erdirmişti.

Sultan Alparslan Anadolu’nun kapılarını Türklere açmış iken Birinci Kılıç Arslan, Malatya kuşatması sebebiyle koruyamadığı Anadolu Selçuklu Devleti’ni yeniden ihya edecek olan Merzifon Muharebesi sonuçları itibarıyla tüm bölge tarihini değiştiren bir zaferdir. Birinci Haçlı Saldırısı’nın ardından gelen bu ilk kolda yer alan çoğu Lombardiyalı Haçlı Ordusu’na yetişemeyen ikinci ve üçüncü kol Konya üzerine yöneldi. Kılıç Arslan, Merzifon Muharebesi’nden sadece bir ay sonra Konya Ereğli civarında bunları da dağıtınca Anadolu’yu Kudüs yolunda en önemli güzergâh yapmak isteyen Haçlıların tüm hayallerini 1147 yılındaki İkindi Haçlı Saldırısına kadar yaklaşık 50 yıl öteledi. Kont Bohemond kurtarılamadığı gibi bir daha kolay kolay yeni bir Haçlı ordusu Avrupa’dan yola çıkarılamadı. Bu savaşa katılmamakla birlikte bugün Almanya’nın önemli şehirlerinden Aachen şehrinde doğan tarihçi Albertus Akensus sağ kurtulup ülkelerine dönen soylular ve askerlerden dinlediklerini 1125 yılında tüm ayrıntıları ile kaleme aldı. Bir diğer Alman tarihçi olan Ekkehard ise bizzat katılmış olduğu bu savaşın yaşandığı andan ziyade öncesi hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir. Bu haçlı ordusuna katılanlar konusunda rivayetler muhtelif olup 300 bin kişiye kadar her yaştan asker ve sivil olduğunu ileri sürenler yanında 125 bin, 100 bin, 70 bin, hatta 20 ila 50 bin gibi sayı verenlere de rastlanmaktadır.

YÜREKSİZLERİN HAÇLI ORDUSU

Savaş alanında Haçlı ordusunun en az dörtte üçünün etkisiz kılındığı, sağ kalanların esir edildikleri, çok azının ise canını kurtarıp Bafra üzerinden Karadeniz sahiline ulaşarak İstanbul’a döndükleri bilinmektedir. Avrupa’da ilk Haçlı saldırısının bu üç kolun aynı yıl içinde Sultan Birinci Kılıç Arslan’ın bilhassa Danişmend Gazi Gümüştekin’den aldığı büyük destekle hezimete uğratması Papalığın tüm itibarını yerle bir etti. Hiç hatırlamak istemedikleri bu geniş çaplı mücadeleye “Yüreksizlerin Haçlı Ordusu” dediler. Çok önemli komutanları dahil yanlarında taşıdıkları ve dinî anlamda büyük önemi haiz bazı emanetleri de kaybettiler. Dahası Avrupalı Hrıstiyanların dinî duygularını suistimal ettikleri için Katolik dünyada Papalığın ciddi anlamda güven kaybetmesine sebep oldular. Ortodoksluğun temsilcisi Bizans İmparatoru Alexius’un kendilerine ihanet ettiğini, Türklerle iş birliği yaptığını, böylece kendine rakip gördüğü Kont Bohemond da bir müddet daha Niksar Kalesi’nde esir kalmasına dolaylı sebep olduğunu iddia ettiler.

Sultan Alparslan’ın Malazgirt Muharebesinden sonra Birinci Kılıç Arslan’ın 5 Ağustos 1101 tarihindeki Merzifon Muharebesi, okullardaki tarih kitaplarında konu edilmelidir. Zira birkaç cümle ile geçiştirilecek kadar basit bir mücadelenin çok ötesinde bir zaferdir. 1101 yılında Anadolu’nun içlerinde yaşanan üç haçlı saldırısının kaybedilmesi Avrupa için utanç duyulacak bir hezimet olması, utulmayı gerektirdiği için bilinçli bir hafızadan silmedir. Onlardaki menfi tavır bize de yansımış ve maalesef sanki hiç yaşanmamış ve bizim için de hiç yaşanmamış bir hadiseye dönüştürülmüş. Nice şanlı zaferimiz gibi her yıl hatırlanarak hafızamızda yeniden yerini alması, toplumumuzun ortak bilincine işlenme zamanı geldi.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026